(Biz Kürtler tarihimize sahip çıkmayan, yazmayan ve araştırma yapmayan ama yeri geldiğinde de hamasi nutuklar bolca söyleyen bir milletiz. Hele tarih, edebiyat ve özellikle Eyyubi Kürtlei tarihi ile ilgili aydınlarımızın, yazarlarımızın, tarihçilerimizin, Seyda ve melle’lerimizin aymazlığı, tembelliği ve ümmiliği yüreğimi- biliyorum bütün ehl-i hamiyetin yüreğini-yakıyordu. Hatta Nubihar dergisi 101. sayısında “ Kurd û İslamiyet” Yani Kürtler ve İslamiyet başlıklı Kürtçe bir makale yazmıştım. Bir paragrafında bu derdimi şöyle dile getirmiştim: “Fakat şu tarihi bir gerçektir ki; İslamiyet’ten sonra Kürt tarihi bulanıklılıktan karanlıktan çıkarak (Kürtlerin) isimleri, dilleri, ülke adları tam belirginleşiyor. Kürt dili ilk olarak yazılı eserlerini elimize kadar ulaştırıyor. Tahirî Uryan, Elîyê Herirî, Hesenê Batê gibi âlim ve edip kişilerin kitapları, divanları ve kurulan medrese ve eğitim kurumları Kürt edebiyatının, Kürt medeniyet ve siyasal hakimiyetinin temelini oluşturuyorlar. Amerika’nın Harward Üniversitesi tarih profesörü, Kürtlerin İslamiyet’i kabul edişlerinin ilk zamanlarına tekabül eden zamana o döneme ait araştırmaların da şöyle diyor: “Kürtler üç yüz yıllık İran Sasanîleri ve Bizans İmparatorluğu idaresindeki karanlık ve ezilme dönemlerinden sonra, 7. ve 9. yüzyıla geçerken yeniden yeşeren güçleri güçleri ve siyasetteki hakimiyetleri, döneme mührünü vuruyor. Bu yükselme, 10. ve 12 yüzyıllarda, hakimiyette en yüksek seviyelerine ulaşarak haklı olarak İslam’ın Kürt yüzyılları olarak adlandırılıyordu. Kürt siyasi hâkimiyeti, askeri fetihler ve göçler ile Orta Asya’dan tut Libya ve Yemene kadar uzanıyordu.
http://www.koparengin.com/Forum.asp?forum=oku&msgid=61