TÜRK DİYARI, OĞUZ TÜRK'ÜNÜN HAS KAYNAĞIDIR. - TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ÜZERİNE 24

0 views
Skip to first unread message

© Özkan BOSTANCI

unread,
Mar 30, 2009, 8:08:46 AM3/30/09
to © ..::CTO..:: ..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ÜZERİNE 24
 

- TÜRKİYE halkı, IRKEN veya DİNEN ve HARSAN yekdiğerine karşı HÜRMET-İ MÜTEKABİLE ve FEDAKÂRLIK hissiyatı ile meşhun ve MUKADDERAT ve MENAFİ-İ MÜŞTEREK olan bir heyet-i içtimaiyedir.(1922)

- Ben TÜRK ELİ'nin kahraman bir bucağındayım...

Yazık ki oraya "Bekir Diyarı" diyorlar...

Fakat özünde TÜRK DİYARI idi.

Bizim diyarımız OĞUZ TÜRKÜ'nün has kaynağıdır!..

Biz de bu yüce kaynağın çocuklarıyız. (26.9.32 Diyarbakır)

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
*****************************
 
 - ATATÜRK, Batılıların 1800'lerden beri uyguladıkları politika ile ülkemizi karıştırmaya, Kürt boyundan vatandaşlarımızı kullanarak devam edeceklerini bildiği için; işe TÜRKİYE HALKI'nı tanımlamakla başlamış, ve DIYARBAKIR'ı ele almıştır.

Diyar-ı Bekir olarak bilinen bu şehre o günden sonra, tabii kaynaklarına uygun olarak DIYAR-I BAKIR denmesi, ATATÜRK'ün Kürt ayırımcılığına karşı o günlerde aldığı tavrı göstermesi bakımından önemlidir.

Aslen Diyarbakırlı olan büyük TÜRKÇÜ Ziya Gökalp, bir ara kendisinin "Kürt olup olmadığı"nı da araştırmış ve şu sonuca varmıştır:

- "Diyarbakır şehrinde oturan halk, ta SELÇUKLULAR ve ARTUKOĞULLARI zamanından beri TÜRK'tür.

Sonradan HARZEM TÜRKLERİ, AKKOYUNLU ve KARAKOYUNLU TÜRKMENLERİ de gelerek bu TÜRKLÜĞÜ arttırmıştır.

Şehrin lisanı gösteriyor ki, Diyarbakırlılar TÜRK'tür.

Buradaki kültür, en zengin TÜRK KÜLTÜRÜ'dür.

Folklora dair topladığımız masallar, şarkılar, atasözleri, ilh. buna şahittir!.."

- "Diyarbakır'da eskiden beri oturanlar TÜRK olduğu gibi, b
ir kaç nesil evvel filân aşiretten yahut kazadan gelerek, buradaki TÜRK kültürüne göre terbiye almış ve ana dil olarak ilk çocukluğunda TÜRK lisanıyla konuşmaya başlamış olan bütün fertler de TÜRK'tür."

- "İlk defa İstanbul'a gittiğim zaman, orada eskiden kalmış fena bir alışkanlığa bağlı olarak bütün Karadeniz halkına Laz, bütün Suriye ve Irak halkına Arap, bütün Rumeli halkına Arnavut dedikleri gibi; bizim gibi doğu vilayetleri halkından bulunanlara da Kürt milliyetini yakıştırdıklarını gördüm!..

Hakikati bulabilmek için, bir taraftan TÜRKLÜĞÜ, bir taraftan Kürtlüğü tetkike başladım."

- "Diyarbakır şehrinde ana dil TÜRKÇE olmakla beraber, her fert biraz Kürtçe bilir.

Lisanda bu ikilik, iki şekilde açıklanabilirdi.

Ya Diyarbakır'ın TÜRKÇE'si, bir KÜRT TÜRKÇESİ idi...

Yahut Diyarbakır'ın Kürtçesi, bir TÜRK KÜRTÇESİ idi!.."

- "Lisan tetkiklerim gösterdi ki, DIYARBAKIR'ın TÜRKÇESİ; Bağdat'tan Adana'ya, Baku'ya, Tebriz'e kadar uzanan tabii bir lisandan, yani AKKOYUNLU ve KARAKOYUNLU TÜRKLERİ'ne mahsus bulunan AZERİ lehçesinden ibarettir!..

Bu lisanda hiç bir sun'ilik yoktur!.."

- "Diyarbakırlıların sınırlı kelimelerden ibaret olarak söyledikleri Kürtçe'ye gelince, bu lisanın köylerde konuşulan Kürtçe'den farklı olduğunu gördüm...

Zaten bir çoğunun bildiği Kürtçe kelimeler "gel, git" gibi bir kaç tabire inhisar eder.

Bu lisanı yalnız Kürtler ile onuştukları zaman kullanırlar.

Boşlukları TÜRKÇE kelimelerle doldururlar...

Kendi aralarında YALNIZ TÜRKÇE konuşurlar."

- "Kürtçe Farsça'nın akrabası olduğu halde, dilbilgisi itibariyle hiç ona benzemez!..

Çünkü, Farsça'da bulunmadığı halde, Kürtçe'de hem erkeklik ve dişilik, hem de Arapça'da ve Latince'de olduğu gibi kelime sonunda harf değişmesi vardır." (Yani Kürtçe kelime açısından olduğu gibi, gramer açısından da Hint-Avrupaî-Samî-Turanî dillerin bir karışımıdır, bu da bölgesel özelliğinden gelir. Y.N.)

- "Diyarbakırlılar Kürtçe'nin erkeklik-dişilik, harf değişmesi kaidelerini tamamiyle atıp, Kürt sentaksını TÜRK dilbilgisine uydurarak sun'i bir Kürtçe icat etmişler...

Linguistik bakımdan gayet mühim olan bu vakıa, Diyarbakırlıların TÜRK olduğunun en büyük delilidir!.."

- "Diyarbakırlıların TÜRK olduğunu ispat eden delillerden birini de mezhep sahasında buldum. Diyarbakır'ın hakiki halkı bütün TÜRKLER gibi Hanefi'dirler...

Kürtler ise umumiyetle Şafi'dirler...

Doğu ve Güney vilayetlerimizdeki bütün şehirlerin halkı Kürtçe'yi Diyarbakırlılar gibi bozarak konuşurlar...

Hanefi olmak alâmetiyle de Kürtlerden ayrılırlar."

- "Irkça TÜRK olmadıkları halde, terbiye ve kültür bakımından tamamiyle TÜRK ruhuna sahip.

Ve saadetlerimiz gibi felâketlerimize de ortak bir çok dindaşımız vardır (Araplar, Acemler gibi).

Aldıkları terbiye dolayısı ile bunlar, TÜRK cemiyetinden başka hiç bir millet içinde yaşayamazlar.

Bunları TÜRKLÜĞÜN dışında saymak, milliyetin ilmi mahiyetini bilmemekten ileri gelir."

- "Dedelerimin Kürt ve Arap muhitinden geldiğini anlasaydım, yine TÜRK olduğuma hüküm vermekte tereddüt etmezdim!..

Çünkü MİLLİYETİN YALNIZ TERBİYEYE DAYANDIĞINI sosyal incelemelerimle ANLAMIŞTIM!.."

(Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri sf.228-232) 

Ziya Gökalp bu satırları 1922'de yazmış!..

2000 yılında hâlâ "yöre halkı" deyimini kullanarak bütün Güneydoğu halkına Kürt demeye getirenler var!..

Oralara gidip Mesut Yılmaz gibi, "Demokrasi Türk'ün de, Kürd'ün de hakkıdır."

"Avrupa Birliği'nin yolu, Diyarbakır'dan geçer" diye nutuk atanlar var!..

Ne yazık ki, ne Ziya Gökalp'in araştırması, ne de ATATÜRK'ün tavrı benimsenmemiş, konuya aynı hassasiyetle yaklaşan çıkmamıştır.

Bir kere daha belirtelim ki, TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşı olan herkes TÜRK'tür!..

Bu ülkede yaşayan herkes DİN, KÜLTÜR ve KARŞILIKLI MENFAAT bakımından birbirine sımsıkı bağlıdır.

Ayrıca birbiri için FEDAKÂRLIK yapmaktadırlar.

Doğudakiler düşmanın kovulmasında batıdakiler ile birlikte savaşmışlardır.

Batıdakiler de doğuya KEBAN ve GAP yatırımlarını boğazlarından kısarak yapmışlardır.

TÜRKLER kendileri topraksız iken, geçen asırda yurtları işgâle uğrayanları;

Karadeniz sahillerine.

Adapazarı'na.

Eskişehir'e.

Bursa'ya yerleştirmişlerdir.

Bu bakımından artık bu ülkede her bakımdan kaynaşmış TEK bir MİLLET vardır.

Kürtlük, Çerkeslik, Lazlık ancak köy düğünlerinde, "Çerkes Tavuğu", "Arnavut Ciğeri" gibi yemek adlarında, "Yörük çadırı", "Kürt traşı" gibi âdetlerde yaşayabilir.

Bu topluluklar zaten örf, âdet, din yönünden TÜRK'ten farklı değildirler.

Tek farklılık gibi gösterebilecekleri şey, YAZI'ya geçmemiş, DİL haline gelmemiş, sayısı 50'yi bulan yöre ağızlarıdır...

Bir köy diğer köyü anlamaz...

TUVA, CUVAŞ, YAKUT TÜRKLERİ'nin lehçeleri, bizim TÜRKÇE'mize Kürtçe ağızlardan çok daha uzak ve anlaşılmaz olduğu halde, bu insanlar kendilerini TÜRK sayıyorlar!..

Kaldı ki, ORTAASYA'da karşılaştığımız Kürtler, AZERİ ve TÜRKMEN ağzıyla konuşuyorlar!..

Yani İran ve Irak'a yakın olmadıkları için, Arapça ve Acemce dillerini bozmamış!

1000 yıldır birlikte olduğumuz, OĞUZ'un BEÇENE (Peçenek) ve BOĞDÜZ (Bohtan) boyundan olan, bir kısmı da KUMAN Türklerinden gelen bu insanlar, nasıl başka bir millet sayılabilir?..

Bu yüzden bu kesim adına hareket ettiğini öne süren bazı densiz kişilerin MİLLÎ BİRLİĞİ ve MİLLET RUHU'nu zedeleyecek hiç bir davranışına izin verilemez.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nde YAŞAMA HAKKI, ancak TÜRK MİLLİYETİ'ne ve TÜRK DEVLETİ'ne azamî önem verilmesiyle kaimdir!

TÜRK MİLLETİ ve TÜRK DEVLETİ'nin YAŞAMA HAKKI'nı kaybetmesindense; TÜRK MİLLETİ ve TÜRK DEVLETİ'ni benimsemeyenlerin YAŞAMA HAKKI'nı kaybetmeleri evlâdır!..

Öte yandan, Avrupa ve Asya'daki soydaşlarımız da TÜRK'türler!..

Boşnak, Pomak, Azeri, Özbek, Tatar gibi tanımlar millet değil; coğrafi bölgelere göre boy ve oymak farkını gösterir.

Bunlar sadece farklı tip ve folklorik özelliklere ait ifadelerdir.

Geçmişin büyük TÜRK devletleri (Attila, Cengiz, Osmanlı, Timur) hiç bir zaman bu ayrılıkları vurgulamamışlardır.

Geleceğin TÜRK devletleri de, bu boy farklılıkları unutulduğu nisbette büyük olacaktır.

Zaten Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin bulunduğu bölgenin tarihi adı TÜRKİSTAN'dır!.

Ancak yeni bağımsızlığa kavuşan ve bazısı devlet sahibi olan bu topluluklar, halen bir benlik arayışı içinde oldukları için, STALİN'in kendilerine "millet" olarak aşıladığı boy adlarına önem vermektedirler.

Mesela Özbekler, yaşadıkları bölgeye TÜRKİSTAN derken, kendilerinin "TÜRK değil, Özbek olduğunu" öne sürüyorlardı!..

Halbuki TAŞKENT'in ana caddelerinden birinin adı BÜYÜK TURAN idi!..

Ne anlama geldiğini bile unutmuşlardı.

Bir süre sonra farklı düşünmeye başladılar.

Bu konuya, TÜRK kardeşlerimizi rencide etmeden yaklaşmak gerekir.

"Siz bizdensiniz," yerine "Biz sizdeniz" demek, daha çok gönül kazanır...

Doğrusu da budur!..

Biz daha önce TÜRKMEN'dik.

KIRGIZ'dık.

Ancak ondan önce onlar da biz de GÖK-TÜRK idik!..

İşte o noktaya gelinceye kadar "biz sizdeniz" demek uygun olur...

Zaten ATATÜRK, "onlar bize değil, biz onlara yaklaşmalıyız" demiştir!..

Yalnız bir hususu unutmamak gerekir:

Her bir TÜRK boyunun kendine has özellikleri vardır!..

Bunlardan iyi olanları kendimize örnek olarak almalı ve ırkımızın vasıflarını en mükemmele götürmeliyiz.

Meselâ her TÜRK bir ÇEÇEN kadar İMANLI, CESUR, SAVAŞÇI ve VATANI İÇİN ÖLMEKTEN ÇEKİNMEYEN.

Bir AZERİ kadar MÜSİKİŞİNAS.

Bir ÖZBEK kadar ŞAİR.

Bir BOŞNAK veya LAZ kadar ÇALIŞKAN.

Bir KÜRT kadar SABIRLI.

Bir OSMANLI kadar da ŞEHİRLİ, TEŞKİLATÇI ve EFENDİ olmalıdır.
 
>>>DEVAM EDECEK

       Özkan BOSTANCI

               Yorum yaz!

http://ozkanbostanci.blogcu.com/

http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun/web/trk-milliyetilii-zerine-24?hl=tr

--
                ..::CTO::..
..::CiHAN TÜRK OLSUN::..
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--
Düşmanım, düşmanlığından vazgeçinceye kadar, ben de onun amansız düşmanıyım.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
--
"TÜRK MİLLİYETÇİLERİ ÜLKEMİZİN VE TÜRK DÜNYASININ AYDINLIK VE GÜZEL YARINLARININ SİGORTASIDIR." (Özkan BOSTANCI)
--
Bu mesajı yalnız kaynağı ile kullanabilir veya çoğaltabilirsiniz.

Allowed  either use or coppy this message as its source.

Copyright © 2007 - 2009 CiHAN TÜRK OLSUN Corporation

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages