BOS KALDIGIMIZ ZAMAN SEYTAN ÇOK ÇESITLI SÜPHE, TEREDDÜT VE SIKINTILARLA HÜCUM EDIYOR.

0 views
Skip to first unread message

fuat ozcelebi

unread,
Sep 8, 2007, 5:04:33 AM9/8/07
to aaaaaaaaaaa ben
BOÞ KALDIÐIMIZ ZAMAN ÞEYTAN ÇOK ÇEÞÝTLÝ ÞÜPHE,
TEREDDÜT VE SIKINTILARLA HÜCUM EDIYOR. ÝRADEMÝZ HÝSLERÝMÝZÝN ELÝNDE OYUNCAK OLUYOR. VE BU GÝBÝ DURUMLARDA MASÝYETE KARÞI SABRIMIZ AZALIYOR, TAVSÝYELERÝNÝZ?
Evvelâ, þeytanýn, saptýrýcý fitne ve vesveselerine, fena þeyleri tezyînine karþý, namaz -niyazla yüzümüzü yerlere sürerek, secde ile gururumuzun hortumunu bükerek, "Akrebu ma yekunul abdu min Rabbihi fehüve sâcid" "Kulun Rabbisine en yakýn olduðu an secde halidir" gerçeðiyle baþýmýzý yere koyup, "Allahümme euzu bike mink" "Allahým Senden Sana; azamet, celâl ve ceberutiyetinden Rahmet ve Rahmâniyetine sýðýnýrým" demeli ve Rabbimizin himayesine girmeliyiz.
"Boþ kaldýðýmýz zaman þeytan bize musallat oluyor" ifadesi tam gerçeði anlatýyor. Gerçekten þeytan, daha ziyade âtýl insanlara hücum eder hiç bir iþ yapmayan, din adýna aktif olmayan ve din adýna yer yer dolup boþalmasýný bilmeyen kimselerle uðraþýr. Öyleyse biz de bu noktadan hareketle, ataletten kurtulma ve aktif olma yollarýný araþtýrarak iþe baþlamalýyýz.
Madem þeytan, daha ziyade ataletimizden istifade ediyor, boþ durduðumuz zamanlarda içimize uygun olmayan kuruntular atýp, fena þeyleri düþündürerek bizleri fena þeyler yapmaya zorluyor; öyle ise biz de lâhuti bir meþgaleyle sürekli onun kurcalayýp durduðu boþluklarý doldurarak ona karþý koymalýyýz; yani ister düþünce, ister fiille, tepeden týrnaða dolmak ve ona, içimizde el atacaðý bir yer býrakmamalýyýz.
Afâkî ve enfüsî tefekkürle, sürekli Rabbiyle irtibatýný yenileyip duran bir insana, þeytan yol bulup vesvese veremez.
Rabýta-ý mevtle iki büklüm bir insaný da þeytan kendine ait oyunlarla dize getiremez.
Gece, gündüz Dîn-i Mübîn-i Ýslâm'ýn dörtbir yanda bayraklaþýp þehbâl açmasý uðruna çýrpýnýp duran bir dava adamýný da þeytan kendine ram edemez.
Bütün his ve duygularý, yakîni imanla itmînana kavuþmuþ bir insanýn, Ýlâhî vâridat kaynaðý gönlüne de þeytanýn uðursuz eli uzanamaz.
Hasýlý biz, Rabbimizle irtibat içinde olursak, O da bizi, bizim ve O'nun düþmaný olan þeytana terketmeyecektir. Evet, hiç mümkün müdür ki biz vefalý davranýp O'nun dinine omuz verelim de, (Haþa) Cenab-ý Hak bize karþý vefalý davranmasýn?.. O vefalýlarýn en vefalýsý olduðuna göre, elbette bizi arzularýmýzla baþbaþa býrakmayacak ve çürümeye terketmeyecektir. Evet O, kitabýnda: "Evfu bi ahdi ûfi bi ahdiküm." (Bakara, 2/40) "Siz, sözünüzü tutun Bana karþý vefalý olun ki Ben de size vefalý olayým" diyor. O halde biz, Allah'ýn dinine yardým edip dururken hiç Allah bize þeytaný musallat eder mi? Hayýr ve asla! Aksine O, böyle bir durumda en azýndan bir âyetini lisanýmýzda temessül ettirecek, bizi kendimize getirecek ve o þeytanî girdaptan uzaklaþdýracaktýr. Týpký, Allah Resulü'nün bir kýsým güzide ashabýný uzaklaþtýrdýðý gibi. Evet, onlarýn da, insan olarak bakýþlarýnýn bulandýðý, baþlarýnýn döndüðü anlar olmuþtur ama, hemen Rabbin bürhaný karþýlarýna çýkmýþ ve nazarlarýný meâliye ve uhrevîliklere çevirmiþtir. Hak dâvâsýnda samimi olarak gönül veren herkes hayatýna az dikkat etse görecektir ki, irâdesini kötüye kullandýðý veya bilmeyerek bir uçurumun kenarýna süreklendiði nice zamanlar olmuþtur ki, bir inâyet eli uzanýp onu tutmuþ, desteklemiþ ve düþmesine imkân vermemiþtir. Evet herbirerlerimiz, Cenab-ý Hakk'a karþý sadâkat ve vefamýz ölçüsünde mutlaka O'nun desteðini görmüþ ve "Ýn tensurullahe yensurküm" sýrrýný irademizin nasiye ve çehresine yazýldýðýný müþâhede etmiþizdir.
Bizim irâdemizin çerçevesi yok denecek kadar dardýr. Buna raðmen, O bizim bu irâdemizi þart-ý âdi yapmýþ ve þeytana ait bütün iðfalleri ters-yüz etmiþtir.
Evet, þeytan ve nefsin içimize attýðý þeylerin ta baþtan önünü kesersek, bir ölçüde onlarýn muharebe zeminine hakim olmuþ oluruz. Çeþitli zamanlarda, sizi ciddi bir baský altýnda tutup, artýk altýndan kalkamayacaðýnýz hale gelen hayalleriniz; bazen de bir an altýnda kalsanýz da hemen sýyrýlýp uzaklaþabileceðiniz hayallerinizi bir düþünüp, muhakeme edin; zannediyorum dediklerime hak vereceksiniz. Çünkü öyle yerler, öyle durumlar vardýr ki, orada kendi kalbimizin hayatiyet ve canlýlýðý bizi canlý ve diri tutmaya yetmeyebilir. Bir de çehresi hakikat gamzeden ve iradesinde Allah'ýn iradesi çaðlayan öyle kimseler vardýr ki, onlarýn yanýna gittiðimiz zaman sanki Nebi ile diz dize oturmuþ gibi kuvvet kazanýrýz. Onlarýn söz ve sohbetleri bir iksir olur; içimizde buz baðlamaya baþlamýþ kötü duygu ve düþünceleri bir anda eritir. Bazen de biz, kendimiz ayný hal ve havaya mazhar oluruz. Bu defa da bir baþkasý bizim atmosferimize sýðýnýr, bize dayanýr ve varlýðýný sürdürmeye çalýþýr. Allah insaný topluluk içinde yaþayacak bir fýtrat üzere yaratmýþ ve sonra da onu toplumun içine salmýþtýr. Ýnsan, maddi-mânevî dünyasýný ancak ve ancak kendi gibi bir toplumun içinde yaþayabilir. Bu noktada bize düþen vazife iyi arkadaþlardan uzak kalmamaktadýr. Çünkü iyi arkadaþ, her zaman nasihatlarýyla yüreðimizi hoplatýp içimizde aþk ve heyecan uyandýrabilir. Böyle bir arkadaþlýðý, çarþýda-pazarda gezerken ve uzun yola çýkarken hep devam ettirmek lazýmdýr. Ýnþaallah, bu þekildeki bir arkadaþlýk fanusu, serasý içimize þeytanlarýn girmesine fýrsat vermeyecektir.
Bir diðer husus da, mümkün mertebe, kalbleri inceltecek nasihatlara kulak verilmelidir. Evet, dinleyince ahiretle bütünleþeceðimiz ve öteler arzusuyla coþup heyecanlanacaðýmýz nasihatlar çok önemlidir.. ve bu ma'nâdaki nasihat aynen dindir. Seleflerimiz vâz-u nasihat ederken, cami aþkla, heyecanla dolardý. Koca Fahruddun-i Râzi, felsefe kitaplarýný devirmiþ bir insandý ama, kürsüye çýktýðýnda hýçkýrýklarýndan ne dediðini adetâ kimse anlayamazdý. Biz bu türlü nâsihleri, dinlemeden mahrum, bu itibarla da bir bakýma talihsiz bir cemaat sayýlýrýz.
Oysa ki insan ayný zamanda, yüreði hoplamaya, gözü yaþarmaya muhtaç bir varlýktýr. Evet, insan iç alemi itibariyle hergün birkaç defa incelmeye, incelip kendi içinde derinleþmeye ihtiyacý olan bir yaratýktýr. Aðlamak da o ihtiyaçlardan biridir. Kur'an "Onlar aðlar ve yüzüstü kendilerini secdeye atarlar." diyerek hep iç inceliðinden, yaþaran gözden, rikkatli kalpten bahsediyor.
Binaenaleyh, mümkünse, hergün Sahâbî, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîn Efendilerimize ait, evet, gerçekten Ýslâmi hayatý yaþamýþ o insanlardan bir kýsým sayfalar mütalaa ederek, hayatýmýzý onlarla renklendirmeli ve çarþýya, pazara öyle çýkmalýyýz. Bu sayede, hem zaman zaman gönül dünyamýz düzelecek hem de gerçek gönül insanlarý olan sahabe, tabiin ve tebe-i tabiinle kendimizi mukayese etme fýrsatýný bulacaðýz: "Onlar da müslümandý, biz de müslümanýz; onlar nasýl öyle olmuþtu, biz neden böyleyiz?" gibi mülâhaza ve murakabelerle yenilenebileceðimizi tahmin ediyorum; hiç olmazsa haftada bir kaç defa bu þekilde bir incelme ve kalplerin yumuþamasý, -inþaallah- içimizde yer yer mevcudiyetini hissettiðimiz paslarý izale edip giderecektir. Biz de bu sayede kalbimize akseden Ýlâhî tecellileri, bütün aydýnlýðýyla duyacak ve þeytanýn vesveselerinin dýþýnda, uzaðýnda kalabileceðiz. Bu durum ba'zen bir þahsý dinleme, bazan Kur'an okuma, bazen de tefsirleri karýþtýrma þeklinde olabilir... Yenilenme þeklinde sýnýr yok ama, bizim buna en az hava, su ve ekmek kadar ihtiyacýmýz var.
Evet, yüreðimizi hoplatacak bir insaný dinlemek, onunla diz dize gelmek, "Bize nasihat et" demek; kalbimizde, Efendimiz (a.s.m.) ve sadýk dostlarýný bir kere daha duymak, bizi ayakta tutacak dinamiklerdendir. Sakýn sakýn, ülfet ve ünsiyet hastalýðý ile: "Ben bunu biliyorum, bir kere daha, okusam ne olur okumasam ne olur." demeyelim! "Dinlesem ne olur, dinlemesem ne olur" demek bir gaflet, bir aldanmýþlýktýr. Ýhtiyacýn tekerrür etmesiyle, yemenin içmenin tekerrür etmesi gibi, mânevî hayatýmýzýn, kalb, vicdan ve sair duygularýmýzýn da bu türlü þeylerle, beslenmeye ihtiyacý vardýr.
Ýþte bütün bunlarý düþünerek her zaman kendimizi, bir rehberin kucaðýna atmalý ve onun bütün fenalýklarý eriten kudsî atmosferi içine girerek, kendimizi yenileme yollarýný araþtýrmalýyýz. Bu, bazan okuma, bazan tefekkür ve bazan da ölümü düþünme ile olabilir. Bunlarý yapabildiðimiz ölçüde de insî ve cinnî þeytanlardan korunmuþ olacaðýz. Her zaman dua ve niyazýmýz, Cenab-ý Hakk'ýn bizleri nefis ve þeytanýn þerrinden koruyup muhafaza etmesi istikametinde olmalýdýr.. olmalýdýr ki, hayatýmýzý hep inayet seralarýnda sürdürebilelim.
(Asrýn getirdiði tereddütler)


Need a vacation? Get great deals to amazing places on Yahoo! Travel.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages