Kimden: sadık satılmışoğlu <sadiksat...@gmail.com>
Tarih: 23 Ağustos 2015 20:19:41 GMT+3
Kime: namikd...@hotmail.com
Konu: üryan hızır ocağı yazı ve fotoğraf ilgili bilgiyi serçeşme dergisin de yayınlanmasını sizden rica ediyorum
ÜRYAN HIZIR OCAĞI
Alevi toplulukları, inançsal ve toplumsal hayatta cemaat yapılanması bakımından ocaklara ve dergâhlara bağlıdırlar. Alevi toplum yapısının sistemli bir şekilde işleyişini sürdürmesi, ocak ve dergâh disiplinine bağlıdır.
Alevi Ocaklarından biri olan ÜRYAN HIZIR (SULTAN HIDIR), evlad-ı resul (seyyid)’dür. 5. İmam Muhammed Bakır soyundandır. Üryan Hızır Ocağı kurucusu, Üryan Hızır, kutsal ziyaretgâhı Tunceli (Dersim) ilinde Pertek’le Hozat arasında bulunan Zeve (Dorutay) köyünde bir tepe üzerindedir. Bu ocak, çocuğu olmayanların, akıl hastalarının ve sara hastalarının akın ettiği bir ziyaret olarak tanınmıştır.
Alevi Ocaklarında Dedelik (Pirlik) Kurumu üçlü bir hiyerarşiye sahiptir;1-Mürşit, 2-Pir, 3-Rehber. Bu yönüyle Üryan Hızır Ocağı’nın hem “Pir Ocağı”, hem de “Mürşit Ocağı” olarak bir işlevi vadır. Hubyar Sultan Ocağına mensup dedelerin kendi mürşit ocaklarının Üryan Hızır olduğunu söylerler. Üryan Hızır Ocağı Dedelerinin talipleri; Erzurum, Sivas, Tokat, Çorum, Adıyaman, Malatya, K.Maraş, Erzincan gibi illerde bulunmaktadır.
Üryan Hızır Türbesi önünde bulunan tabelada yazıldığı gibi, birçok araştırmacı-yazarın yazdığı ve bu ocağa mensup olan dedeler tarafından da anlatıla gelen bir efsaneyi aktarmak istiyorum; Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alâeddin Keykubat ordusuyla birlikte doğuya yaptığı denetimler sırasında Sultan Gölü civarında bir yerde konaklarlar, burası Üryan Hızır’ın yaşadığı yerlerdir. Bir akşam bakarlar ki karşı tarafta bir ışık görünüyor, Alâeddin Keykubat bu yanan ışığın ne olduğunu öğrenmek için askerlerden birkaçını oraya gönderir. Askerler oraya geldiğinde çadırda tek başına oturan nur yüzlü bir ihtiyarı görürler. Askerler: “ihtiyar! sen kimsin?” der, İhtiyar: “Ben-i ademim, adım Üryan Hızır’dır, gördüğünüz gibi bir çadırım, oturacak bir seccadem, topraktan bir güvecim, atıma yedirmek için de biraz arpam var” der. Askerler gider durumu hükümdara anlatırlar. Hükümdar ise; “gidin o ihtiyara deyin ki, hükümdar seni çağırıyor”. Askerler tekrar Üryan Hızır’ın kaldığı çadıra gidip hükümdarın emrini iletirler. Üryan Hızır; “gidin hükümdarınıza söyleyin o gelsin ben yaşlıyım gelemem, fakirhanemi onurlandırsın misafirim olsun” der. Askerlerden biri; “iyi de koskoca hükümdar o, koca ordusu var sen onları nasıl ağırlayacaksın onlara yetecek ekmeğin yok, aşın yok, üzerine oturacak bir halın bile yok”. Üryan Hızır; “Allah’ın izniyle misafirlerimize karşı mahcup olmayız”.der. Askerler durumu gidip hükümdara anlatırlar. Hükümdar ise bu ihtiyarı merak eder ve ziyaretine gider. Üryan Hızır, çadırına devlet erkânı ile gelen hükümdarın selamını alır ve oturması için seccadesini serer. Her gelen ise seccadenin üzerine oturur fakat seccadenin bir tarafı daima boş kalmaktadır. Hükümdar, bu duruma dikkat kesilir hayretini gizleyemez ve bir komutla “ayağı kalk” der ve herkes ayağı kalkar, yerde ise küçük bir seccade vardır. Hükümdar bir komutla “otur” der bakar ki seccadenin üzerinde herkes oturmuş. Üryan Hızır, gelen misafirlerine küçük güveç içerisinde hazırlamış olduğu yemeği hükümdara ve devlet erkânına ikram eder. Hükümdar; “Baba erenler bu yemeği hangimiz yiyeceğiz” der. Üryan Hızır; “besmeleyle başlayınız hepinize yetecek kadar yemeğim vardır, inşallah”. der. Hükümdar ve devlet erkânı yemeye başlarlar sonra askerler de yer, karınları doyar. Fakat yemek bitmemiş, küçük güveçte hala yemek bulunmaktadır. Daha sonra da Üryan Hızır, küçük bir torba içerisinde bulunan arpadan, gelen konukların atlarına arpa dağıtır. Ancak o küçük torbada arpa hala bitmemiştir. Bütün bu olup bitenleri hayretle izleyen Alâeddin Keykubat, o nur yüzlü ihtiyarın ermiş, keramet sahibi olduğunu anlar ve buna tanık olur. Üryan Hızır’a: “sen burada tek başına yaşıyorsun, yaşında ilerlemiş bakıma ihtiyacın olur, benim askerlerimin arasından sana hizmet etmeleri için akıllı, dürüst ve ahlaklı olan üç askerimi görevlendiriyorum”. der. Bu üç askerlerin isimleri; Resul, Munzur ve Delil’dir. Bunlar; Üryan Hızır’a can-ı gönülden bağlanarak hizmet ederler. Üryan Hızır hakk’a yürüdükten sonra da Zeve köyünden ayrılmazlar. Zeve köyünde ikamet eden canlarla konuştuğumuzda, köylülerin bir kısmının soyunun da, bu üç askerden geldiğini söylemektedirler. Üryan Hızır hakk'a yürüdüğü zaman önce köyün alt tarafındaki bir yere defnedilir. Ancak kabrin çevresi köylüler tarafından bakımsız bırakılır, gübre dökülür ve temiz tutulmaz. Daha sonra bir cuma gecesinin sabahı görülür ki oradaki mezar, köyün ortasındaki bir tepeye gelmiş, burayı mekân seçmiştir. Sonradan Selçuklu Sultanı tarafından mezarın üzerine bugünkü türbesi yapılmıştır.
Ocaklar zamanla bu kutsal erenlerin soylarından gelenlerce kurumsal hale getirilmiş ve bu soydan gelenlere ocakzade denmiş. Dedelik (Pirlik) görevini de ocakzade olan yani seyyidler tarafından yerine getirilmesi kural halini almıştır.
Üryan Hızır soyundan olan ve bugün Pirlik görevini yapan Dede Ali Büyükşahin’in ataları Tunceli’den Elazığ’a oradan Malatya’ya daha sonra da Adıyaman Kahta ilçesinin Berazi köyüne yerleşirler. Burada 150–160 yıl kaldıktan sonra 1820’lerde Adıyaman merkez köyü olan Kotur’a göç ederler. Daha sonra Azikan köyüne yerleşirler en son olarak da Çelikhan’ın Bulam (Pınarbaşı) Kasabasına yerleşirler. Aslında bu göçler çoğu zaman baskılar sonucu oluşan bir zorunluluktan kaynaklanmıştır. Kâhta Berazi’de kaldıkları dönemde halk tarafından çok sevilen ve saygınlıkla karşılanan Üryan Hızır Dedelerinin halk üzerindeki etkisi yörenin bazı ağalarını rahatsız etmiş, Osmanlı güçleriyle birlikte göçe zorlanmışlardır. Bu sırada pirlik görevini yapan Büyük Yusuf, bir kısım akrabaları ile birlikte Adıyaman merkez Kotur köyüne gelip yerleşirler. Berazi’de kalan diğer akrabaları ise onlardan 50-60 yıl sonra göç etmişlerdir. Büyük Yusuf’un babası Baba Kasım ve onun dedeleri Berazi ve yöresinde halkın takdirini kazanmışlardır. Şu anda bile Sünni olan Berazi ve yöresindekilerle konuştuğumuzda onlardan saygı ve muhabbetle bahsetmektedirler.
Baba Kasım’ın türbesi Çelikhan’ın Recep köyünde bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Bu tepe aynı zamanda “Baba Kasım Tepesi” olarak da adlandırılmıştır. Halk tarafından ziyaret edilen ve kurban adanan kutsal bir makam olarak kabul görmüştür. Büyük Yusuf, Kotur köyüne yerleştikten sonra bilgisi ve marifetiyle örnek gösterilen biri olması ve halk tarafından sevilip sayılması, bazı akrabalarını kıskandırmış, bunu hazmedemeyen Aço adındaki bir akrabası tarafından vurularak yaralanır, aldığı yaraların etkisiyle çok sürmeden hakk’a yürür. Azikan köyüne defnedilir. Aço bununla da kalmayarak Büyük Yusuf’un oğlu olan Küçük Yusuf’u da tehdit eder. Küçük Yusuf’u ise bazı akrabaları koruma altına alır, daha sonra akrabaları tarafından güvenlikte kalması için talipleri olan Malatya Haçova köyüne gönderilir ve burada bir süre kaldıktan sonra tekrar Adıyaman’daki Kotur köyüne döner. Büyük Yusuf’un kabrinin Azikan’da kalmasına gönlü razı olmayan Berazi’deki akrabaları tarafından bir gece yarısı mezarı açılır ve naaşı Kâhta’nın Susyan (Ortanca) köyünde bulunan Derviş Yusuf Ziyareti’ne götürülerek burada defnedilir. Üryan Hızır evlatlarından altı dedenin de kabri burada bulunmaktadır.
Küçük Yusuf’tan sonra dedelik görevini (pirlik) sırasıyla; Hüseyin Ağa, Miro Dede (Keke Mir), Hüseyin Dede (Keke Hüseyn), Mehmet Dede ( Hamo Dede) yapmışlardır. Şu anda ise bu görevi Ali Dede (Ali Büyükşahin) yapmaktadır.
Büyükşahinler’in yol erkan yürüttüğü yörelerde Üryan Hızır Ocağına bağlı 32 rehber ocağı bulunmaktadır. Bu rehber ocaklarının bir kısmı Büyükşahinler’e akrabadır. Bir kısmı da Derviş Yusuf Rehber Ocağı’ndandır. Rehberlerin bir kısmı ise ocağın pirleri tarafından görevlendirilmiştir. Her yörenin ve oymağın rehberleri ayrı ayrıdır. Örneğin Haçova’da 4 rehber ocağı bulunmaktadır. Bunlar; Hacı Bayram Dede (Boztepeler), Kazım Dede (İlhanlar), Aziz Dede (Polatlar), Kutılgiller (Atlılar)’dir. İlhanlar ve Polatlar yol erkan konusunda Boztepelere bağlıdırlar. Boztepeler (rehber), Recepli Yusuf Dede (rehber) ve Susyan’daki Turanlar’ın (rehber) Derviş Yusuf’un torunları oldukları bilinmektedir.
Üryan Hızır Ocağı’na mensup Büyükşahinler’in taliplerinin büyük bir kısmı; Rışvan Aşiretinin bir kolu olan Hıdsor topluluğudur. Bununla birlikte az sayıda Kav (Kavi) aşiretinden ve Kureyşan Aşiretinden olan talipleri de bulunmaktadır. Büyükşahinler’e bağlı 70-80 bin civarında talipleri bulunmaktadır.
Üryan Hızır Ocağı’na mensup Büyükşahinler’in taliplerinin bulunduğu yerler ;
Adıyaman Yöresi;
Merkez köyleri; Yazıbaşı(Azikan), Sarıkaya (Çiğ), Uzunköy (Dilkan), Ahmet Hoca, Hacıvert, Çamyurdu(Gömükan), Karaağaç, Kuşakkaya(Şehler), Büyük Kırklı, Küçük Kırklı, Dardoğan, Akçalı, Çokpınar, Uzunömer, Koru, Gebeli, Kızılcahöyük, Karahöyük, Salamut, Börgenek, Kayaönü(Fahrikan), Ulubaba(Çınarik), Kistan, Kazni, Kotur, Durukaynak, Köm köyleri,
Kahta İlçesi ; Bağlar (Bizrin), Ortanca (Susyan) köyleri,
Çelikhan İlçesi; Bulam (Pınarbaşı) Kasabası, Recep, Köseuşağı, Şahverdi, Kotur (Deveboynu)
Malatya Yöresi ; Yazlak (Aşağı Haçova), Ataköy (Yukarı Haçova) köyleri
Malatya Merkezde; Haçova, Recep, Köseuşağı, Bulam, Şahverdi köylerinden ve değişik yörelerden gelenler büyük bir talip kitlesi oluşturmuşlardır.
Doğanşehir ilçesi; Merkezde talipleri bulunmaktadır.
K.Maraş; Pazarcık yöresinde talipleri bulunmaktadır.
Suriye’de ise ; Afrin’e bağlı Muhabbet Kasabası da talipleridirler.
Ayrıca; İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, İskenderun, Adana illerinde talipleri bulunmaktadır.
Deniz BÜYÜKŞAHİN