sevgili çocuklarım,
bir müddettir sizlerle pek bir şey paylaşmadığımı hayatın hızlı temposu içinde bir an duraklayıp da fark etmeniz bile mümkün olmamıştır muhtemelen.. çok daha büyük tehditler sözkonusuyken sergiler, konferanslar vs. hayatın olmazsa olmazı kategorisinden iniveriyor.. eskiden zorunluluk olan bir anda lükse dönüşüyor.. öte yandan bunun yerini alan meseleler o kadar çok başlıklı ve o kadar yoğun ki, elde olmaksızın dağılıyor, bir o tarafı bir bu tarafı kurtarmaya koşuyorsunuz.. yazışacak bile vaktiniz yok.. ayrıca artık bilgilendirmeye ya da şevke getirmeye de ihtiyaç yok.. sizlerin de bildiğiniz yöntemle kendi doğrularınızın peşine düştüğüne inancım sonsuz..
şu aralar pek çoğunuzun olayları bizzat tecrübe ettiğine inanmakla birlikte, basına ve medyaya bir türlü yansıyamayan birkaç hususun altını çizmek için yazıyorum sadece.. duymayanlar (duyurulmayanlar) da bunlardan haberdar olsun diye.. yoksa hepiniz her şeyin farkındasınız..
ağaçların başka yere taşınması denilen şey koca bir kandırmacadır bu ülkede.. ağaççı elvan hocanız bu konuda bilgi ve tecrübesini sizlerle paylaşabilir.. bu genellikle yapılmaz, iyi niyetli olunan durumlarda bile teknik ve pratik olarak yapılamaz, başka bir yere dikilse bile genellikle ağacın ölümüyle sonuçlanır.. sonra da "ee, biz taşıdık napalım" denir ve konu kapanır..
dün meydanın boşaltılmasından sonra gezi parkı'na girmesine izin verilen insanların üzerine 4 saldırı daha yapıldığını sadece bir kanal (halk tv) kısacık duyurdu.. başka hiçbir kanala ya da gazeteye yansımadı.. o da unutuldu gitti.. ilk saldırı polisin yanlış bilgilendirilmesinden sonuçlanan bir hata olsa bile, bunun dört kez tekrarlanması (en fenası da sonuncusuydu) kötü niyetli bir stratejiyi düşündürüyor..
sokaklardaki insanlar sadece gençler ya da inandırılmaya çalışıldığı gibi eylemciler, siyasi duruşu olanlar vs. değildi.. yaşını başını almış ev hanımları, başörtülü hanımlar, teyzeler elde tencere maşa tempo tutarak aramızdaydı..
ilk gün kullanılan biber gazı, üzerinde bu uyarı bulunduğu halde, ilk atıştan itibaren doğrudan insanlar hedef alınarak atıldı.. pekçok vak'a duymuş, görmüşsünüzdür mutlaka.. duymadıklarımız çok daha fazla olmalı.. mesela ben de sağ omuzumdan isabet aldım.. tam geri çekilmek için yan döndüğüm ve yüzüm hâlâ polise dönükken.. birkaç parmak sağa isabet etse yüzüm dağılabilir, iki karış kaysa oğlum yaralılar listesine katılabilirdi.. nitekim bildiğiniz gibi böyle olaylar oldu da.. gözü çıkanlar, testisleri dağıtılanlar malûm.. ölen ve bir türlü kayıp listesine girmeye lâyık görülmeyen birini ben bizzat biliyorum.. metroya gaz bombası atıldığında kalp krizinden ölen birini.. çünkü bu gaz sadece yaralanmalara neden olmuyor ve yan etkiler bu listeye sokulmuyor demek ki.. yaralananların sayısının da yansımadığı malûm.. ben de şahsen bir üniversiteye girip soluklanmak dışında omuzumla ilgili hiçbir müdahale talep etmeden kaldığım yerden devam ettim. ama kolum iki gündür kalkmıyor o başka..
dün atılan ilk günkü gibi biber gazı değildi.. bununla ilgili medyada tek bir satır ya da cümle geçmedi.. bizzat tecrübe edenler bilir, bu göz bile açtırmayan, sizi üzerine filit sıkılmış böcek gibi etkisiz hale getiren, gözlerinizi ve ciğerlerinizi kavuran ve uzun vadede daha kimbilir neler yapan bir başka gazdı.. portakal gazı olarak bildiğimiz bu gazın insanlar üzerinde kullanımı yasak.. hiç bilmediğim bir siteden, tarafı ya da kullanıcısı vs. değilim.. sadece gaz videosu işte.. ve gerçek, çünkü oradaydım.. ve teşviki'yenin arka sokaklarında bile gaz çok etkiliydi.. ve evinde oturan hasta amca da, börtü böcek kedi köpek de bu gazdan nasibini aldı..
polis uyarı atışı yapıp halkı şu ya da bu noktadan uzak tutmakla yetinmedi, genellikle çift taraflı kuşatıp sıkıştırmayı tercih etti..
şu anda taksim'de temizleme eylemi gene bizzat eylemciler tarafından gerçekleştiriliyor..
okulumuz bizi şaşırtmadı.. genellikle küçümseme eğiliminde olduğu bahçeşehir mesela, ilk gece sadece kapılarını yaralılara açmakla kalmadı, sağlık ekibi de beşiktaş meydanında görev başındaydı.. bilgi hocaları (oğlumdan bizzat yakinen tecrübe ettim) sürekli öğrencileriyle birlikteydi ve iletişim halindeydi.. bazı üniversiteler sınavları rapor istemeden tekrarlayacaklarını duyurdular.. bizden de tık çıkmadı..
ilk gece twitter'da muhtelif sayılarda polisin istifası haberi geçti..
elvan hocanızın sonradan tomasından zor kurtulduğu polisin karşısına dikilip "evladım bunu yapmayı istiyor olamazsın.. acıyorum sana, düşün annen baban senden ne kadar utanıyordur kimbilir" dediği gibi, mutlaka ki yaptığından utanan polisler de olmalı.. bütün bunların bazı tarafların kötüye kullanmasına yol açmaksızın, bazı kitlelerin bundan böyle nefretle anılarak hedef alınmasına yol açmaksızın (sanırım en zoru bu, artık polis gören halk ne hissedebilir?) sağduyu içinde, hepimizin, memleketin, demokrasinin, yeşilin hayrına sonuçlanması umuduyla diyeyim.. dün gece starbucks'ta oturanlara saldırıldığını gördüm, bir gün evvel sığınan halka kapılarını kapattıkları için.. tabii işin öteki tarafı da var.. halka kapılarını açanlar da hedef haline gelmiş oldu..
elbette ki hiçbir şey burada bitmeyecek.. her çeşit provokasyona karşı daha da dikkatli olmak gerekecek.. yıllardır o ya da bu diğeri tarafından ötekileştirildi ama bu toplumun daha fazla "öteki"ne tahammülü yok..
bunlar hepinizin en az benim kadar bildiğiniz gerçekler.. ben sadece paylaşmak istedim.. yoksa hocalık taslamak değil asla.. ister hoca olalım, ister öğrenci ya da mezun, siz ve ben birlikte öğrenmeye devam edeceğiz her zaman.. umarım acı tecrübelerle olmasın..
hepinizin sağlıklı olduğunu umuyorum..
sizi çok seviyorum..
gevher