
Ey Müslüman! Okuduğun ayetlerle sana cennetin yolunu gösteren Allah (Celle Celelüh)’a hamd etmen gerekmez mi? Öyleyse hemen Fatiha Sûresini okumaya başla ve hamd et Allah’a. Çünkü Kur’an okunup bitirilen bir kitap değil, her zaman ve her yerde sürekli okunması ve gündemde tutulması gereken bir zikirdir.
İbn Abbas (Radiyallahu Anh)’tan rivayet edildiğine göre bir adam Allah’ın Rasûlüne “Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir?” diye sordu. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi Ve Selem) “Durmayan yolcunun amelidir” buyurunca adam tekrar “Durmayan yolcu nedir?” dedi. Bunun üzerine Allah’ın Rasûlü “Kur’an’ı baştan sona okuyan birisinin durmayıp yeniden okumaya başlamasıdır” buyurdular. (Tirmizi, Kıraat, 13) Buna dayanarak Mekke Kurrası hatimden sonra Fatiha Sûresini ve Bakara’nın ilk beş ayetini okuyarak Kur’an’ın başına yeniden döner ve okumalarını burada bırakmazlardı.
İlâhî rahmetten kovulmuş her türlü şeytanin, sinsi propagandalarla Kur’an üzerinde şüpheler oluşturup beni Allah (Celle Celelüh)’ın kitabından koparmaya çalışmalarından; bunu başaramayınca da en azından onu doğru anlamamı engellemek amacıyla ayetlerin anlamını çarpıtmak için kullandıkları tüm vesvese ve ayartmalarından Allah’a sığınırım!
Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Allah (Celle Celelüh)’ın adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun emriyle okuyor ve yazıyorum.
Biliyorum ki, hepimiz biliyor ve günde en az 40 defa okuyor ve beraber oluyoruz, ancak hatırlatma babından, İnşallah’û Teâla; Sizinle bu hafta FÂTİHA Süresini paylaşmak istiyorum. Allah’u Teâla nasiplenmemizi halketsin. ÂMİN
Fâtiha; giriş, açış, başlangıç demektir. Fatiha sûresi, Kur’an’ın çekirdeği, özü ve özetidir. Peygamberliğin ilk yıllarında indirilmiştir, bütün olarak gönderilen ilk sûre olup, yedi ayettir.
Fâtiha sûresi, Allah’u Teâlâ (Celle Celelüh)’nın huzurunda kulun, en içten şükran ve minnettarlık duygularıyla O’na yönelişi, O’nun sınırsız merhameti, adaleti, kudreti, cömertliği, yüceliği, önünde O’na saygıyla boyun eğişidir. Fâtiha sûresi, Allah (Celle Celelüh) ile kulu arasında ezeli ve ebedi, şerefli bir kulluk antlaşmasıdır.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah’ın adıyla.
Hamd, âlemlerin Rabb’i Allah’a aittir. Her türlü övgüye, teşekküre lâyık olan sadece O’dur. Gerçek anlamda övgü O’nun hakkıdır ve yalnızca O’na yaraşır.
Çünkü kâinatı yoktan var eden, tüm varlıkları besleyen, terbiye eden, yöneten ve yönlendiren gerçek efendiniz, sahibiniz, yöneticiniz O’dur. Her varlığı kendi yaratılışındaki hikmete uygun niteliklerle donatan, onları dâima iyiye ve güzele doğru yönlendirerek her şeye hedefini ve yolunu gösteren; kulağa duymayı, göze görmeyi, güneşe ışık vermeyi, kelebeğe uçmayı, çiçeğe açmayı, ağaca meyve vermeyi öğreten O’dur. O hâlde, bütün iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı olan Rabb’inizi tüm kalbinizle överek yüceltmeli, en derin saygı ve şükran duygularıyla O’nun hükümlerine boyun eğmeli ve yalnızca O’na kul olmalısınız.
O, Rahmandır; çok şefkatli, çok merhametlidir. Sizi sizden çok sever, size daha yakındır. O’nun sonsuz rahmet ve şefkati, bu dünyada mü’min-kâfir ayırımı yapmaksızın tüm varlıkları kuşatmıştır. O. Rahîmdir. Rahmetini tamamlamak üzere bu Kitabı göndermiş ve onun ışığında yürüyen bahtiyarlara, âhiret hayatında sonsuz mutluluk ve kurtuluş müjdesini vermiştir. Fakat O, çok şefkatli, çok merhametli olmakla birlikte, hikmetli ve adaletlidir de:
Din Gününün Mâlikidir. Gerçekleşeceğinden asla şüphe duyulmayan Yargı
Gününün hâkimidir. O Gün tüm insanlar yapıp ettiklerinden hesaba çekilecek ve
böylece, hiçbir iyilik rnükâfâtsız, hiçbir
kötülük cezasız kalmayacaktır. O Gün, size dünyada emânet olarak verilmiş olan
gücünüz, irâdeniz ve tercih hakkınız elinizden alınacak ve ilâhî hükümranlık
tüm dehşet ve ihtişamıyla tecellî edecek. Sesler kesilecek, başlar öne eğilecek ve Mutlak Hâkim, en âdil
hükmü verecek: iyiler cennete, kötüler cehenneme! O hâlde, ey Rabb’imiz! Tüm
içtenliğimizle Sana söz veriyoruz:
Sadece Sana kulluk ederiz; yalnızca Sana ibâdet eder, bütün emirlerine kayıt
sız şartsız itaat ederiz, iyiyi-kötüyü, güzeli-çirkini, doğruyu-eğriyi
belirlemede, kendimize yalnızca ilâhî
ölçüleri rehber ediniriz. Senden başka hayatımıza yön verecek, kurallar
koyacak otorite kabul etmeyiz. Senin buyruklarına aykırı hükümler veren hiçbir
güce (kim olursa olsun) asla boyun
eğmeyiz ve ancak Senden yardım dileriz.
Her türlü iyiliğin, güzelliğin Senin elinde olduğunu bilir. Senin iznin ve
onayın olmadıkça hiçbir dileğin gerçekleşmeyeceğine yürekten inanırız.
Dertlerimize devayı, hastalıklarımıza şifâyı, sıkıntılarımıza çareyi ancak Sende arar; gerekli tedbirleri almakla birlikte, Senden başka hiç kimseden, hiçbir varlıktan medet ummayız. Sadece Sana yalvarır, yalnızca Senin kudret ve merhametine sığınırız.
Ey Rabb’imiz! Bizi, dosdoğru yola, insanın doğal yapısıyla; duyguları, eğilimleri ve ihtiyaçlarıyla bire bir örtüşen, varlık kanunlarıyla tam bir uyum içinde olan o apaydınlık yola, insanlığı hem bu dünyada, hem de âhirette mutluluğa ulaştıran İslâm yoluna ilet.
Nîmet verdiğin kimselerin, insanlık tarihi boyunca, tevhid sancağını elden ele taşıyan Peygamberlerin ve onların izinden yürüyen dosdoğru kimselerin, şehitlerin, sâlihlerin yoluna...
Gazaba uğramışların ve sapmışların, yoluna değil ya Rab! Yahudiler örneğinde olduğu gibi hakîkati pekâlâ bildikleri hâlde, dünyaya ve dünya nimetlerine tutku ile bağlılıkları yüzünden ilâhî irâdeye baş kaldıran; servet, güç, makam, şöhret gibi değerleri hayatın biricik ölçüsü hâline getirerek arzu ve heveslerini ilâhlaştıran, bu yüzden dünyada ve âhirette Senin gazabını hakeden azgınların yoluna değil aynı şekilde Hıristiyanlar örneğinde olduğu gibi, bidat ve hurafeleri, batıl düşünceleri (iyi niyetlerle) Allah’ın dinine ekleyerek hak dinden sapan, âhireti kazanma adına dünyayı ve dünya nimetlerini inkâr eden; okuma, öğrenme ve düşünme yeteneklerini kendi elleriyle körelterek cehalet ve bağnazlık zindanlarında bocalamayı “Allah (Celle Celelüh)’a yaklaşmak” zanneden o şaşkınların yoluna değil.., Onlara benzemekten onlar gibi yaşamaktan bizi koru Allah’ım.
Allah’ın Rasûlü (Sallallahu Aleyhi Ve Selem) bu sûrenin sonunda “Âmîn!” yani “Duamızı kabul eyle, yâ Rab!” derlerdi. Bizlerde aynısı ile duada bulunalım.
Bu duygu ve düşüncelerle birlikte; Müşerref olduğumuz Mübarek Cuma’nızı en kalbî duygularımla tebrik eder, tüm Âlem-i İslam’ın kurtuluşuna, birlik ve beraberliğine vesile olması temennisiyle, Cenab-ı Allah’tan iki cihan saadetleri niyaz ediyorum.
22.03.2013
Hüseyin BULUT