“ÜSAME’NİN RABBİ İÇİN SAVAŞIYORUM” DİYEBİLMEK

0 views
Skip to first unread message

İQRA

unread,
Mar 16, 2007, 1:08:59 PM3/16/07
to
 

"ÜSAME'NİN RABBİ İÇİN SAVAŞIYORUM" DİYEBİLMEK

 

Bu söz büyük komutan Halid bin Velid'e aittir.

Hz. Peygamber ( s.a.s) hayatının son günlerinde, Müslüman toplumu ve Müslüman varlığı tehdit eden Bizans ile savaşmak üzere bir ordu hazırladı. Ordunun komutanlığına da Üsame bn. Zeyd'i getirdi. Üsame'nin yaşı 19-21 civarında idi.  

Üsame kim biliyor musunuz? Onu tanımalısınız…

Üsame, Zeyd'in oğludur. Zeyd, Mekke'de peygamberlik gelmeden önce, peygamberimizin kölesi ve hizmetçisiydi. Mekke'de olduğunu öğrenen ailesi, fidye karşılığında onu almak amacıyla Mekke'ye gelir. Peygamber fidye istemediğini belirtir ve Zeyd'i muhayyer bıraktığını söyler babasına ve amcasına. Zeyd, babasını değil de Peygamber efendimizi tercih eder. Bunun üzerine Peygamberimiz de onu evlatlık edindi.

Ayrıca Zeyd, İslam geldikten sonra iman edenlerin ilklerindendir. Peygamberin hep yanında oldu. Adeta O'nun gölgesi gibiydi. Medine'ye hicret etti. Medine'deki savaşlara katıldı.

Bizans'lıların hazırladıkları orduyla karşılaşmak üzere Peygamber üç bin kişilik bir ordu hazırladı. Onun başına da Zeyd'i getirdi. Evet köle iken İslam ile şereflenen bu insanı getirdi. Münafıkların yaptıkları dedikodu ve eleştirilere aldırış etmeden onu komutan yaptı. Ordu içinde Halid bn. Velid, Abdullah bn. Revaha, Cafer bn. Ebi Talip gibi sahabeler de vardı. Bu küçük orduyla beraber Mute'ye giden Zeyd, kahramanlar gibi savaştı ve orada şehid oldu. İşte Üsame, bu değerli şahsiyetin ve kahramanın oğludur. Nübüvvet evinde, nebevi terbiyeyi alarak, nebevi atmosferi teneffüs ederek büyüdü…

Münafıklar bunu fırsat bilerek kargaşa çıkarmak, Müslümanların arasını bozmak, havayı bulandırmak ve sisli ortamda cirit atmak istiyorlardı. Üsame'nin komutanlığını önce Ebubekir'e şikayet ettiler. Ebubekir'den yüz bulamayınca Ömer'e gidip" Ordu içinde deneyimle, tecrübeli ve yaşça daha olgun insanlar var. Bunlar komutanlığa daha uygundurlar. Ayrıca böyle kalabalık bir orduya da bu genç çocuk sahip çıkamaz, bunun hakkından gelemez. Peygamber zaten hasta. Bunu tayin ederken zaten halet-i ruhiyesi müsait değildi … vs" manasında kelamlar ettiler. Münafıkların söyledikleri karşısında etkilenen Ömer, gidip hasta yatağında yatan ve vefat anını bekleyen efendimizin yanına gitti. Peygamber efendimize, münafıkların orduyla ilgili endişelerini (!) aktardı. Hz. Peygamber başını kaldırıp Ömer'e " Vallahi o da babası gibi buna layıktır. Üsame hakkında söylediklerinizi daha önce babası için söylemiştiniz…" buyurdu. Bunun üzerine kendine gelen Ömer, kızgın bir şekilde dönüp, kalabalığa " Ananız sizi kaybetsin. Az kala Ömer'i helak edecektiniz" dedi.

Bir kez daha umutlarını boşa çıkan münafıklar, bu kez askeri dahi, komutan, soy olarak da asil ve saygın bir şahsiyet olan Halid bn. Velid'in yanına gitiler. Hz. Ömer'e söylediklerinin benzerini söyleyip, ayrıca şunu da eklediler  "senin gibi bir komutan varken, peygamber bu işi gencecik Üsame'ye vermiştir. Halbuki sen bu işe daha layıksın. O daha genç…" Evet bu manada Halid'e sözlerler söylediler ve etkilemeye çalıştılar. Onu can damarından vurmak istiyorlardı.

Bunun üzerine Halid bn. Velid tarihe geçecek sözünü söyler o marazlı insanlara… "Ben   Üsame için savaşmıyorum ki; ben Üsame'nin Rabbi için savaşıyorum…"

Evet Üsame'nin Rabbi için savaşıyordu Halid.. Ama marazlı kalpler bunu anlamaktan uzaktı. Önemli olan o yolun yolcusu olmaktı. Kervanın başında Üsame mi var, Halit mi var, Ömer mi var,   Ali mi var… fark etmez. Hayatlarını kuruntular, vesveseler, hayaller ve şahıslar üzerinde kuranlar bunu anlamazlar.

Olay, bu gün Müslümanlar için oldukça önemlidir. Olayı büyüten münafıklardan tutun, Peygamberin ( s.a.s) tavrına; Ebubekir'in olgun tutumundan tutun, Ömer'in galeyana gelmesine ve pişmanlığına; Münafıkların Halid'e gelip kışkırtmaları ve onu can alıcı noktadan vurmalarından tutun, Halid'in tarihi ve ilkesel duruşuna kadar… Evet bu olayın tüm safhalarından bizlerin çıkaracağı dersler vardır. Hele hele Halid'in duruşuna, münafıkların söylediklerine karşılık verdiği cevap ve gösterdiği saygın tavra, ortaya koyduğu imani olgunluğa, Allah'a ve dolayısıyla Peygambere karşı teslimiyet ve bağlılığa ihtiyacımız vardır.

Halid'in teslimiyetini ve olgunluğunu düşündüğümüzde, Müslümanların bu gün ne kadar da bu söze muhtaç olduklarını görmemiz mümkündür.

İşin garip tarafı bugünkü Müslümanlar ne Üsame, ne de Halid'tirler. Üsame ve Halid olmak isteyenlerin önce "Üsame'nin Rabbi için" hayatlarını ortaya koymaları gerekir.

Evet şunun veya bunun için değil, sadece Allah için hayatımızı ortaya koymamız gerekir.  

Uyarırken de, sorgularken de, nefsi, duyguları ve şahsi hesapları bir kenara bırakmayı öğrenmeliyiz. Ayrıca kucaklamayı ve rahmet kanatlarını germeyi de öğrenmek ve yaşamak zorundayız.

"Deki benim namazım, ibaretlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir"

 

Abdullah Gündüz

25/05/2005

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages