*** HAYATIN İÇİNDEN-KAHVE MOLASI***

3 views
Skip to first unread message

Laedri Dost

unread,
Mar 14, 2013, 7:42:44 PM3/14/13
to


                   HAYATIN İÇİNDEN

                                                 KAHVE MOLASI

 

 

Hüseyin BAYHAN

 

 

 

 Hayat Bilgisi

 

 

İNSAN BİRİKTİRMEK


Bazen zordur bazı insanlara yakın durmak. Siz ne kadar adım atarsanız atın, aradaki mesafe kapanmaz bir türlü. Yaklaşılmayan uzaklar olarak kalır yerinde. Anlamaya çalışırım böyle insanları, ilginç gelir bana hissettikleri, korkarlar belki yaşamaktan, ya da yaralanmaktan, ya da belki size yakın durmak istemezler tabi, illa ki dramatikleştirmenin bir anlamı yok. Kendi başına olmaktan bir farkı olmaz öyle insanlarla vakit geçirmenin benim için yorar beni bu yüzden. Doğallığımın saklanası gelir. Şairin dediği gibi;"Mesafeler ayıramaz insanları inan Birleştirir telefon telleri gibi. Eğer milimetrelerse ayıran, Bağışlanmaz bir yazgıdır bu beteri, beteri"
Bir yumurtadan ürkekçe kafasını uzatan bir yavru gibi dursa da birçoğu, birçoğu da kendi sınırları içinde yaşatmak istemez kimseyi. Kapsama alanı dışında durduğunuz sürece huzurludur içi, belki güvenliğinin garantisidir kim bilir? En çok da onlar korkarlar yalnız kalmaktan. Aslında mevcut yalnızlıklarından korkarlar belki de, kabul etmek istemezler. Kimi kaybetmekten korktuğu için kazanmaz. Gariptir ama böyle insanlar biliyorum. Onların daha da zordur işi. Hem isterler, hem istemezler. Oysa davetsiz misafirliğim baskındır benim. Samimiyet çizgisinin hangi tarafında duracağım belli olmaz çoğu zaman, kendimce yakaladığım ipin ucunu asla bırakmam. Hani alırsınız karşı taraftan o sinyali de koyverirsiniz.. Bazen patlayan bir kahkahanın ardından misafirliğiniz başlar karşı komşuda, bazen ortak bir geçmişe ait olmanın keşfine varış, ya da ortak hevesler ve heyecanlara yelken açıyor olmak yaklaştırır. İnsan kazanmaktır bunun adı. En verimli yatırımıdır hayatın. Kaybetmeden tutabiliyorsan bir de elinde.. İşte o hayatın en vazgeçilmez başarısı ve hediyesidir. 
İnsan biriktirmek etrafında. İyisi ile kötüsü ile her türlüsüne yürek açabilmek önemlidir. Yaşı ilerledikçe anlar çoğu insan, insan biriktirmenin ne kadar önemli olduğunu, kimi başı dara düşünce anlar. Detay gibi görünen ufacık ilgilerin, esirgenmeyen sevgilerin nasıl faydası olduğunu çoğu zaman. 
Vardır her yolu denediğim halde kapının eşiğinde kalmışlığım benim de. Ama eşikte beklettiğim olmamıştır sanıyorum. Sanıyorum, çünkü eğer bilmeden görmezden gelmişliğim varsa bir insanı üzülürüm o vakit. Eşikte kalakalmışlığımla geri dönmem çoğu zaman ara, ara gelir tıklarım o kapıyı yeniden. Ne hayattan vazgeçebilirim kolayca, ne insanlardan.

 

 

KISSADAN HİSSE

 

GERÇEK ZENGİNLİK

 

Başlangıçta Türkistan taraflarında bir bölgenin hükümdarı yani dünya sultanı iken vâkî olan bazı ikazlarla hükümdarlığını bırakıp maneviyat sultanı olmaya azmeden, bunu da gerçekten başaran İbrahim Edhem (VIII. y.yıl) dünya malına karşı o kadar tenezzülsüzdü ki kimseden bir şey istemez ve beklemezdi. Nefsini yokluğa ve mahrumiyete o derece alıştırmıştı ki bir benzerine rastlanamazdı. Bir gün büyük velilerden çağdaşı ve hemşerisi Şakik Belhi ile karşılaştı ve ona sordu:

- Ey Şakik nasıl geçiniyorsun? Şakik Belhi cevap verdi:

- Bulunca yiyoruz, bulmayınca sabrediyoruz. İbrahim Edhem:

- Horasan'ın köpekleri de aynı şeyi yapıyorlar, bulunca yiyorlar, bulmayınca sabrediyorlar, diye karşılık verdi.

Belhi sordu:

- Peki siz ne yapıyorsunuz?

- Biz bulunca dağıtıyoruz, bulmayınca sabrediyoruz.

Bizim İbrahim Edhem Hazretleri hakkında söylemek istediğimiz bu değil. İbrahim Edhem'in, amaç edindiği ve ulaşmayı başardığı yokluk ve mahrumiyeti o derece aşikar, o derece göze batıcı idi ki görenlerde kendisine yardım hissi uyandırıyordu.

Varlıklı bir kişi İbrahim Edhem'e yardım etmek istedi. İbrahim Edhem:

- Yardımını gerçekten zenginsen kabul ederim, dedi.

Adam gerçekten zengin olduğunu, bir şeye ihtiyacı bulunmadığını söyledi. Büyük veli sordu:

- Ne kadar paran var?

- Üç bin altınım var.

- Dört bin olmasını istemez misin?

- Elbette isterim.

- Beşbin olmasını?

- İsterim.

- On bin altının olsa çok sevinirsin değil mi?

- Şüphesiz çok memnun olurum.

- Zengin olduğunu söylüyorsun ama, sen gerçekte züğürdün birisin. Sen, on bin değil yüz bin altının olsa yine kanaat etmez fazlasını istersin. Kanaati olmayan insan zengin sayılmaz. Gerçekten zengin olsaydın yardımını kabul edecektim.

 

 

NÜKTELER

 

Nasıl Hesaba Çeker?
Biri, Hz. Ali Efendimize (r.a.) gelerek: "Ya Ali! Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çeker?"
diye sorduğunda Hz. Ali'den şu cevap almış: "Nasıl rızıklandırıyorsa, öyle."

Miras
Günün birinde Ebu Hureyye (r.a.) sokakta gördüğü insanlara:
"Burada boşu boşuna ne dolaşıp duruyorsunuz? Mescide koşun; orada Resül-i Ekrem'in (a.s.m.) mirası bölüşülüyor. Siz de alın," der. Bunu işiten kişiler hemen mescide giderler. Ama orada herhangi bir mal varlığının paylaşıldığını göremeyince de geri gelip, Ebu Hureyre'ye (r.a.): "Biz senin söylediğin gibi bir taksim görmedik," derler. Ebu Hureyre (r.a.):
"Peki ne gördünüz?" diye sorar. Onlar da:
"Mescidde kimi Kur'an okuyor, kimi zikir yapıyor, kimi ilim öğreniyor," derler.
Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.) şöyle der: "İşte Resül-i Ekrem'in (a.s.m.) mirası odur..."

 

 

SEVGİ

 

 

Yağmur Damlası


Ben gökyüzünde, bulutlar arasında, ilâhî emri bekleyen bir yağmur damlasıyım.
Denizlerde bir damlaydım bir zamanlar, küçümsediniz beni. “Koca denizde bir damla” dediniz, bir şeyin değerini az göstermek için.

Musluklarda bir damlayken, görmezden geldiniz. “Aman canım, bir damladan ne çıkar” diye söylendiniz.

Bir gün buharlaşıp buraya geldim. Sayısız başka damlalarla beraberim. Her birimiz o ilâhî emri bekliyoruz. “Yağ” emriyle beraber her birimiz birer melek eşliğinde ineceğiz. Evet, bir melek eşlik edecek ki, hiçbir insan bizden zarar görmesin, hiçbir çiçek ezilmesin, hiçbir dal kırılmasın. Usul usul inelim, saçlarınıza, çiçeklere, yapraklara, bir kedinin tüylerine, bir aslanın yelesine, çatlamış toprağa…

Ben nereye düşeceğim kim bilir… Bakmayın “kim bilir” dediğime, aslında yazılı, benim nereye düşeceğim. Milimi milimine belli hem de. Ben bilmiyorum diye, siz bilmiyorsunuz diye, kimse bilmiyor değil.

Belki bir gencin yeni taranmış saç tellerine, belki göğe açılmış bir avuca, belki bulutları izleyen bir göze düşeceğim.

Tek başıma dağılmayacak o saç, tek başına sırılsıklam etmeyeceğim o eli, tek başına suyla doldurmayacağım o gözü. Ama dağıtmış gibi, sırılsıklam etmiş gibi, suyla doldurmuş gibi hissettireceğim.

Belki biraz ürperteceğim, biraz serinleteceğim, biraz şaşırtacağım. Ama her halde sevindireceğim. “Yağmur yağıyor” dedirteceğim. “Yağmur yağıyor” diye tekrarlatacağım. “Çok şükür” diyecek mi, üzerine düştüğüm insan, bilmiyorum. Ama emir bekleyen o damlalardan pek çoğunun bunu duyacağından eminim. İnsanların içini inanmanın güzelliğine dair bir huzurla dolduracağımızdan da eminim. “Bu kadar yağmur yeterli değil” diyen resmî ağızlara aldırmadan sevinileceğinden de eminim.

Yağmur duası ile alay eden, burun kıvıran, aşağılayan insanlara da yağacağız. Onların da yüzünü, gözünü ıslatacağız, elbiselerine bulaşacağız.
İnanan, inanmayan ayırt etmeyeceğiz.
Bütün insanlığın üzerine bir rahmet olarak ineceğiz.
Yağmayacağız, yağdırılacağız.
Ben ve arkadaşlarım, o ilahî emri bekleyen yağmur damlalarıyız.
Yakında inşaallah görüşeceğiz..

 

 


--
Bana ulaşmak için: dost...@gmail.com

facebooktaki paylaşım yerimiz
http://www.facebook.com/profile.php?id=524374374#!/pages/Laedrinin-Yeri/126151670733448?ref=mf

Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa
Rabbine dönüp:
“Benim çok büyük bir derdim var”
deme!
Derdine dönüp:
“Benim çok büyük bir Rabbim var”
de!
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages