Çanakkale Savaşı İle ilgili bilinmeyenler

2 views
Skip to first unread message

sile75web

unread,
Nov 3, 2007, 7:56:24 PM11/3/07
to Şile 75.Yıl
Çanakkale ile ilgili bilinmeyenler...

--------------------------------------------------------------------------------
(Bu makale, teknolojinin her şeyi çözeceğine inanan teknoloji
budalalarına ithaf edilmiştir)

Aç ve perişan halkın dişinden tırnağından artırarak devletine
kazandırmak
istediği ve parası peşin ödenmiş iki savaş gemimize İngilizlerin göz
göre
el koyduğunu, tüm ültimatomlarımıza rağmen paramızı geri
ödemediklerini ve
bu gemilere daha sonra askerlerini doldurarak Çanakkale'ye
yolladıklarını
________________________________


Enver Paşa'nın Alman hayranlığının bize 500 bin vatan evladına ve bir
imparatorluğun tasfiyesine neden olduğunu, Almanlarla yapılan gizli
anlaşmanın kabinedeki bakanlardan bile gizlendiğini, aradan yüz yıl
geçmesine rağmen yabancı hayranlığı hastalığımızın geçmediğini,
sadece
hayran olunanların değiştiğini
________________________________


Sultan Abdülhamid'in olayları kırk yıl önceden görerek Çanakkale'deki
tabyaları güçlendirdiğini ve elden geçirdiğini, Bazı yeni tabyaları
inşa
ettirdiğini, O'nun yaptığı çalışmaların belki de savaşın seyrini
değiştirdiğini
________________________________


İngilizlerin daha savaş ilan edilmeden Seddülbahir'i bombaladıklarını
ve 86 şehit verdiğimizi
________________________________


Avustralya'nın ve Yeni Zelanda'nın gençlerinin "Avrupa'yı Almanlardan
kurtarmak ve Avrupa'nın özgür kalmasını sağlamak" propagandasıyla
toplandığını, Bu gençlerin daha önce Gelibolu denilen yerin adını bile
duymadıklarını
________________________________


İkinci çıkarma için savaşa giden bir Avustralya askerine nereye
gittiğini
soran bir yaşlı adama "Türkler buraya gelip yerleşecekler, onları
öldürmeye
gidiyoruz" dediğini, bu söz üzerine yaşlı adamın binlerce
kilometrekarelik
çöle doğru baktığını ve "Eee gelsinler ne olacak ki burada yer
çok" dediğini
________________________________


Padışahın "Cihad" ilanını duyan ve Avustralya'da yaşayan iki zenci
müslümanın, Türklerle savaşa giden birliğe ateş açtığını ve orada
şehit edildiklerini, Orada bulunan ve olayı yaşayan Avustralyalıların
bu olayın nedenini uzun süre anlayamadıklarını
________________________________


İngiliz-Fransız donanmasının Gelibolu öncesi 200 yıldır hiç
yenilmediğini,
dünyanın gelmiş geçmiş en iyi donanması olarak bilindiğini, bu
donanmanın
bayraklarını gören Türklerin topukları yağlayıp kaçacaklarını
düşündüklerini, daha da trajik olanı bu düşünceye saplantı derecesinde
inandıklarını
________________________________


İngiliz-Fransız donanmasının seksen parça gemiyle boğaza saldırdığını,
gemilerden birinin adının "Agamemnon" olduğunu, Agamemnon'un binlerce
yıl
önce Truva'ya saldıran Yunan ordusunun kalleşçe yöntemler kullanan
komutanının adı olduğunu
________________________________


Agamemnon'un yaşadığı topraklarda doğmasına rağmen kanının son
damlasına
kadar Türk olan ve kendisini Anadolulu hisseden Mustafa KEMAL'in
Çanakkale
zaferi sonrası öldürülen Truva kahramanını "Hektor'un İntikamını
Aldık"
diyerek unutmadığımızı ve Truvalıların bizim için ne anlama geldiğini
en
güzel şekilde ifade ettiğini
________________________________


İngilizlerin sabah saatlerinde girdikleri boğazı ellerini kollarını
sallayarak, canlarının istediği her yeri bombalayarak
geçebileceklerini
zannettiklerini, Akşam beş çayını Marmara denizinin ortasında içmeyi
planladıklarını, İstanbul üzerine bahisler
kurduklarını
________________________________


Şair deyince insanların aklına terbiye, iman ve insanlık sahibi yüce
kişiliklerin geldiği (Mehmet Akif ERSOY gibi), İngiliz şairlerin de -
hem
de yüksek ideallerle- savaşa katıldığını, bu ideallerini günlüklerinde
"Lokum ve halıları yağmalamak, Ayasofya'nın çinilerini sökmek,
İstanbul'un
en güzel lokantalarında balık yemek" olarak yazdıklarını
________________________________


Yüzlerce yıl Osmanlının ekmeğini yemiş olan ve Osmanlıdan sadece saygı
ve hoşgörü görmüş olan gayr-i müslimlerin, İngiliz-Fransız
donanmasının gelmekte olduğunu haber alınca İstanbul'da sevinç
gösterileri yaptığını
________________________________


Bu tehlikeli gelişmeler karşısında devleti yönetenlerin başkenti
Eskişehir'e taşımayı düşündüğünü, hatta gerekli binaların
ayarlandığını,
gitmesi için teklif götürülen devrik Sultan Abdülhamid'in bu teklife
şiddetle karşı çıktığını, "Biz İstanbul'u alırken Bizans İmparatoru
kanının
son damlasına kadar savaştı ve öldü Ben ondan daha mı az şerefliyim!
Gelirlerse burada savaşır ve ölürüz" dediğini, bu sözler üzerine
payitahtın
utandığını ve İstanbul'da kalmaya karar verdiğini, Direkten dönen bu
düşüncesizliğin belki de askerimiz üzerinde korkunç bir moral çöküntü
yaratmış olabileceğini
________________________________


Osmanlı Devletinin elinde sadece 26 deniz mayını kaldığını, Nusret
(Yardım)
gemimizin kaptanının (Tophaneli Hakkı Binbaşı ) mayınları nereye ve ne
zaman
bırakması gerektiğini bir gece önce rüyasında bir yüce kişi tarafından
kendisine bildirildiğini, Bu mayınların hiç akla gelmeyecek biçimde
Ertuğrul koyunda kıyıya paralel olarak döküldüğünü, İngilizlerin
boğazı
defalarca dikine kontrol etmelerine rağmen bu mayınları tespit
edemediklerini çünkü Nusret'in bu mayınları son mayın kontrolünden
sonra
sabaha karşı bıraktığını
________________________________


Donanma boğazı geçmeye başladığında düşük top menzilli Fransız
gemilerinin
taktik gereği tabyalarımızı şaşırtmak için öncü atışlar yaptıklarını
daha
sonra arkalarından gelen uzun menzilli İngiliz gemilerine yol açmak
için
kenara kaydıkları Bu kayma esnasında kıyıya paralel yerleştirilen
mayınlara çarptıklarını, büyük bir panik yaşandığını, ortalığın
karıştığını, gemilerin birbirine girdiğini, 200 yıldır yenilmeyen
dünyanın
en büyük donanmasının iki saatte dağıldığını Türklerin batan düşman
gemilerindeki savunmasız askerlere ateş etmeyi bıraktıklarını ve diğer
gemilere ateş ettiklerini Bunu gören İngiliz komutanlarının -
muhtemelen kendileri
tersini yapmış olacakları için- olaya bir anlam veremediklerini Her
fırsatta bize insan hakları, medeniyet, modernite tokatları
patlatanların
o gün aldıkları bu insanlık dersi karşısında şok geçirdiklerini
________________________________


Edremitli Seyit Onbaşının, Topun ağzına mermi süren vinç tesisatı
bombardımanda kullanılamaz hale gelince "Ya Allah Bismillah" diyerek
üç
tane 275 kiloluk mermiyi tek başına arka arkaya kaldırarak yatağa
sürdüğünü
ve ateşlediğini, bu işlemi yapabilmesi için her defasına üç basamaklı
metal
bir merdivenden çıkması gerektiğini, üçüncü atışta İngilizlerin
"Ocean"
zırhlısının dümenini parçaladığını, dümeni kırılan "Ocean"ın sarhoş
bir
serseri gibi mayınlara sürüklendiğini bir mayına çarparak havaya
uçtuğunu ve yirmi dakika içinde battığını
________________________________


Bu olayın ertesinde bölük komutanının Seyit Onbaşıyı çağırttığını,
aynı
mermiyi kaldırmasını istediğini ancak Seyit Onbaşının bunu
başaramadığını Bunun üzerine Komutanın "Bu merminin tahtadan bir
maketini getirsinler, Bu yiğidin fotoğrafını çeksinler" diye emir
verdiğini, Bu fotoğrafın hepimizin çok iyi bildiği ve Seyit Onbaşının
günümüze ulaşan tek fotoğrafı olduğunu
________________________________


Cumhuriyet kurulduktan çok sonra Mustafa KEMAL'in Edremit'i ziyareti
sırasında Seyit Onbaşıyı sorduğunu ve Kaymakam dahil kimsenin
bilmediğini Kaymakamın Seyit Onbaşı'yı Mustafa KEMAL'in huzuruna
çıkarmadan önce kılığını beğenmeyip, tıraş ettirip takım elbise
giydirdiğini, bu olayın Mustafa KEMAL'i derinden yaraladığını Kaymakam
dahil orada bulunan herkesi azarladığını Seyit Onbaşının ölene kadar
ormancılık yaparak sefalet içinde perişan yaşadığını
________________________________


Nusret Mayın gemisinin yakın zamana kadar Mersin'de demirli olduğunu
ve
ömrü dolduğu için jilet yapılmasının planlandığını, sırf bu ihtimalin
bile
Türk Milleti adına yüz kızartıcı bir utanç levhası olarak kalacağını,
birkaç vatanseverin çırpınışıyla şimdilik bu olayın durdurulduğunu
____________________________________


İngilizlerin 18 Mart faciasının suçlusu olarak mayın
taramacıları sorumlu tuttuğunu, Hepsinin kurşuna dizdirildiğini, savaş
bittikten yıllar sonra her iki ordu arşivleri açıklanıp gerçekler
öğrenilince bu askerlerin
ailelerinden özür dilendiğini, tazminat ödendiğini, iade-i itibar
yapıldığını ve şerefli birer asker olarak öldüklerini ilan ettiklerini
________________________________


İngiliz-Fransız ortaklığının boğazı donanmayla geçemeyeceklerini
anlayınca
onlara geçit vermeyen Türk topçularını arkadan ele geçirerek
temizlemek için çıkarma harekatı yapmaya karar verdiklerini, bunun
için Mısır'da piramitlerin dibinde, sömürgelerinden getirdikleri on
binlerce askeri toplayıp "Nasıl olsa orada
Türklerle işimiz çok kolay olacak" diyerek bu askerlere baştan savma
bir
eğitim verdiklerini, Burada toplanan askerlerin 16 farklı ülkeden
geldiğini, Aralarında Müslümanların bile olduğunu, daha sonra bu
askerlerin
savaş esnasında kandırıldıklarını anlayıp taraf değiştirdiklerini,
Burada
toplanan askerlerin büyük çoğunluğunun çapulcular gibi davrandığını,
kahire
sokaklarında yapmadıkları rezilliğin kalmadığını
________________________________


Mısırda toplanan askerlerin kayıtlarını tutan bir katibin sürekli
"Australia and New Zealand Army Company/ Avustralya ve Yeni Zelanda
Ordu
Birliği" yazmaktan sıkıldığını pratik bir çözüm olarak bu kelimelerin
baş
harflerini alarak ANZAC kısaltmasını bulduğunu, bu kısaltmanın dünya
tarihine geçtiğini
________________________________


İngilizlerin çıkarma harekatını ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını,
akıntı ve hava durumu dahil yaptıkları hiçbir hesabın tutmadığını,
aralıklarla çıkmaları gereken geniş kumsala değil, dar bir koya ve
kalabalık bir şekilde çıkmak zorunda kaldıklarını, karşılarında ise
Ezineli
Yahya Çavuş ve 62 kişilik takımı dışında hiçbir birliğimizin
olmadığını
________________________________


Türk ordusunun başındaki Alman Liman Von Sanders Paşa'nın çıkarma
beklenen
bölgeleri kasıtlı olarak yanlış hesapladığı, İngilizleri ve Türkleri
olabildiğince birbirine kırdırarak İngilizlerin dikkatini bu bölgeye
çekmeyi, bu sayede Avrupa'da savaşan Alman askerlerinin karşısında
daha
zayıf bir askeri güç olmasını ve Alman birliklerini rahatlatmayı
amaçladığını, bu gizli hesabın her iki taraftan da 500 bin cana mal
olduğunu, bunun ispatlanamamış bir iddia olduğunu, Tüm savaş boyunca
Liman Paşanın hiçbir askeri tahmininin tutmadığını, aradan yüz yıl
geçmesine rağmen bu şüphenin hala kafaları kemirdiğini
________________________________


Çanakkale savaşlarındaki en büyük askeri dehaların Mustafa KEMAL ve
Esat
Paşa olduğunu, düşmanın her hamlesini doğru tahmin ettiklerini,
yaptıkları
kritik hamleler ve aldıkları cesur kararlarla savaşın seyrini
değiştirdiklerini, gelişen olaylar neticesinde askerlerinin de yüksek
güvenini ve hayranlıklarını kazandıklarını, bir işaretleriyle
emrindekilerin hiç düşünmeden ölüme koştuklarını İngiliz ve Fransız
Kurmaylarının bu kadar zor şartlarda çarpışan Türk ordusunun bu kadar
akıllıca sevk ve idare edilebilmesine anlayamadıklarını, Zaten onların
tüm
savaş boyunca olan biten hiçbir şeyi anlayamadıklarını

________________________________


Çıkarma beklenmediği için küçük bir takımdan başka hiçbir askeri
birliğin
bulunmadığı koya çıkan 4000 İngiliz askerine Yahya Çavuş ve
arkadaşlarının
eski tip piyade tüfekleriyle 18 saat boyunca karşı koyduğunu, mermi
israfı
yapmamak için asla tek dolaşan hedeflere ateş edilmediğini, neredeyse
hiçbir mermi israfının yapılmadığını, adamların orada çakılı
kaldığını, bir
santimetre ilerleyemediklerini, takım komutanlarının üstlerine
telsizlerinden verdikleri raporlarda karşılarında kalabalık bir
makineli
tüfek (!) birliğinin bulunduğunu bildirdiklerini, dışarıdaki kıyımı
gören
İngiliz askerlerinin çıkmak istemediklerini bunun üzerine
komutanlarının
onlara arkalarında ateş ederek zorla savaşmaya gönderdiklerini Havadan
savaşın seyrini takip etmekle görevli bir İngiliz pırpır uçağının
pilotunun
kıyıdan 50 m kadar açığa kadar denizin kıpkırmızı kan ile dolduğunu
gördüğünü, bunun hayatında gördüğü en korkunç şey olduğunu söylediğini
ve
muhtemelen aklını oynattığını
________________________________


Ezineli Yahya Çavuş ve arkadaşlarının hepsinin orada şehit olduğunu Bu
çarpışma ve şehadetin belki de savaşı kurtardığını, bu bölgeye çıkarma
yapıldığını haber alan diğer birliklerin bölgeye yetişmesi için
gereken
zamanın kanla kazanıldığını
________________________________


Bir bölgeye çıkarma yapan 2000 kişilik İngiliz ve Fransız bölüğünün o
bölgede bulunan selvi ağaçlarını Türk birliği sandıklarını, hepsinin
kaçarak bölgeyi terk ettiklerini, bu olayın yıllar sonra kendi
raporlarından ve yazılı kaynaklarından öğrendiğimizi, kimsenin nasıl
olup
ta 2000 kişinin aynı anda hayaller gördüğünü açıklayamadığını
________________________________


Tüm çıkarma harekatı boyunca İngilizlerin yılan gibi sinsice
davranmaya
çalıştıklarını, Başta Anzak birlikleri olmak üzere diğer tüm sömürge
askerlerini hep kendilerine kalkan olarak kullandıklarını Ölümün kesin
olduğu taarruzlarda öncü siper birlikleri olarak hep bu askerlerin
kullanıldığını Mel GIBSON'un gençlik yıllarında başrol oynadığı
"Gallipoli" adlı sinema filminde bu
konuya inceden göndermeler yapıldığını
________________________________


İngilizlerin tüm savaş boyunca hata üstüne hata yaptıklarını, aptalca
kararlar aldıklarını, emir-komuta zincirlerinde sürekli kopukluklar
olduğunu, verilen önemli emirlerin asla yerine ulaşmadığını, kimden
geldiği belli olmayan emirlerle önemli stratejik hatalar yaptıklarını,
mevzi ve can kaybının bu nedenle çok artığını, İngiliz savaş
kaynaklarında,
askerlerin anılarında ve araştırma eserlerinde bunun gibi yüzlerce
olay
yaşandığını
________________________________


Gelibolu siper savaşlarının tarihin gördüğü en acıklı savaş olduğunu,
on binlerce askerin savaştığı düşman askerini bir kere bile göremeden
can
verdiğini, İngilizlerin tokat üstüne tokat yedikçe Türk siperlerine
kurşun
yağdırır gibi bombalar yağdırdıklarını, kolların bacakların havalarda
uçtuğunu,
yerin altının ve üstünün sürekli yer değiştirdiğini, her defasına
"Tamam
bu sefer canlı Türk bırakmadık" diyerek saldırıya geçtiklerini, her
defasında Allah'tan başka sığınacak hiçbir şeyleri kalmamış
Mehmetlerin
kabus gibi tekrar tekrar karşılarına çıktığını
________________________________


Savaş istatistiklerine göre bir m2'ye 6000 mermi düştüğünü, bu oranın
dünya
savaş tarihinin en yüksek oranı olduğunu Havada iki merminin çarpışma
ihtimalinin 600 milyonda bir olduğunu, bu çarpışan mermilerden
Çanakkale'de
onlarca bulunduğunu Savaş Gazilerinin "Cehennem diye bir yer vardır
Biz orayı gördük" dediklerini
________________________________


Galatasaray Sultanisi (Lisesi) öğrencilerinin okul sıralarını
bırakarak
cepheye koştuklarını, 15-16 yaşlarındaki bu fidanların hepsinin tek
bir
saldırıda İngiliz makinelisi ile biçildiğini, Olayı
gören bir Türk askerinin yıllarca ağzını bıçak açmadığını ve ne zaman
Çanakkale'den bahsedilse hüngür hüngür ağladığını
________________________________


Darü'l Fünun'un tüm son sınıf öğrencileri şehit olduğu için o sene hiç
mezun
vermediğini
________________________________


Gömülemeyen ölülerin on binleri bulduğunu, ortalığın kokundan ve
sineklerden
geçilmediği, domuzun bile yaşamayacağı şartlarda askerlerin
savaştığını,
ilk ateşkesin dostluk gösterisi değil, şartların her iki taraf için de
artık kaldırılamayacak kadar ağırlaştığı için zorunlu olarak
alındığını
İki tarafın askerlerinin o gün arkadaşlık yaptıklarını, birbirlerine
cigara, yiyecek ve tespih, yüzük, rütbe gibi ufak tefek hediyeler
verdiklerini, bu manzarayı gören bir Türk Subayının "gören insanın
zalimleşeceğini, bir zaliminde insanlaşacağını" ifade ettiğini

devamı aşagıda
--------------------------------------------------------------------------------
Ortalığı basan sinekler yüzünden hiçbir yiyecek maddesinin birkaç tane
sinek yutmadan yenilemeyeceğini, Salgın hastalıkların da savaş kadar
can
aldığını, bir İngiliz askerinin hasta arkadaşını büyük abdestini
yapmak
için tuvalet çukuruna girerken gördüğünü, oradan çıkmayınca çukura
koştuğunu, hasta askerin bayılarak pisliklere batmış olduğunu,
arkadaşlarının ise onu yukarı çekemeyecek kadar güçsüz kalmış
olduklarını,
bu hasta askerin kendi pisliğinde boğularak can verdiğini Çanakkale
savaşlarına daha önce hiç bilinmeyen zeka ürünü hileler ve
aldatmacalara
başvurulduğunu, Türklerin soba borularından top bataryaları yaptığını
ve bu
şaşırtmacanın işimize çok yaradığını, askerlerin Tahta düzenekler
yaparak
siperden hiç çıkmadan tüfek atışı yapabildiklerini, bomba fırlatan
düzenekler yapıldığını, İngilizlerin Türk topçusunu yanıltmak ve zaten
az olan mühimmatı boşa harcatmak için tahtadan kocaman gemiler inşa
edip yüzdürdüklerini Toprağın altında bile savaş olduğunu, her iki
tarafın tüneller açarak düşman siperlerinin altına kadar gelip
patlayıcı yerleştirdiklerini, bu şekilde iki tarafın da çok kayıp
verdiğini
________________________________


İkinci çıkarmadan önce İngilizlerin komutanlarını değiştirdiğini, yeni
gelen Sopford'un emekli bir asker olduğunu, çıkarma yapıldıktan sonra
uzun
zamandır Gelibolu'da bulunan tüm subay kadrosunun şiddetli
itirazlarına ve
"Hemen şimdi saldırırsak Türkleri arkadan çevirip bu işi bitiririz, bu
tepeler bomboş" önerilerine karşın büyük bir aptallık yaparak "Yoldan
geldik yorgunuz Bugün dinlenelim, yarın rahat rahat savaşırız" diyerek
askerlerine dinlenme emrini verdiğini, çıkarma yapan askerlerin bomboş
tepeler önünde gün boyu denize girerek eğlendiğini, mangal yaparak
keyif
yaptığını
________________________________


Bu sırada çıkarmayı haber alan Esat Paşa'nın Yarımadanın öbür ucunda
bulunan birliğe düşmanı karşılama emrini verdiğini, bu komutanın ise
"Askerlerim günlerdir uykusuz ve yorgun Bu şartlar altında yarımadayı
yürüyerek geçemeyiz" itirazını anında o subayı görevden alarak
cevaplandırdığını, yerine Anafartalar Grup komutanı olarak Mustafa
KEMAL'i görevlendirdiğini, aç, yorgun ve sefil Mehmetlerin Mustafa
KEMAL'in arkasından 20 saat yürüdüğünü, bu sırada İngiliz askerlerinin
kıyıda mangal ve piknik yaparak dinlendiklerini, bu iki zıt ve
mantıksız şartları yaşan birliklerin sabah güneşinde
karşılaştıklarını, Türk askerinin mermiyle, mermi bitince süngüyle ve
daha sonra kendini uçurumdan aşağı atarak vatan toprağına yapılan son
saldırıyı da durdurduğunu, Conkbayırı'nın 24 saat içinde 7 kere el
değiştirdiğini, bunun bir savaş değil, boğuşma olduğunu, sonunda
İngilizlerin ne yaparlarsa yapsınlar bu işi başaramayacaklarını
anladıklarını, İngilizlerin ve tüm işbirlikçilerinin bu işten vazgeçme
kararı aldıklarını, Çanakkale seferinin son direnişinin ileride vatanı
bir kere daha kurtaracak ve Cumhuriyeti kuracak olan genç liderimizi
tüm dünyaya tanıttığını Müslüman ülkelerde Mustafa KEMAL'in kahraman
ilan edildiğini, kartpostallarının ve posterlerinin kapış kapış
satıldığını
________________________________


Mustafa Kemal'in Anafartalar'da yaralandığını, kalbinin üstünde
bulunan cep
saatinin parçalandığını ve şarapnel parçasının derine girmesini
engellediğini, bu yaranın aylarca kapanmadığını, Mustafa KEMAL'in
askerin
morali bozulmasın diye bu olayın tek şahidine sus emri verdiğini, daha
sonra Liman Paşa'ya parçalanan saatini hatıra olarak verdiğini ve
Liman
Paşa'nın çok şaşırıp heyecanlandığını ve kendi altın köstekli cep
saatini
Mustafa KEMAL'e hediye ettiğini
________________________________


Çanakkale'de doktorların askerlerden daha çok yorulduğunu, binlerce
yaralıyla ilgilenmek zorunda kaldıklarını, Ümitsiz vakalarla hiç
ilgilenilmediğini ve kurtulma şansı olanlara öncelik verildiğini, Bir
Türk doktorun önüne kendi oğlunun getirildiğini, "Kurtulma şansı yok"
diye oğlunu tedavi etmediğini, hemen bir sonraki yaralıyı istediğini,
yaralılardan ancak ertesi gün başını alabildiğini ve o zaman oğlunun
mezarına gidebildiğini
________________________________


İngilizlerin kendi ifadelerine göre mükemmel bir geri çekilme planı
yaptıklarını, hiçbir kayıp vermeden çekip gittiklerini, onların
ifadesine
göre Türklerin hiçbir şeyden haberinin olmadığını ama yine kendi
yalanlarını kendi kaynaklarından suratlarına tükürürcesine, ger
çekilme
esnasında bizim siperlerden onların siperlerine üzerine kağıt sarılmış
bir
taş fırlatıldığını, bu kağıtta düzgün bir İngilizceyle "Gittiğinize
üzülüyoruz, Süveyş Kanalında Görüşürüz" yazdığını Bu olayın, geri
çekilmeden Türklerin haberleri olduğunu ama artık savaşamayacak kadar
yıpranmış olduklarını ispatladığını Okuma yazma oranının yüzde
beşlerde olduğu bir dönemde bizim Çanakkale'ye hangi yetişmiş
evlatlarımızı yolladığımızı ve memleketin en az 100 yılını bozuk para
harcar gibi harcadığımızı
________________________________


Gelibolu topraklarına çıkıp, Marmara denizini görebilen sadece tek bir
İngiliz askeri olduğunu, bu askerin aslen İrlandalı olduğunu, Türk
askerini
şaşırtmak için gece kumsala tek başına çıkıp bir sürü meşale yakarak
çıkarma sanki oraya yapılıyormuş gibi bir kandırmaca yapmaya
çalıştığını,
bu askerin daha sonra yolunu kaybederek yarımadanın çok içerisine
kadar
girdiğini, daha sonra bir şekilde dönerek kurtulduğunu, bu olayın
yıllar
sonra askeri günlükler okununca öğrenildiğini

________________________________


Savaşta Türk ordusunun tek bir pırpır uçağı olduğunu, bu uçağın arada
sırada askere moral vermek için uçtuğunu, bu uçağın tüm
birliklerimizin sevgilisi olduğunu ve ona "Tek Kuyruk" adını
taktıklarını
________________________________


Savaşın özellikle sonlarına doğru ordunun istihkakları azalttığını,
askere
günde sadece yarım ekmek verilebildiğini, bu ekmeğin de taş gibi kuru
olduğunu Açlık içinde siperlerde yaşayan Mehmetlerin ayakkabı
köselelerini kaynatıp çorba niyetine içmeye çalıştıklarını Eğer
fedakarlık buysa bizim bildiğimiz hiçbir fedakarlığın fedakarlık
olmadığını
________________________________
Medeniyetin öncüsü İngilizlerin beyaz bayrak sallayan Türk askerlerini
kurşuna dizdiğini, esir askerlerimizi tahta barakalara doldurarak
diri diri yaktıklarını Esir alınan aç Türk esirlere maymunlara fıstık
atar gibi yiyecek kırıntıları atarak eğlendiklerini Türk askerinin
savaşta silahsız düşman askerini öldürmediklerini hayretle
gördüklerini, bu sayede çok sayıda İngiliz ve Anzak'ın ölümden
döndüğünü, bunlardan birinin sonraki yıllarda İngiltere Genel Kurmay
Başkanı olduğunu, bu adamların insanlık adına ne varsa Çanakkale'de
bizden öğrendiğini, savaşın sonlarına doğru az da olsa
evcilleştiklerini, Çanakkale ile yapılan her belgeselde bu temanın
abartıyla işlendiğini, bu savaşın kendilerine de
büyük pay çıkararak ve yaşadıkları ağır yenilgiyi psikolojik olarak
örtbas
etmek için yapılan son centilmen (!) savaş olduğunu utanmadan
söylediklerini, Türk kökenli yapılan belgesellerde inanılmaz bir
İngiliz
yalakalığı yapıldığını, Hiçbir belgeselde Çanakkale'de yaşanan
olayların
sansürsüz ve adam gibi anlatılmadığını
________________________________


İngiltere ve Avustralya'nın aradan bu kadar yıl geçtikten sonra
Gelibolu'nun küresel miras olduğunu ve uluslar arası toprak
sayılmasını
istediklerini, kendi şehitliklerinin olduğu bölgelerin ise kendi
toprakları
olarak kabul edilmesini istediklerini

________________________________


Anzak günü olarak kutlanan 25 Nisan'da TV'lerde Anzak törenlerinin en
ince
ayrıntısına kadar anlatıldığını, aynı gün yapılan bu memleketin gerçek
sahibi her görüşten Türk gençlerin 20 bin kişilik yürüyüşünün ise Türk
TV'leri tarafından sansürlendiğini, gösterilmediğini, Atatürk'ün
Çanakkale'de emperyalizme attığı tokat cezalandırılırcasına
kendisinden
kerhen (zoraki) bahsedildiğini
________________________________


Çanakkale deniz zaferinin 91 Anma yıldönümü olan 18 Mart Gecesi, Biri
hariç hiçbir ulusal kanalın adam gibi bir yayın yapmadığını, bu
kanalın
yayınladığı belgeselin ise prime Time bitiminden sonra (24:00)
yayınlandığını Diğer TV'lerin belgesel ya da tartışma programı yapmak
yerine magazin, eğlence, yarışma ve dizi film gösterimi yaptıklarını
Bu
konuyla ilgili yayın yapan diğer TV'lerin ise marjinal çizgiye sahip
ulusal
ölçekli kanallar olduğunu Gazetelerin ise
konuya lütfen değindiklerini
________________________________


Çanakkale savaşının sonuçları itibariyle hiçbir savaşla
kıyaslanamayacak
kadar Dünya'yı etkilediğini, Bir çok ülkede politik gidişi
etkilediğini,
özellikle Rusya'da Bolşevik devrimine yol açtığını Yarım milyon
cesedin
ise Gelibolu'da toprağın kimyasını değiştirdiğini ve yeşillendirdiğini
Hâlâ toprağın altında kemikler, boş mermi kovanları ve patlamamış top
mermileri çıktığını
________________________________


Tarihin en büyük teknolojisine ulaşan ve teknolojiyle her şeyi
halledeceklerini zannedenlerin tarihin en büyük yenilgisini
aldıklarını
Göğüs göğüse hiçbir çarpışmayı kazanamadıklarını Torunlarının güya
bundan ders çıkarıp şimdi uzun menzilli silahlar yaptıklarını, uzaktan
kumanda ile savaştıklarını, hiçbir uçaksavarın vuramayacağı
yükseklikten
uçan ve bombalar atan uçaklar yaptıklarını, Irak'ta bu silahlarını
denediklerini Ne var ki göğüs göğüse çarpışmaya giriştiklerinde gene
çuvalladıklarını, teknolojinin bir kere daha mağlup olduğunu
________________________________


Ayrılırken hırsını alamayan İngiliz ve Avustralyalı askerlerin ölü
Türk
askerlerinin kafataslarını keserek ülkelerine götürdüklerini Bu
yenilgiyi asla unutamayacaklarını, Bir gün mutlaka buraya yeniden
geleceklerini Biliyor muydunuz?Bilmiyorduk tabi Nereden bileceğiz
ki? Ders kitaplarında yazmıyordu Öğretmenlerimiz bahsetmediler
Gazeteler
yazmadı
________________________________


Şu anda televizyona bakıyorum Bir manken hanım kızımız sevgilisinin
cipine
binerken müthiş bir frikik vermiş Kameralar zoom yapıyor Görüntü
büyüyor Hayatımız bu ekran ve görüntü tüm ekranı kaplıyor, hayatımızı
kaplar gibi Uzaklarda bir yerlerde soğuk bir rüzgar esiyor Ağaç
dalları
sallanıyor, yapraklar hışırdıyor, Bir köpek uluması geliyor bir
yerlerden Yerin altından iniltiler geliyor sanki Yolcular artık
durmuyor gelip geçtikleri ve bir devrin battığı bu yerlerde
Toprak üzgün, sükunetini koruyor Belli ki bağrında yatanları düşünüyor
Ve
Mehmetlerin kemikleri sızlıyor, sızlıyor, sızlıyor


alıntıdır...

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages