***HAYATIN İÇİNDEN- KAHVE MOLASI***

0 views
Skip to first unread message

Laedri Dost

unread,
Nov 28, 2012, 6:48:24 PM11/28/12
to


                   HAYATIN İÇİNDEN

                                                 KAHVE MOLASI

 

Hüseyin BAYHAN

 

 

 

 Hayat Bilgisi

 

Kim Olduğumuzu Dualarımız Söyler

 

Dua, derin sözlerdir.
Dua, kendimiz hakkında söyleyebileceğimiz en derin sözlerdir. Böyleyken en anlaşılır, apaçık. Gizli günahlarımız, içimizi yakan pişmanlıklar, kopkoyu korkularımız, acılarımız, kanayan kapanmayan yaralarımız dualarımızdadır. Neye muhtaçsak, onlar dualarımızdadır. Ümitlerimiz, isteklerimiz, sevdiklerimiz. Merhamete, muhabbete, esirgenmeye ve bağışlanmaya duyduğumuz iştiyakla, biz dualarımızdayız.
Kim olduğumuzun doğrusunu dualarımız söyler.
Dualarımızda yalan söylemeyiz. Kendimizi aldatmayız. Zayıflığımızdan, acizliğimizden utanmayız. Sırlarımızı, sıkıntılarımızı, dertlerimizi avuçlarımız gibi semaya açmaktan çekinmeyiz.
Kendimizi dualarımızla tanırız. En çok nelere değer verdiğimizi, hayatlarımızda en çok nelerin önemli olduğunu, nasıl yaşadığımızı ve nasıl yaşamak istediğimizi dualarımızla anlarız.
Hayatımız, dualarımızdadır.
Dünya, dualarla yazılan sayfalardır. Duanın dilini bilmeyenler, çiçeklerin dualarının renkleriyle açtığını bilmiyorlar. Ağaçların, dualarının meyvelerini verdiğini. Suların dualarıyla aktığını, duaları gibi aktığını. Tohumların dualarıyla çatladığını. Rüzgârların duaları gibi ılık, duaları gibi serin, duaları gibi güçlü estiğini. Yeryüzünü böylesine şenlendiren canlılığın dualar olduğunu bilmiyorlar.
Duanın dilini bilmeyenler, dünyanın dilini de bilmiyorlar. Ne onlar dünyayı anlıyorlar, ne de dünya onlara kulak veriyor. Onlar için dünya, savaşılacak bir şey. Dünya, bütün dehşetiyle üzerlerine saldırıyor ve onlar, dünyayı bir savaş meydanına çeviriyorlar. ‹istediklerini zorla, güç kullanarak elde edeceklerini sanıyorlar. Dünya, onlara aldırmıyor. Dünya, korkularını çoğaltıyor. Dünya, sevdikleri her şeyi tek tek ellerinden alıyor. Savaşarak kazandıklarına inandıkları şeylerin eliyle dünya onlara tekrar tekrar saldırıyor. Arkasına saklandıkları ne varsa güçsüzlüklerini ve yaşadıkları hayatın saçmalığını teşhir ediyor.
Hayatlarında eksik olanın boşluğunu ağır bir yük gibi her yere taşıyorlar, ama onun ne olduğunu söyleyemiyorlar. Giderek, hayatları eksik olanın boşluğunda yitiyor. Acı çekerken hayattan yoksunlar. Çılgıncasına mutluyken hayattan yoksunlar. Hayattan yoksunlar, çünkü hayatları duadan yoksun. Acılarını ve sevinçlerini, kederlerini ve mutluluklarını duaya taşıyamıyorlar. Yaşamayı seviyorlar, ama hayatlarının anlamı hakkında düşünmekten hoşlanmıyorlar. Yaşıyorlar, ama niçin yaşadıklarını kendilerine sormuyorlar.
Duanın dilini bilmeyenler, hayatla aynı dili konuşmuyorlar.
Dua ederken, hayatla aynı dili konuşuruz. Hayatın güzelliği, anlamından ayrı değildir. Hayatın anlamı dualarımızdadır.
Her şeyin herkese yakışmadığı şu dünyada, duanın herkese yakışması bundandır.
Kral da dua eder, köle de… Duası krala diz çöktürür; köle, duasıyla özgürleşir. Kölenin duası, kralın duasından değersiz değildir. Kral da, köle de Allah'ın kuludur.
Kim olduğumuzu dualarımız söyler: Kul olduğumuzu…

 

 

KISSADAN HİSSE

 

 

 Aşk'ın Hikâyesi

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, koca bir okyanusun tam ortasında şirin mi şirin bir ada varmış. Bir ada ki; sakinleri hep hislermiş: mutluluk, üzüntü, bilgi, kibir, refah, aşk... hepsi...

Güzel günlerde hepsi bir arada hoşça geçinip giderlerken, bir gün adanın batacağı haberi yayılmış. Herkes hazırlık yapmaya, kendine göre tedbirler almaya başlamış.

Ama aşk hiç hazırlanmamış. Son ana kadar adanın batmayacağını ümit etmiş.

Ama bir gün ada gerçekten batmış.

Aşk, teknesi en büyük olan refahtan rica etmiş: "senin teknen en büyüğü, yerin vardır. Beni de alır mısın?"

Refah yüzüne bile bakmadan homurdanmış: "evet en büyük tekne... ve ağzına kadar altınlarım, gümüşlerimle dolu."

Kibire dönmüş aşk: "sen alır mısın kibir?"

"Şu haline bak" demiş kibir burun kıvırarak, "sırılsıklam olmuşsun. Almam. Teknemi berbat edersin."

Hüzün "yalnız kalmaya ihtiyacım var" demiş.

Sevinç kendisiyle öyle meşgulmüş ki, onu duymamış bile.

Çaresiz, suyun üzerinde kalmaya çalışırken bir el uzanmış, onu yakalayıp teknesine çekmiş.

Yeni bir adaya, yeni ülkelerine ulaştıklarında da aşkı sahile bırakıp, kendisi yoluna devam etmiş.

Aşk kendisini kurtarıp, teşekkür bile beklemeden ayrılan bu yaşlı adamın adını bile sormadığını fark etmiş.

Uzaktan kendini izleyen diğer bir yaşlı adama: bilgiye sormuş, belki o bilir diye.

"O zamandı" demiş bilge bilgi nemli gözlerinin içi gülerek, "senin kıymetini başka kim bilebilirdi ki..."

 

 

 

NÜKTELER

 

En iyi Buğday

Her yıl yapılan ''en iyi buğday'' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi.
-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine
yardımcı olmam gerekiyor.

Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.

 

 

 

SEVGİ

 

 

Masal

Çocuktum her şeyi anladığımı sanıyordum
Sonra büyüdüm, bombaların ve bankaların 
Dağlardan ve ırmaklardan daha fazla olduğunu gördüm 
Bahçıvanlar generallerden 
Menekşeler mermilerden daha azdı 
Yenilmişti dünya 
Yenilmişti dünya 
Duanın özgürleştiren rüzgarı 
Çekilmişti yüzlerden 
İnsanlar dua değil 
Yönetmelik okuyordu 
Nükleer artıklar ve çok uluslu yalanlarla kirlenmişti yüzümüz 
Teknolojinin o yok edici, 
O gri gölgesi düşmüştü yüzlere 
Yenilmişti yüzümüz 
Ve görüntü aynıydı 
Bütün aynalarda 
Her şey çok açıktı 
Herkes kimsesiz 
Herkes bir şeyin yoksuluydu 
Hepimiz aynı anda yenilmiştik 
Ve şarkılarımız kederliydi 
Yanlış bir zamanda mı yaşıyordum ? 
Çekip gitse miydim ? 
Hayır! 
Ne yanlış bir zamanda yaşıyordum 
Ne de çekip gidecek bir yer vardı 
Her yer aynıydı 
Kaldım 
Sürekli çağıran ve ayrım yapmayan toprak 
Nasıl olsa beni de çağıracaktı! 
Masal dünyanın bittiği yerde başlar 
Biliyorum klasik zamanlarda değiliz artık 
Ve masallar böyle anlatılmaz 
Biliyorum! 
Ben hiç masal yazmazdım 
Dünya sisteminin hepimize anlattığı masal 
Kötü olmasa bu kadar 
Biliyorum! 
Bir karınca türküsünden daha hafif olacak sesim 
Biliyorum! 
İnsanların birbirlerine olan yabancılığı büyüyecek 
Dünya küçüldükçe 
Biliyorum! 
Telefonlar oldukça insanlar birbirini görmeyecek 
Biliyorum! 
Birbirimizi hiç görmeden ölücez 
Her şey için tek şey diliyorum 
Allah'ın gülleri yakamızı bırakmasın 


Mevlana İdris Zengin

 


--
Bana ulaşmak için: dost...@gmail.com

facebooktaki paylaşım yerimiz
http://www.facebook.com/profile.php?id=524374374#!/pages/Laedrinin-Yeri/126151670733448?ref=mf

Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa
Rabbine dönüp:
“Benim çok büyük bir derdim var”
deme!
Derdine dönüp:
“Benim çok büyük bir Rabbim var”
de!
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages