***HAYATIN İÇİNDEN-KAHVE MOLASI***

0 views
Skip to first unread message

Laedri Dost

unread,
Oct 18, 2012, 11:15:57 AM10/18/12
to


                   HAYATIN İÇİNDEN

                                                 KAHVE MOLASI

 

 

Hüseyin BAYHAN

 

 

 

 

 Hayat Bilgisi

 

Acının gamzesi yok mu?

 

Hayat hep güler mi insana, güldürür mü yoksa bilinmez, gizemi dolu olan dünyada. Bir varmış bir yokmuş diye başlanan tüm masallar da iyiler hep galip gelir ya, beklersin bir gün yaşamın masal olsun diye. Ama hep kötüler el üstünde tutulur gerçek dünyada. Üzülürsün sonra, niye diye, ama bakabilirsen sabahın sessizliğinde kulaklarda yankılanan kuş cıvıltılarından ve meltemin serin esen rüzgârından, dünyaya. İşte o zaman görebilirsin hep 
bir gizemin saklı olduğunu. Belki acının gamzesinin gözünde yansıyan yakamozuna şahit olabilirsin. Senin de hüzün kuşlarının kanat çırptığı gözlerinde bir gamzenin ışıldadığını kendi aynandan görebilirsin. Yontulmadan elmasın, yanmadan altının, güneşte kalmadan meyvenin olgunlaşmayacağı gibi, acıları tatmadan olgunluğun gamzesinin insanda açmayacağını da bilmek için acaba acıda yanmak (mı) gerekir (?). 
Dostların gülen yüzünün ardından, ihanet şarkılarını bestelediğine şahit olunca, yüreğin acıda yanması mı yoksa acının gamzesinde dostluğun zor olduğunu görmek mi daha anlamlıdır? 
Severek vuslat denizinde buluşan iki aşığın kavuştuktan sonra, bencillik fırtınasında ayrılık küreklerine asıldığında yüreğin acı da yanması mı yoksa acının gamzesinde sevmenin bencillik hortumuyla yok olacağını tecrübe ederek. 
Sevmede bencilliği öldürmenin gerekliliğine olan inancı hissetmek mi daha 
anlamlıdır? 
Bence acının en güzel gamzesi ibretlik hayatlarda yaşamın güzelliklerine göz 
kırparak hayatımızı gamzenin gülümseyen meltemine bırakmaktır. Ancak ibretlik hayatlardan alınmayan dersler, bizim hayat ağacımızda başkaları için acının gamzesini açtıracaktır. 
Acının gamzesini görerek yaşamı gül bahçesine çevirmeniz dileğiyle sevgiyle 
gözlerinizdeki gamzeyi selamlıyorum. 
Göremediğimiz hedefi asla tutturamayız. Acının gamzesinde görülen tüm 
güzellikler ise bizlere huzur ve umut hedefine giden yolun tüm kıvrımlarını 
en acımasız şekilde göstermiştir. O halde acının gamzesinde kıvrımları 
incelemeye ne dersiniz? 

 


KISSADAN HİSSE

 

BABACIĞIM BU MEKTUBUM SANA


Senin şefkat, plan ve ufuk ile dopdolu olan, bizden belki de sakladığın dünyanı keşfetmeye çalışıyorum. Halbuki içinde sakladığın, bazen de bastırdığın duygularını bana açsaydın, gözlerimin içine bakıp, gülümseyip başımı okşayıp, bağrına bassaydın, senin kıymetini büyüklüğünü daha erken anlayacaktım.
Sevilmek ve sevildiğimi hissetmek istiyorum. Sen bana sevgini gösterdikçe, sana daha yakınlaştım. Gördüm ki kalbin bizim sevgimiz ve geleceğimizle ilgili ve dopdolu.
Beni dinlemeni ve bana kıymet verip sırdaşım, arkadaşım gibi olmanı arzu ediyorum. İhtiyaçlarım ve sıkıntılarımı sana rahatça söyleyebilmeliyim. Doğru ve yanlısı öğrenmeli ve ikna olmalıyım.
Yoksa inanmadığım emirlerini yapmakta zorlanıyorum ve bunlar bende kalıcı alışkanlıklar haline gelmiyor.
Ölçülü şekilde elimi tuttun, çok fazla ve gereksiz iltifatlarda şımartmamaya, otorite kurma uğruna gereksiz mesafe bırakmamaya gayret ettin.
İltifatların ve fırçalarındaki ölçü ve denge bana sarsılmaz bir karakter kazandırdı bir başarımı fark edip, iltifat etmen, belki senin bir dakikanı alıyor, fakat onun mutluluğu ve rüzgarı beni ömür boyu etkiliyor ve(babam şöyle yapmıştı, demişti) diyerek bu kıymetli hediyeni ömür boyu kullanıyorum.
Eğer hatalarımı düzeltmek için dayak yolunu seçseydin korkar, siner, donuk bakışlı, içine kapanık bir insan olur, sokaklara belki köprü altlarına doğru yuvarlanır giderdim.
Ne olur günde bir dakika bile olsa bana gülümseyerek başımı okşayarak beni kucaklar mısın?

 

 

TEBESSÜM

 

250 DOLAR


Patron fabrikayı dolaşırken bakmış biri çıkış kapısına yakın bir yerde oturmuş gazete okuyor... Bir tur atıp aynı yere gelmiş. Bakmış adam aynı yerde bu defa etrafı seyretmekte. Fena halde öfkelenmiş, yanına gelip sormuş:
- Senin haftalığın ne kadar delikanlı? 
- 250 dolar efendim...
Elini cebine atmış patron:
- Al şu 250 doları kaybol buradan. Bir daha da seni bu fabrikada görmeyeyim...
Delikanlı parayı alıp gitmiş... Patron daha sonra ustabaşının yanına gitmiş: 
- Sen burada bostan korkuluğu musun be adam? demiş, işçin mesai saatinde oturmuş gazete okuyor sen oralı olmuyorsun?...
- Hangi işçi, demiş ustabaşı, şu demin kapının yanında gazete okuyan kırmızı tişörtlü çocuk mu?...
- Tastamam o, demiş patron. Ustabaşı gülmüş:
- Efendim o işçi değil, köşedeki kahvehanenin garsonu... 20 dolar kahve borcumuz vardı, arkadaşların parayı getirmesini bekliyordu.

 


SEVGİ

 

Sorumluluk 

Çocukların yetiştirilmesinde kazandırılan bazı alışkanlıklar  gelecekte yaşayacakları mutlu bir hayatın anahtarlarıdır. Sorumluluk bilinci de bu anahtarlardan birisidir.

Sorumluluk kısaca, başkalarının hakkına saygı göstermek ve kendi davranışlarının sonuçlarına sahip çıkmaktır. Sorumluluk, erken çocukluk dönemlerinden başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun olarak görevlerini yerine getirmesidir.

Sorumluk sahibi çocuklar;
 Kendi kararlarını verebilen
 Karar alırken, elindeki kaynakları kullanabilen
 Değer yargılarını gözeten
 Bağımsız davranabilen
 Özgüven sahibi ve başkalarının haklarını çiğnemeden, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen çocuklardır. Yaptığı işi sonuna kadar götüren ve yapmakta olduğu bir davranışın sonuçlarına katlanmayı göze alan çocuk, sorumluluk sahibi çocuktur.

Sorumluluk Bilinci Nasıl Kazandırılır?

Ailede, düzen, güvenlik, dürüstlük, sevecenlik, adalet ve uyum sağlamak için herkesin bir takım sorumlulukları vardır; çocukların kendi sorumluluklarını alacak şekilde eğitmek ise anne babanın sorumluluğudur.

Sorumluluğu öğrenmek de diğer beceriler gibidir; çocuk ne kadar çok denerse, bu konuda o kadar başarılı olur. Bunun için öncelikle evde bazı sorumluluklara sahip olması, onun okuldaki sorumluluklarını da üstlenmesine yardımcı olur. Sorumluluk kazandırmanın belli bir yaşı yoktur; çocuğun kendi başına bir işi yapmaya istekli ve hazır olduğu zamanlar vardır ve bu zamanlarda ona gerekli imkanlar hazırlanmalıdır. Her ihtiyacı anne-baba tarafından karşılanan, devamlı olarak neyi, nerede ve nasıl yapacağı kendisine hatırlatılan, yanlış yaptığında da azarlanan ve kınanan çocuklar, bağımsız bir kişilik geliştiremezler.

Duygularını, tepkilerini rahatça ifade etmesine izin verilmeyen çocuklar, bağımsız bir kişilik geliştiremedikleri için sorumluluk duygusu kazanmakta da zorlanırlar.
-O daha çocuk, kendi başına karar veremez!
-Onun için doğru olanı yapıyoruz!
-Hayır, öyle demek istemiyorsun!
-O zayıf alıyor, ben üzülüyorum! cümleleri kaçınılması gereken sözlerdir.

Kişisel farklılıklar söz konusu olsa da, anne ve babaların sorumluluk eğitiminde dikkat edeceği temel ve değişmez noktalar şunlardır:

Bilgilendirme: Çocuğa kuralların neden konduğu ve sorumluluğun önemi anlatılmalıdır. Çocuklar, niçin bazı işleri yapmak zorunda olduklarını anlar ve bilirlerse, ne zaman ailelerine yardımcı olmaları gerektiğini ne zaman bağımsız davranabileceklerini de öğrenmiş olurlar.

Takip: Çocuğunuza verdiğiniz görevi yerine getirebilmesi için ona belli bir süre tanıyın. Bu süre içerisinde, sorumlu davranışın yerine getirilip getirilmediğine, ne sürede ortaya çıktığına ve hangi zamanlarda yapılıp yapılmadığına dikkat edilmelidir.

Geri Bildirim: Çocuğa belli bir süre sonra sorumluluk gelişimi hakkında bilgi verilmelidir. Sorumlu davranış sayısında artış varsa motive edilmeli, verilen sorumluluklar yerine getirilmediğinde ise olası sebepler konusunda çocukla paylaşım yapılmalıdır.

Hatırlatma: Sorumlu davranış yerine getirilmiyorsa, yeniden hatırlatma sürecine gidilmeli ve davranış değişikliği gerçekleşene kadar devam edilmelidir. Çocuğa sorumluk vermek, kişilik gelişimini pozitif yönde etkiler. Çocuğun yaşına, cinsiyetine ve fizik gücüne uygun sorumlulukları alması kendine güveni arttırır, paylaşma ve başarma duygularını tatmin eder, inisiyatif kullanma, çevresini ve kendini organize etme ve koordine etme becerilerini geliştirir.

Çocukların Alabilecekleri Sorumluluklar Nelerdir?

Ev ödevlerini yapmak,

Okulda ve sınıfta kendisine verilen görevleri yerine getirmek,

Okul kurallarına uygun davranmak,

Kendi odasını toplamak,

Oyuncaklarını toplamak,

Yatağını toplamak,

Sofrayı kurmak ve kaldırmak,

Evdeki evcil hayvanı beslemek,

Kendisine basit yemekler hazırlamak,(sandviç, salata, tost vs.)

Kirlileri sepete koymak,

Küçük kardeşin bakımına yardımcı olmak.

 

 

 

--
Bana ulaşmak için: dost...@gmail.com

facebooktaki paylaşım yerimiz
http://www.facebook.com/profile.php?id=524374374#!/pages/Laedrinin-Yeri/126151670733448?ref=mf

Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa
Rabbine dönüp:
“Benim çok büyük bir derdim var”
deme!
Derdine dönüp:
“Benim çok büyük bir Rabbim var”
de!
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages