TAŞ
[Mehmet Alagaş]
- İnsanları sevmiyor musun?
İhtiyar çayından bir yudum aldıktan sonra kendisine baktı.
- Genel bir soru mu?
- Evet
- Seviyorum
- O halde niye tek başına yaşıyorsun?
- Kendimi de seviyorum. Zaman zaman kendimi başkasıyla paylaşmak istemiyorum.
- Ama sevgi paylaşmaktır diyorlar.
- Doğru. Fakat herşey paylaşılmaz. Çünkü paylaşmak, parçalamak değildir.
- Anlayamadım!.
- İnsanlarla paylaştığın bir değer, insanlarla paylaştığın bir güzellik, bu
paylaşmadan sonra bölünüyorsa, bu paylaşmadan sonra değer ve anlamı
küçülüyorsa, bu paylaşmak değil parçalamaktır.
Genç adama göre ilginç ve gizemli cevaplardı bunlar. Cebinden sigara paketini
çıkardı.
- Sigara içer misin?
- Bıraktım
Bir sigara çıkararak yaktı. Çayından da bir yudum alarak bardağı masanın
üzerine koydu.
- Ben insanları sevmiyorum!.
Söylediği söze kendisi de şaşırdı!. Ne olmuştu kendisine!. İnsanların
sorularına cevap vermek istemezken, bu ihtiyara sorusuz cevap veriyordu.
- Genel bir cevap mı bu?
- Evet, genel
- O halde bir insan olarak kendini tanımıyor, kendini sevmiyorsun.
İhtiyarın bu teşhisini hiç beğenmemişti. Bu kesin kanıya nereden ve nasıl
varmıştı ki! Fakat yine de düşündü, yine de düşündü kendisini
sevip-sevmediğini!..
Aklı ve duyguları karıştı.
Açık ve net bir cevap bulamadı sorusuna. Buna rağmen ihtiyarın teşhisini
cevapsız bırakmak istemedi.,
- Kendime değer veriyorum
İhtiyarın yüzünde ilk kez bir şaşkınlık ifadesi gördü. Onun neden şaşırdığını
düşündü. İhtiyar şaşırmakta haklıydı. Bu ihtiyara göre kendisine değer
verdiğini söyleyen birisi intihara gidiyordu. Kendisini anlamaktan aciz olan bu
ihtiyarın, acizliğini yüzüne vurmak istedir.,
- Beni anlayamazsın!.
- Önemli olan bir insanın kendisini anlaması, doğru anlamasıdır.
Bu sefer ikisi de şaşırmıştı. İhtiyar sözlerine devam etti.,
- Kendisini anlayan, doğru anlayan bir insan, bence anlaşılır bir insandır.
İhtiyarın bu bilgiç edası canını sıkmıştı. Bu nedenle cevabını çürütmek
istedi.,
- Neden sigara içtiğimi anlıyor musun?
- Evet
Hiç sigara içmeseydin anlayabilir miydin?
- Hayır
Biraz sustu ve ilave etti.,
- Ne demek istediğimi anladın değil mi?
- Evet
Rahatlamıştı. Güzel bir örnekle meramını güzelce anlatmıştı. Sigara içmeyen bir
insan, sigara içen bir insanın psikolojisini nasıl anlayamazsa, bazı olayları,
bazı duyguları yaşamayan bir insan da, o duyguları yaşayan bir insanı
anlayamazdı.
Sigarasını bu keyif ile içine çekti.
Konuşmanın kontrolü kendi elindeydi. İhtiyara belli bir seviyeden bakıyor ve
istediği soruyu, istediği rahatlıkla sorabiliyordu.,
- Kaç yıldır buradasın?
- Sekiz yıldır. Fakat sürekli değil. Her yılın üç-dört ayı.
- İnzivaya mı çekiliyorsun?
- Halvet veya inzivanın hassas gerekçeleri vardır. Ben bu gerekçelere sahip
değilim.
Pek anlayamamıştı bu cevabı.,
- Neden?
İhtiyar derin bir nefes alıp verdikten sonra tane tane konuşmaya başladı.,
- Bak genç adam!. Bu sorgulayıcı tavrın pek hoş değil. Daha birbirimizi hiç
tanımıyoruz. Sen ise bir amir edasıyla bana sorular yöneltiyorsun!. Bütün
bunlar burada misafir olmanın bir bedeliyse, ben geceyi karşıda, karşı ağacın
dibinde geçirmeyi yeğlerim.
Bu sözleri hiç beklemiyordu. Öylece ihtiyara baktı. Her nedense bu ihtiyara
acıdığını hissetti. Ev sahibi bu ihtiyar değil de, kendisiydi sanki. Evi
kendisine bırakarak, karşı ağacın dibine gitmekle uyarmıştı kendisini.
Hafifçe gülümseyerek "Afedersin" dedi.
İkisi de susmuştu. İhtiyar adam kalkarak kendisine bir bardak çay daha koydu.
Çayını alarak sandalyesine oturdu. Bu ihtiyarla birçok ortak noktası vardı.
insanları sevdiğini söylemişti ama insanlardan rahatsız oluyor gibiydi.
İhtiyarla yaptığı konuşmaları zihninden geçirdi.
Bazı şeyleri daha iyi anlamaya başlamıştı.
Veda tepesinden atlayacağını söylediği zaman tepki göstermemesinin nedenini de
bulmuştu sanki!.
Herhalde bu ihtiyar da yaşamaktan bıkmış,
bu ihtiyar da yaşamaktan usanmıştı. Belki o da ölmek istiyordu, ölmek istiyordu
ama o bir müslümandı. Allah inancı, onun bu isteğini engelliyordu. Sormadan
edemedi.,
- Yaşamaktan bıktın mı?
- Sadece yorulduğumu hissediyorum.
- Ölmek istiyor musun?
İhtiyar, genç adamın gözlerine baktı. Bu sorunun ne anlama geldiğini, bu soru
ile ne kastedildiğini görmek istiyordu.
- Hayır
- Doğru mu söylüyorsun!.
İhtiyar bu ithamlı soru karşısında kızmadı.
- Sen yalan söyler misin?
- Gerekirse
İster misin bu gecelik bir anlaşma yapalım, birbirimize hiç yalan söylemeyelim.
Genç adam bir an duraksadıktan sonra cevap verdi.,
- Tamam. Şimdi söyle, ölmek istiyor musun?
- Ölümden korkmuyorum, ölümden kaçmıyorum fakat ölmek de istemiyorum.
- Neden?
- Çünkü yaşamamın bir gayesi, bir anlamı var.
TAŞ
Mehmet ALAGAŞ
İnsan Dergisi Yayınları