*** Cuma'nızı en kalbi duygularımla tebrik ediyor, sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.***

5 views
Skip to first unread message

Laedri Dost

unread,
Mar 28, 2013, 8:16:53 PM3/28/13
to



Ey Müslüman! Okuduğun ayetlerle sana cennetin yolunu gösteren Allah (Celle Celelüh)’a hamd etmen gerekmez mi? Öyleyse hemen Fatiha Sû­resini okumaya başla ve hamd et Allah’a. Çünkü Kur’an okunup bitirilen bir kitap değil, her zaman ve her yerde sürekli okunması ve gündemde tutulması gereken bir zikirdir.

İbn Abbas (Radiyallahu Anh)’tan rivayet edildiğine göre bir adam Allah’ın Rasûlüne “Al­lah’ın en çok sevdiği amel hangisidir?” diye sordu. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Ve Selem) Dur­mayan yolcunun amelidir” buyurunca adam tekrar “Durmayan yolcu nedir?” dedi. Bunun üzerine Allah’ın Rasûlü “Kur’an’ı baştan sona oku­yan birisinin durmayıp yeniden okumaya başlamasıdır” buyurdular. (Tirmizi, Kıraat, 13) Buna dayanarak Mekke Kurrası hatimden sonra Fatiha Sûre­sini ve Bakara’nın ilk beş ayetini okuyarak Kur’an’ın başına yeniden dö­ner ve okumalarını burada bırakmazlardı.

İlâhî rahmetten kovulmuş her türlü şeytanin, sinsi propagandalarla Kur’an üzerinde şüpheler oluşturup beni Allah (Celle Celelüh)’ın kitabından koparmaya çalışmalarından; bunu başaramayınca da en azından onu doğru anlamamı engellemek amacıyla ayetlerin anlamını çarpıtmak için kullandıkları tüm vesvese ve ayartmalarından Allah’a sığınırım!

Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Allah (Celle Celelüh)’ın adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun emriyle okuyor ve yazıyorum.

Biliyorum ki, hepimiz biliyor ve günde en az 40 defa okuyor ve beraber oluyoruz, ancak hatırlatma babından, İnşallah’û Teâla; Sizinle bu hafta FÂTİHA Süresini paylaşmak istiyorum. Allah’u Teâla nasiplenmemizi halketsin. ÂMİN

Fâtiha; giriş, açış, başlangıç demektir. Fatiha sûresi, Kur’an’ın çekirdeği, özü ve özetidir. Peygamberliğin ilk yıllarında indirilmiştir, bütün olarak gönderilen ilk sûre olup, yedi ayettir.

Fâtiha sûresi, Allah’u Teâlâ (Celle Celelüh)’nın huzurunda kulun, en içten şükran ve minnettarlık duygularıyla O’na yönelişi, O’nun sınırsız merhameti, adaleti, kudreti, cömertliği, yüceliği, önünde O’na saygıyla boyun eğişidir. Fâtiha sûresi, Allah (Celle Celelüh) ile kulu arasında ezeli ve ebedi, şerefli bir kulluk antlaşmasıdır.

  Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah’ın adıyla.

        Hamd, âlemlerin Rabb’i Allah’a aittir. Her türlü övgüye, teşekküre lâyık olan sadece O’dur. Gerçek anlamda övgü O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır.

Çünkü kâinatı yoktan var eden, tüm varlıkları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren gerçek efendiniz, sahibiniz, yöneticiniz O’dur. Her varlığı kendi yaratılışındaki hikmete uygun niteliklerle donatan, onları dâima iyiye ve güzele doğru yönlendirerek her şeye hedefini ve yolunu gösteren; kulağa duymayı, göze görmeyi, güneşe ışık vermeyi, kelebeğe uçmayı, çiçeğe açmayı, ağaca meyve vermeyi öğreten O’dur. O hâlde, bütün iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı olan Rabb’inizi tüm kalbinizle överek yüceltmeli, en derin saygı ve şükran duygularıyla O’nun hükümlerine boyun eğmeli ve yalnızca O’na kul olmalısınız.

O, Rahmandır; çok şefkatli, çok merhametlidir. Sizi sizden çok sever,   size daha yakındır. O’nun sonsuz rahmet ve şefkati, bu dünyada mü’min-kâfir ayırımı yapmaksızın tüm varlıkları kuşatmıştır. O. Rahîmdir. Rahmetini tamamlamak üzere bu Kitabı göndermiş ve onun ışığında yürüyen bahtiyarlara, âhiret hayatında sonsuz mutluluk ve kurtuluş müjdesini vermiştir. Fakat O, çok şefkatli, çok merhametli olmakla birlikte, hikmetli ve adaletlidir de:

Din Gününün Mâlikidir. Gerçekleşe­ceğinden asla şüphe duyulmayan Yargı
Gününün hâkimidir. O Gün tüm insanlar yapıp ettiklerinden hesaba çekilecek ve
böylece,   hiçbir iyilik rnükâfâtsız, hiçbir kötülük cezasız kalmayacaktır. O Gün, size dünyada emânet olarak verilmiş olan gücünüz, irâdeniz ve tercih hakkınız elinizden alınacak ve ilâhî hükümranlık tüm dehşet ve ihtişamıyla tecellî edecek. Sesler kesilecek,  başlar öne eğilecek ve Mutlak Hâkim, en âdil hükmü verecek: iyiler cennete, kötüler cehenneme! O hâlde, ey Rabb’imiz! Tüm içtenliği­mizle Sana söz veriyoruz:

Sadece Sana kulluk ederiz; yalnızca Sana ibâdet eder, bütün emirlerine kayıt­
sız şartsız itaat ederiz, iyiyi-kötüyü, güzeli-çirkini, doğruyu-eğriyi belirlemede,   ken­dimize yalnızca ilâhî ölçüleri rehber edini­riz. Senden başka hayatımıza yön verecek, kurallar koyacak otorite kabul etmeyiz. Senin buyruklarına aykırı hükümler veren hiçbir güce (kim olursa olsun)  asla boyun eğmeyiz ve ancak Senden yardım dileriz. Her türlü iyiliğin, güzelliğin Senin elinde olduğunu bilir. Senin iznin ve onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız.

Dertlerimize devayı, hastalıklarımıza şifâyı, sıkıntılarımıza çareyi ancak Sende arar; gerekli tedbirleri almakla birlikte, Senden başka hiç kimseden, hiçbir varlıktan medet ummayız. Sadece Sana yalvarır, yalnızca Senin kud­ret ve merhametine sığınırız.

Ey Rabb’imiz! Bizi, dosdoğru yola, insanın doğal yapısıyla; duyguları, eğilimleri ve ihtiyaçlarıyla bire bir örtüşen,   varlık kanunlarıyla tam bir uyum içinde olan o apaydınlık yola, insanlığı hem bu dünyada, hem de âhirette mutluluğa ulaştıran İslâm yoluna ilet.

Nîmet verdiğin kimselerin, insanlık tarihi boyunca, tevhid sancağını elden ele taşıyan Peygamberlerin ve onların izinden yürüyen dosdoğru kimselerin, şehitlerin, sâlihlerin yoluna...

Gazaba uğramışların ve sapmışların, yoluna değil ya Rab! Yahudiler örneğinde olduğu gibi hakîkati pekâlâ bildikleri hâlde, dünyaya ve dünya nimetlerine tutku ile bağlılıkları yüzünden ilâhî irâdeye baş kaldıran; servet, güç, makam, şöhret gibi değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek arzu ve heveslerini ilâhlaştıran, bu yüzden dünyada ve âhirette Senin gazabını hakeden azgınların yoluna değil aynı şekilde Hıristiyanlar örneğinde olduğu gibi, bidat ve hurafeleri, batıl düşünceleri (iyi niyetlerle) Allah’ın dinine ekleyerek hak dinden sapan, âhireti kazanma adına dün­yayı ve dünya nimetlerini inkâr eden; okuma, öğrenme ve düşünme yetenekle­rini kendi elleriyle körelterek cehalet ve bağnazlık zindanlarında bocalamayı “Al­lah (Celle Celelüh)’a yaklaşmak” zanneden o şaşkınların yoluna değil.., Onlara benzemekten onlar gibi yaşamaktan bizi koru Allah’ım.

Allah’ın Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Ve Selem) bu sûrenin sonunda “Âmîn!” yani “Duamızı kabul eyle, yâ Rab!” derlerdi. Bizlerde aynısı ile duada bulunalım.

 

Bu duygu ve düşüncelerle birlikte; Müşerref olduğumuz Mübarek Cuma’nızı en kalbî duygularımla tebrik eder, tüm Âlem-i İslam’ın kurtuluşuna, birlik ve beraberliğine vesile olması temennisiyle, Cenab-ı Allah’tan iki cihan saadetleri niyaz ediyorum.

 

22.03.2013

Hüseyin BULUT


--
Bana ulaşmak için: dost...@gmail.com

facebooktaki paylaşım yerimiz
http://www.facebook.com/profile.php?id=524374374#!/pages/Laedrinin-Yeri/126151670733448?ref=mf

Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa
Rabbine dönüp:
“Benim çok büyük bir derdim var”
deme!
Derdine dönüp:
“Benim çok büyük bir Rabbim var”
de!
EY MÜSLÜMAN!.doc
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages