Büyük şehirde çocuk olmak zor derlerdi
Büyük bir şehirde doğup büyümeyenler için bence büyüyünce yaşamak da zor
Ama yine de küçük bir şehirde öğrendiklerimle yaşamak mümkün
Küçük bir şehirde büyümüş,büyük bir şehre alışmaya çalışan küçük bir çocuk olarak ben bazen kaldırım taşlarında bildiğim tüm oyunları hatırlarım
En başta çizgi gelir aklıma
İstediğimiz şekilde istediğimiz büyüklükte bir çubuk yardımıyla toprak üzerine çizdiğimiz şeklin üzerinde oynarken en önemli kural çizgiye basmamaktır
Çizgiye basan oyun dışında kalır,yeni bir hak elde edene kadar tekrar oynamaktan mahrum kalır
Hepimiz oyunun oyun olduğunu bilmemize ve kuralları kendimiz koymamıza rağmen bozamazdık oyunu
Yoksa tadı kaçardı
Bir de yakan top vardı
"can" sayardık topu yere değmeden,havada yakalayabilmişsek eğer
Sonra yanarsak biz değil önce canlarımız çıkardı oyundan
Bir arkadaşımız yoksa bize eşlik eden canımız yandığında ortada olmaktan çıkardık
Oyunu paylaşan arkadaşlarımız varsa canını bize devredip beraber oynamaya devam etmek isteyen birden canlanır,gerçekten canımıza can katılmış gibi oynardık
Oyunların hayatı öğrettiğini büyüyünce anladık da hayatın bir oyun olduğunu unutup canımız her yandığında ağladık
Yakan top oynayanlar bilir diye soruyorum:
Yakan top oynarken kaç kez kazandınız?
Ya da kaç kez kaybettiniz?
Kaç kez yakan top yaktı canınızı?
Kaç kez can verdi arkadaşınız size ya da siz kaç cana can kattınız?
Ben hatırlamıyorum
Şimdi çizgili kaldırım taşlarında yürürken ve bir oyun arkadaşım yokken yanımda hatırladığım "yakan top"un aslında yakmayan bir oyun olduğu:
"kurallara göre oynanıp biten !"
BELGİN ÇAKIR
alıntı
--