Basında her gün
yeni bir kamuoyu araştırmasının sonucu duyuruluyor.
Görünen o ki Anadolu denilen topraklarda yaşayan kalabalıklar
dördüncü kez AKP ve RTE'a yol verecek.
Büyük ihtimal o oranında kısmi bir azalma görülecek, ancak yine
de tek parti iktidarı görme ihtimalimiz çok kuvvetli.
İlk üç seçimde şiddetle karşı
çıktım, sebeplerimi yazdım, anlattım.
Dinleyen olmadı ve arzularımın
zıddına seçim sonuçları gördüm.
Şimdi tuhaf ama, AKP ve RTE'nın bir süre için daha iktidarda
kalması gerektiğini düşünüyorum.
Bundan sonra AKP ve RTE'ı bekleyen görev The Cemaati tasfiye
etmektir.
Bu cumhuriyet tarihinin en önemli görevidir.
The Cemaat ise yanılmayın aslında
dini bir teşekkül değildir.
Diğer cemaatlere de benzemez.
Diğer cemaatlerin hiçbirisi The Cemaat kadar güçlü bir şekilde
devleti ele geçirme, toplumu kuşatma çabası içinde olmamıştır.
Daha vahim ve elim olmak üzere The Cemaat bu hedefinde başarıya
da ulaşmıştır.
Yarın başka cemaatler de bu derece güç toplayabilir.
O zaman onlarla da bu şekilde uğraşmak gerekecektir.
Bu toplum içerisinde cemaatler,
dini teşekküller olabilir.
Ancak, asla ve de kat'a hiçbir dini teşekkülün toplumu bu derece
yoğun şekilde kuşatması kabul edilemez.
Bu topraklar bilgi, bilim ve aklın hakim olduğu yerler
olmalıdır.
Dogmanın, ilahi safsataların, naklin, mutlak itaatin hakim
olduğu toplumların vardığı nokta hiç de iç açıcı değildir.
2013 yılı itibariyle doğrudan askeri işgal altında, ya da idari,
askeri, ekonomik vesayet altında olmayan tek bir Müslüman toplum
yoktur. (O.P.)
Bu halk artık bu cendereden
çıkmalı ve kendi kendisini kurtaracak kadar aklını
özgürleştirmeli.
Oraj POYRAZ
Başbakan’ı
her
kanalda her dakika görmek beni kesmiyor.
Çok alıştım kendisine.
Günlük rutin fırçamı yemeden güne başlayamıyorum.
Neyse ki hologram imdadımıza yetişti.
Böylece olmadığı yerlerden de bize seslenebilecek
Şenay’ın 70’li yıllardan bir
şarkısı vardır, aranızda hatırlayanlar olacaktır, adı ‘Doy
Doy, Doyamadım Türkiye’me’.
Güftede memleketin neredeyse bütün şehirleri sayılır ve
hiçbirine doyum olmaz.
Örneğin "Doy doy doy doy doooy, doymadıım Kayseri’yee"…
Sağlam melodili, döneminin ilerisinde bir parçadır.
Bu ara sürekli kulağımda çalıyor.
Farkında mısınız, son aylarda
hayatımızda en sık gördüğümüz kişi Başbakan!
Ben, ailem ve arkadaşlarımdan daha çok, kendisiyle karşı
karşıya geliyorum!
Zira gazete okumasan, radyo- televizyon açıyorsun, internete
giriyorsun, en olmadı bir yerde posterine rastlıyorsun.
Huşu içinde fark ettim ki Sayın
Erdoğan’ı zaman zaman kendimden bile çok görüyorum!
Abartma değil.
Günde 20 defa aynaya bakmıyorum mesela ama kanalları zaplarken
beş dakika içinde 20 kanalda peş peşe kendisine rastladığım
oluyor.
Başbakan herhangi bir televizyon
yıldızı gibi değil.
Beni filan zaten bırakın da daha sık program yapanlardan,
örneğin ana haber bülteni sunucularından, günlük dizilerin
oyuncularından, Acun’dan, Esra Erol’dan da farklı olarak,
kendisi bütün kanallarda!
Her gün, arzu ettiğiniz her saatte televizyonda yüzünü
görebilir, radyoda sesini duyabilirsiniz.
Zap’layarak ilişkinize bir mesafe koymanız, özleme fırsatı
bulmanız mümkün değil yani.
Önceden programlı basın
toplantıları ve konuşmalarla iş bitmiyor.
Ülkede günde beş olay patlayınca, Sayın Erdoğan tabii hepsiyle
ilgili o an bir açıklama yapıyor.
Dolayısıyla, çoğu zaman yayın kesilerek bulunduğu yerden canlı
bağlantıya geçiliyor ve böylece vatandaş, mesela bir
kültür-sanat programı seyrederken bile Başbakanıyla sürpriz
bir görüşme imkânına ulaşmış oluyor.
Başbakanımız nerede, ne yapıyor, ne
giymiş, ne demiş, modu nasıl, sinirli mi, yorgun mu, kime
haddini bildirmiş, an be an takip edebiliyoruz.
Hangi yakınınızın her gün, her saat nerede olduğunu
bilirsiniz?
Eşiniz?
Belki.
Başbakan’ı biliyoruz ama.
Hiçbir ülkenin siyasi lideri vatandaşına bu imkânı tanımaz,
umarım kıymetini biliyorsunuzdur!
Şahsen çok alıştım bu yoğun
iletişime.
Yani Şenay’ın dediği gibi, "Doy doy doy doy doooy, doyamadım
Başbakanaa"!
Her ama her konuda, doğruları, yanlışları bize göstersin
istiyorum.
Mesela pilav tereyağla mı iyi olur, tereyağ-zeytinyağı
karışımıyla mı?
Bakanlardan birinin açıklaması filan artık beni kesmez.
Bizzat Başbakan, her konuda olduğu gibi, kendi tercihini
söylesin, öteki türlü yapanları fırçalasın isterim.
Yarın bir gün kendisi siyasetten
bıkıp evine çekilirse kendimi boşlukta hissedeceğim diye
korkuyorum.
Stockholm sendromu gibi bir şey bu.
Günlük rutin fırçamı yemeden kendime gelemiyorum.
İlla gelişigüzel bir kanalı açıp, azarımı işiteceğim.
Başka türlü günümün bereketi olmuyor!
Başbakan kafein gibi, insanı sürekli gergin tutuyor!
Ne var ki, işte aynı kafein gibi,
insan alışıyor.
Ve bir kere alışınca, kitle iletişim araçlarının takibi
yetmiyor.
Zira kimse aynı anda iki yerde olamaz, Erdoğan bile!
Neyse ki hologram mucizesi imdadımıza yetişti!
Böylece Başbakanımız, artık hem olduğu hem olmadığı yerlerden
bize seslenebilecek!
Arzu edilirse 24 saat kendisinin fikir ve görüşlerinden
faydalanıp hizaya gelebileceğiz.
Şahsım adına, bu sohbetlerin biraz
daha kişisel olmasını tercih ederim.
Hayaldi, gerçek olabilir!
Açıkçası, illa fırça yiyeceksem, kişiye özel fırça yemeyi
tercih ederim.
Başbakan hologram marifetiyle, salonda, çalışma odamda,
setteki oyuncu odasında filan belirip, yediğime içtiğime,
kimlerle ne muhabbet ettiğime, hangi sitelere girip, ne tarz
bir hayat yaşadığıma, ahlaki, siyasi ve ekonomik görüşlerime
bizzat karışsın isterim!
Öyle toplu halde yapılan yaşam tarzına müdahaleden bir tat
alamıyorum ben!
Madem bu tarz teknik imkânlar var, artık vatandaş bire bir evinde teftiş edilsin, bizzat azarlansın.
Biz bunu hak ediyoruz.
Hürriyet
a45UyF587661-201307301451-8
| Kurmus
oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com |
Ayrilmak
isterseniz de : Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com |
Grup
Sayfamız : http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
Arzu
ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ |