---------- Forwarded message ----------
From: "mehmet.pektas" <mehmet.pek...@mynet.com>
Date: 19 Temmuz 2007, 10:21
Subject: Ynt: AW: GAZEL - Şiir (Aruz vezniyle) / Mehmet PEKTAŞ
To: KEAG (Kuantum Edebiyatı Araştırma Grubu)
...
----- Özgün İleti -----
Kimden : KE...@googlegroups.com
Kime : KE...@googlegroups.com
Gönderme tarihi : 18/07/2007 22:32
Konu : AW: GAZEL - Şiir (Aruz vezniyle) / Mehmet PEKTAŞ
v\:* {behavior:url(#default#VML);}
o\:* {behavior:url(#default#VML);}
w\:* {behavior:url(#default#VML);}
.shape {behavior:url(#default#VML);}
Von:
KE...@googlegroups.com [mailto:KE...@googlegroups.com] Im Auftrag von
mavizaman
Gesendet: Mittwoch, 18. Juli
2007 13:51
An: KEAG (Kuantum Edebiyatı
Araştırma Grubu)
Betreff: GAZEL - Şiir (Aruz
vezniyle) / Mehmet PEKTAŞ
GAZEL
...
Yoksun ya, dünya boş yaşamak öyle zor
inan.
Hasret yapıştı yakama kurtulma zor
inan.
...
Senden haber getirmiyor artık bahar ve
yaz,
Kışlar umursamaz üşütür dondurur
inan.
...
Dertler sıralanır gece gündüz azap
verir,
Ah, şimdi uykular yapayalnız kalır
inan.
...
Saplandı bağrıma ucu hançer
bakışların;
Kayboldu gam, keder, çile rûyâ dedim
inan
...
Hep yaşlı gözlerim boşuna tüm
teselliler;
Bilsem de dönmeyeceğini ben beklerim
inan.
...
Mehmet PEKTAŞ
...
Vezni:
Mef'ûlü fâ'ilâtü mefâîlü
fâ'ilün
(//. /./. .//.
/./)
...
KAYNAK:www.mavizaman.com
Iyi günler Sayin Pektas,
Aruz vezniyle yazmis oldugunuz bu Gazeli büyük bir
begeniyle okudum. Duygu yüklü bir gazel olmus. Elinize, gönlünüze
saglik.
Ayrica daha önce Grupta yayinlanmis olan „Mesafeler Ötesi“
baslikli siirinizi de yine cok begeniyle okumustum. Basarilarinizin
devamini diler, tebrik ederim.
Bendeniz aruz veznini yeterince bilmiyorum. Sizin
yazmis oldugunuz gazele söyle bir baktim. Kendime göre her beyitte
vezine
uymayan kelimelere rastladim. Kendi eksigimi ögrenmis olayim diye,
dikkatimi ceken bu noktayi sizinle paylasmayi uygun
gördüm.
Asagida örnek
vereyim:
Vezin: Mef’ûlü / fâ’ilâtü / mefâîlü /
fâ’ilün
Birinci Beyit: „Hasret yapisti yakama
kurtulma zor inan“. Burada bana göre „yakama“
kelimesinin vezine gore uzun heceyle baslamasi gerekirdi.
Ikinci Beyit: Senden haber
getirmiyor… Burada “getirmiyor” derken,
“yor” eki vezini bozuyor; cünkü kisa hece olmali
idi.
Ücüncü Beyit: Dertler siralanir… Burada da
siralanir kelimesinde ki „ra“ eki vezini bozuyor, cünkü
uzun
olmaliydi.
Diger beyittlerde de ayni sekilde vezinde hatalara
rastladim. Tekrar belirtmek isterim ki; belki de bu noktalar tamamiyle
bendenizin eksik bilgileridir. Dogruyu bulmak ümidiyle size ve bu
vesileylede tüm grup dostlarima sevgi ve selamlarimi iletiyorum.
Saygilar. Bahar
Dileme
--
GAZEL'E DAİR
Merhabalar efendim, ilgi ve alakanıza çok teşekkür
ederim.
Bence aruz vezni bütün vezinler arasında kullanılması
en zor ama öte yandan armonisi de en yüksek vezin. Aruz esas
itibariyle
bize ait değil. İslamiyet’le beraber kültürel etkileşim sonucu
Arap
ve Fars medeniyetlerinden aldık. Önceleri aruzun hece sayısı 11 olan
kalıplarını kullandık. Çünkü milli ölçümüz olan hece ölçüsüne bir
yönüyle
de olsa benziyordu. Bu kalıpları diğerleri takip etti. Ama milli
bilinç ve
zevk en çok “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün
fâ’ilün” ile “fe’ilâtün fe’ilâtün
feilâtün
fe’ilün” kalıplarını benimsedi. Kimileri bu iki kalıptan
özellikle ilkinin davul sesini andırdığı bu yüzden çok kabul gördüğünü
söyler.
Aruz vezni yüzyıllarca kullanıldı, benimsendi,
sevildi. Dünyanın en ihtişamlı edebiyatlarından birisi olan divan
edebiyatına ölçü oldu. Tanzimat’la beraber Divan edebiyatı terk
edilip, Avrupai diyebileceğimiz bir anlayışı yöneliş başladı. Fakat
eski
birden bire terk edilmedi, Namık Kemal o zaman için yeni bir konu olan
“hürriyet”i işledi ama divan edebiyatı nazım şekillerinden
birisiyle “kaside” şeklinde ve aruzla. Örnekleri çoğaltmak
mümkün kısa kısa geçeyim.
Aruzun seyri ve Türk diline adaptasyonu ancak Yahya
Kemal, Mehmet Akif, Faruk Nafiz gibi isimlerin elinde gerçekleşti.
Özellikle Mehmet Akif’e dikkat çekmek istiyorum şair aruzu bir
Türk
aruzu haline getirmeyi başarmıştır. Geçmişten günümüze aruzu en
başarılı
şekilde kullanan şairdir desek herhalde yanılmış olmayız.
Her şeye rağmen aruzun Türk diline yüzde yüz bir
uyumu beklenemezdi çünkü Türk dilinin genel karakteristiğini açık
heceler
belirler. Bu durum şairleri Arapça ve Farsça kelimeler kullanmaya,
terkipler(derd-i aşk, bâd-ı sabâ gibi) kurmaya sevk etmiştir. Bu da
divan
şiirine yapılan eleştirilerin en başında geliyor.
Aruz, kelimelerin açıklık ve kapalılıklarına dayanır.
Aruz konusunda bilmemiz gereken birkaç nokta var. (Fazla teferruata
girmemek için kapalı ve açık hece bahsine girmiyorum) Önce aruz
kusurları
dediğimiz kusurlardan bahsedeyim. Türk dili aruza tam bir uyuma imkân
vermiyor. Bu konuda gelenek de esnek davranıyor. (ki bir edebiyat
geleneği
varsa en güçlüsü divan şiirindedir) Ve aslen kısa olan heceleri uzun
okumamıza müsaade ediyor. Biz bu duruma “imale” diyoruz.
İmale
büyük bir aruz kusuru değildir. Şair böyle bir durumda ulama yapma
yoluna
gider, yapamazsa öyle kalır. Bir mısrada birkaç imale yapıldığı bile
sıkça
görülür, ve çoğu zaman hoş karşılanır. Bir diğer aruz kusuru
“medd”dir. Medd, bir kapalı hecenin bir buçuk okunması
demektir. Bir buçuk okumak demek ise kapalı bir hecenin ( _ ) iken
( _ .
) bir kapalı bir de açık
işaretle gösterilmesi demektir. “dost” “bâd”
gibi
heceler bir buçuk okunabilir. “ab””at” gibi
hecelerin bir buçuk okunması hoş karşılanmaz, çünkü bu heceler
kısadır.
Bir de zihaf vardır; zihaf aslen kapalı olan bir hecenin açık okunması
anlamına gelir. En büyük aruz kusuru budur. Büyük şairler bu hataya
düşmezler. Mesela şair “ay” hecesini kapalıyken açık
olarak
kullanırsa önemli bir hata yapmış olur. Ben anlatımı somutlaştırmak
adına
örnekler de vermek istiyorum. Örnekler öyle özenle aranmış, iddialara
dayanak yapılmak için seçilmiş beyitler değil. Bilgisayarımda kayıtlı
olanlardan seçtim. Mesela aşağıya Baki’nin (ki divan
edebiyatının en
büyük şairlerinden) bir beytini aldım, benim yazdığım şiirle aynı
vezinde.
“li”de imale var. Ayrıca “rûz” hecesi bir
buçuk
okunmuş (medd), “gâr” hecesi de aynı şekilde bir buçuk
okunmuş
(medd).
Bâkî çemende hayli perîşân imiş varak
Belli ki
bir şikâyeti var rüzgârdan
Yine
bir başka örnek;
“fâ’ilâtün fâ’ilâtün
fâ’ilâtün fâ’ilün”
Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın
da rûzgârın görmüşüz
(Nâbî’den)
“da”larda imale var. Ayrıca “rûz” bir
buçuk okunmuş.
Şimdi şiirime gelelim. Aruzla yazmak konusunda
iddialı değilim, çünkü zor bir vezin ama böylesine güçlü bir ölçünün
de
“mazi”ye karışıp gitmemesi gerektiğini ve birileri
tarafından
kullanılması gerektiğini düşünüyorum veya en azından istiyorum.
Mesajınızı
aldıktan sonra şiiri tekrara inceledim. Beş mısra tespit ettim.
Birincisi;
Hasret
yapıştı yakama kurtulma zor
inan.
Burada
“ya”hecesinde imale var. Bu kusur bile sayılmaz. Divan
şiirinde her zaman rastlanabilecek bir şey.
İkincisi;
Senden
haber getirmiyor artık bahar
ve yaz,
Burada
ulama yapıyoruz. Yani “ge-tir-mi-yor-ar-tık” diye değil,
ge-tir-mi-yo-rar-tık” diye okumalıyız. Bu şekilde düzeliyor. Bu
da
basit bir hata. İstiklal marşımızın ilk beytinde bile yapılıyor,
“son ocak” ifadesi “feilün” olmalı.
“so-no-cak” diye okuyoruz.
Üçüncüsü;
Dertler sıralanır
gece gündüz azap verir,
“ra”da da imale yapıyoruz.
Dördüncüsü;
Bilsem
de dönmeyeceğini ben beklerim
inan.
Yine
aynı şekilde imaleyle düzeliyor.
Ben
beşincisine gelmek istiyorum. Divan şiiri sözlüksüz olmaz. Çok iyi
bildiğiniz kelimeler bile zaman zaman sizi yanıltır. Ben bu şiiri
yanlış
hatırlamıyorsam, iki sene kadar önce yazdım. Şiiri yazdıktan sonra
sözlüğü
korka korka açmıştım. Korktuğum da başıma geldi “dünya”
kelimesinde “a” harfi uzun bir harf. “Dünyâ”
kelimesinde zihaf var. Bu önemli bir kusur. Ama tabi divan şiiri
içerisinde, estetik zirvelerin yakalandığı sözün zirvesine çıkıldığı
bir
ortamda.
Aruz çok ustalık istiyor. Ciddi bir mesai ve özveri
istiyor. Bu şiirden sonra aruzla şiir denemesine girmedim. Yalnız
birkaç
beyit yazdığım oldu. Benim için asıl mutluluk ise bu şiir vesilesiyle
aruzdan zevk alan birisiyle yazışmak oldu. Bu konuda aklınıza takılan
bir
soru olursa yardımcı olmaktan büyük zevk alacağım. Lütfen mesajımı
şiirimin bir savunması olarak düşünmeyin. Şiiri gönderiş amacım da
şairlik
iddiasında bulunmak veya “ben bu işi çok iyi
biliyorum”culuk
yapmak değil; günümüzdeki şair ve şiir enflasyonuna karşı şiirde hala
değişmeyen değişmemesi gereken değerlerin olduğunu vurgulamak, üçüncü
yeni
hareketine bir katkı sağlamak, şiirin ölçüyle, kafiyeyle, his ve
hayalle
anlam kazandığını ifade etmek, günümüzün şiirsizliğine, şairlik
kavramının
içi boşalmışlığına kendi çapımda da
tamamını oku »