Osmanlının son
üç yüzyılı ilgi duyan için ibretlerle doludur.
Osmanlı hayranlarının ölmüşü diriltme çabaları umutsuzdur, o iş
artık bitmiştir.
Ancak hiç değilse, elimizde olanı korumak, kurtarmak ve
geliştirmek için öğrenilecek çok şey vardır.
Osmanlının son üç yılı,
özellikler hezimetleri, rezaletleri çok önemlidir.
Balkan Harpleri ise tarihe eşi benzeri görümemiş bir yenilgi
olarak geçmiştir.
O derece ağır bir yenilgidir.
Oraj POYRAZ
01 Şubat 2014
I.Dünya
Savaşı’nın
100.yılındayız ve AB baskılasa da Balkanlar’daki gerilimli
hat kendini yine belli ediyor.
Bu makalede, 1.Dünya Savaşı’nın Osmanlı topraklarının
paylaşımı savaşı olduğu ve Balkan Savaşları’nın da büyük
savaşı tetiklediği yaklaşımıyla 100 yıl öncesi
irdelenecektir.
Anadolu; mitolojik tanrıların vatanı, Hıristiyanlık Tarihi
açısından ise başta Aziz Pavlus’un misyon yolculuklarının
güzergâhı olması sebebiyle dinsel ve coğrafi açıdan
Hıristiyan devletlerce daima önemli olmuştu.
Dinî açıdan olduğu kadar başta Boğazlar olmak üzere
Türkiye’nin coğrafi konumu ve bereketli toprakları ise
emperyalist devletlerce ele geçirilmek istenmekteydi.
Bu durum; evvelâ Balkan sonra da
1.Dünya Savaşı’nı yaratan faktörlerde Türkiye’yi de önemli
kılar.
Başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkeleri ile Rusya’nın bu
tarihsel süreçlerde zaman zaman düşman, zaman zaman ise
müttefik olmalarının odağında hep Osmanlı karşıtlığı yatar.
24 Ekim 1909’da Rusya ile
İtalya’nın yaptığı Racconigi Anlaşması, Boğazlar ve Trablusgarp’da
karşılıklı menfaatlerini korumak amacını taşımaktaydı.
Anlaşma, İtalya’nın, Trablusgarp ve Bingazi’de yaşayan
İtalyanlara kötü muamele yapıldığı bahanesiyle 28 Eylül
1911’de Trablusgarp,
Derne, Tobruk ve Bingazi’ye asker çıkarması sürecini de
başlatmıştır.
Osmanlı Devleti’nin Afrika’da kalan son toprağı olan
Trablusgarp, İtalya’ya yakınlığı nedeniyle cazip bir
coğrafyaydı.
Trablusgarp aynı zamanda zayıf devletlerin yer aldığı
Afrika’nın yolunu da İtalya’ya açabilirdi.
19.yüzyılın ortalarında İtalya da Almanya gibi güçlü bir
devlet konumuna ulaşmıştı.
Ancak diğer sömürgeci emperyalist devletler kadar güçlü
olmadığından zengin kaynakları olan coğrafyaları değil zayıf
devletleri hedefine alıyordu.
Rusların Balkanlara yönelmesinde,
Racconigi Anlaşması’nın imzalanmasını sağlayan Rus diplomatı
Kont Aleksandır Petroviç İzvolski önemli rol oynamıştır.
Bu diplomat, Rus gemilerinin Türk boğazlarından geçiş hakkı
elde etmesi için Moravya’da (15 Eylül 1908) Avusturya ile
sözlü bir anlaşma sağladı.
Bu anlaşma, Avusturya’nın Bosna’yı ilhakının (7 Ekim 1908)
Rusya tarafından desteklenmesini de içermekteydi.
Ancak Avusturya, Bosna’yı ilhak etmesinin ardından
Boğazlar’ın açılması için Ruslara söz verdiği desteği
sağlamadı.
Avusturya’nın Bosna’yı ilhakı
Avrupa’daki dengeleri bozan en önemli faktördür.
Bu süreç Balkan Savaşları’nın başlamasını da tetiklemiştir.
Balkanlar gibi çok sayıda ulusu
barındıran bir coğrafyada, 1789 Fransız İhtilali’ni müteakip
ulusçuluk faaliyetleri artmıştı.
Balkanlar’daki isyanlar sebebiyle zaten zor durumda olan
Osmanlı’nın aynı zamanda Trablusgarp ve Bingazi’de savaşma
imkânı yoktu.
Bu nedenle İtalya’nın işgali karşısında büyük devletlerden
savaşı durdurmak için arabuluculuk yapmalarını istedi.
Ancak bu devletler tarafsızlıklarını ilân edince Osmanlı
Devleti ve İtalya karşı karşıya kaldı.
Osmanlı’nın Trablusgarp’ta çok az askeri vardı ve Balkan
isyanları nedeniyle hazırlıklarını tamamlayamamıştı.
İngiltere’nin ise Mısır’da tarafsızlığını ilân etmesi
karadan bağlantının kesilmesine neden oldu.
Osmanlı deniz gücü ise yetersizdi ve denizden de destek
sağlanamadı.
Buna rağmen Mustafa
Kemal ve Enver Paşa gibi bazı kurmay subaylar zor koşullar altında
Trablusgarp’a ulaştılar.
Eldeki imkânlarla İtalyanlar karşısında başarı elde edildi
ve İtalya bu savunma ile güç duruma düştü.
Osmanlı Hükümeti bu dönemde İtalya’ya ekonomik ambargo da
uyguladı.
Ama İtalya, bu kez Akdeniz’e yöneldi ve 17 Mayıs 1912’de
Rodos ile Oniki Ada’yı işgal etti.
İtalya ile açılan cephelere Balkanlar’dan sevk edilen asker ve teçhizat, Osmanlıyı Balkanlarda zayıf duruma düşürdü; Balkanlar’da tırmanan ulusçuluk ve bağımsızlık faaliyetlerini de arttırdı.
18 Ekim 1912’de imzalanan Uşi
Antlaşması ile Osmanlı-İtalya Savaşı sona erdi; Osmanlı, Trablusgarp ve Bingazi’yi boşaltı.
İtalya, Oniki Ada’yı Osmanlı Devleti’ne geri verdi ancak
başlayan Balkan Savaşı bitene kadar olası Yunan işgaline
karşı İtalya’nın elinde geçici olarak kalması
kararlaştırıldı.
Her ne kadar Trablusgarp’ta Padişah adına bir naip kalması
öngörülse de Kuzey Afrika’daki Osmanlıya ait son toprak
parçası böylece kaybedilmiş oldu.
Bunun sonucunda; İtalyanlar Ege Denizi’ne fiilen yerleşti,
Kuzey Afrika’da İtalyan sömürgeciliği başladı ve Doğu
Akdeniz’de güçler dengesi bozuldu.
Balkan Savaşı’nın çıkmasındaki
önemli bir etken 1911’de Trablusgarp Savaşı’nın başlamasının
yarattığı cesarettir.
Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin aczi ve topraklarını
koruyamayacağının anlaşılması da etkendir.
Balkan Savaşı kendi içinde Birinci ve İkinci Balkan Savaşı
olarak ikiye ayrılır.
8 Ekim 1912’de Osmanlı Devleti’ne
karşı Sırbistan,
Bulgaristan, Yunanistan ve Karadağ, Balkan Savaşı’nı başlattılar.
Bu dönemde
İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf partilerinin
arasındaki ihtilaflar sağlıklı kararlar alınamamasına neden olmuştur.
Savaşta taraf olmasa da Rusya’nın bu süreçteki azmettirici
ve destekleyici rolü ise fevkalâde önemlidir.
Osmanlı, savaşın başlamasından önce maddi sıkıntılar
neticesinde 200 tabur (Yaklaşık 75.000) askeri terhis
etmişti ki bu da Balkanlarda çok büyük bir zafiyete neden
olmuştur.
Mayıs 1913’te Londra’da 1.Balkan Savaşı’nı sonlayan bir
anlaşma ile Girit, Yunanistan’ın oldu.
Arnavutluk ise diğer Balkan ülkelerini tehlike sayarak
bağımsızlığını mecburen ilân etti ve Makedonya da tamamen
işgal edildi.
Osmanlı’nın elinde kalan son
Balkan topraklarının Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan
arasında paylaşılmasının sonucuna "Makedonya Sorunu" denir.
Bu paylaşımda; Ege Makedonyası Yunanistan’a, Pirin
Makedonyası Bulgaristan’a, Vardar Makedonyası ise
Sırbistan’a kalmıştır.
1.Dünya Savaşı sırasınca bazı ufak çaplı değişiklikler olsa
da savaş sonrasında eski sınırlar tanınmıştır.
Osmanlı Devleti bu hezimetin ardından Edirne ve Kırklareli’nin dışarıda kaldığı ve "Midye-Enez Hattı" olarak bilinen sınıra çekilmiştir.
Panslavizm’in hamisi olan
Rusya’nın verdiği özel destek ile Bulgaristan’ın bu savaştan
güçlenerek çıkması diğer ittifak ülkelerinin tepkisine neden
oldu ve aralarına Romanya’yı da alarak bu kez Osmanlıyı
hedef almadan Bulgaristan’a karşı savaş açtılar.
10 Ağustos 1913’te bu savaşı sona erdiren Bükreş Anlaşması
ile Dobruca Romanya’ya, Kavala Yunanistan’a kaldı.
Bulgaristan ise Makedonya’dan bir kısım toprak kazandı.
Savaş esnasında zayıflayan Bulgaristan’ın Doğu Trakya’daki
birliklerini savaşa yönlendirmesi ile Osmanlı, Midye-Enez
Hattı’nı geçerek savaşmadan eski sınırına kavuşmuştur.
Bükreş Anlaşması adı ile 1812’den 1918’e kadar toplam 5
anlaşma yapılmıştır.
1913’te
yapılan Bükreş Anlaşması bu sıralamada üçüncüdür.
2.Balkan Savaşı’nın ardından 29
Eylül 1913’te Osmanlı ile Bulgaristan Krallığı arasında İstanbul Anlaşması imzalanarak Edirne, Kırklareli
ve Dimetoka Osmanlı’da, Dedeağaç ve Kavala Bulgaristan’da
bırakıldı Meriç Nehri sınır kabul edildi.
14 Kasım 1913’te Yunanistan ile Atina Anlaşması imzalandı ve
Girit, Selanik ve Yanya Yunanistan’ın oldu.
Sırbistan ve Karadağ’ın ise artık Osmanlı ile sınırı
kalmamış oldu.
Balkan Savaşı’nın ardından
ittifak devletleri ve diğer Avrupa devletleri arasında
hoşnutsuzluk baş gösterdi.
İngiltere ve Fransa’nın sömürgecilik vasıtasıyla geldikleri
güçlü konum uzun zamandır Almanya’yı tedirgin eder
mahiyetteydi.
Bu arada Katolik ve Protestanlar arasındaki ihtilaflar da
önemlidir.
Prusya’nın Avusturya’yı yenerek Alman Birliğini tesis etmesi
insan gücü ve sanayi olarak Almanya’yı Avrupa kıtasının
lideri konumuna getirdi.
Bir Avrupa devleti ve o dönemdeki süper güç konumunda olan
İngiltere’nin Kıta Avrupası ile kara yolu bağının olmaması,
Almanları cesaretlendiren unsurlar arasındadır.
Versay Antlaşması‘yla 18 Ocak 1871 yılında kurulan
Alman İmparatorluğu, Avusturya hariç tüm Alman
devletçiklerini bir arada topladı ve 1884 yılından itibaren
sömürgeler de kurmaya başladı.
1914’e kadar, İngiltere, Fransa ve Rusya ile ekonomik ve
askeri yönden başa baş noktaya, hatta daha ileri bir
seviyeye geldi.
1871 ile 1914 arasında Avrupa’daki en önemli siyasi durum
Almanya/Fransa düşmanlığıdır.
Bir dünya savaşının başlaması
için çok fazla neden olduğu bir tarihte, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da 28 Haziran
1914’te Sırp Milliyetçisi "Gavrilo Princip" tarafından öldürülmesi I.
Dünya Savaşı’nın başlaması için fitili yakmıştır.
Zira bu suikast ile Habsbourg Hanedanı’nın tek veliahttı
öldürüldü ve iki devleti bir arada tutan tek unsur ortadan
kalktı.
Bu süreçte Almanya’nın gerekirse
Avusturya’yı destekleyeceği şeklindeki duruşu neticesinde
Avusturya, Sırbistan’a bağımsız bir devletin kabul
edemeyeceği ağır içerikli bir nota ile 48 saat süre verdi.
Sırbistan bu notaya kaçamak yanıtlar verdi.
Bunun akabinde Avusturya 28 Temmuz 1914′te Belgrad’ı
bombalamaya başladı ve Sırbistan’a savaş ilan etti.
Rusya 31 Temmuz’da bu gelişmenin
ardından genel seferberlik ilân etti.
Ancak Almanya daha önceden Rusya’nın seferberlik ilân etmesi
durumunda bunu savaş ilânı sayacağını açıklamıştı.
Almanya 1 Ağustos’ta Rusya’ya, 3 Ağustos’ta da Fransa’ya
savaş ilan etti, 4 Ağustos 1914 tarihinde "Zararsız Geçiş Hakkı" talebini reddeden Belçika’ya
saldırdı.
İngiltere de Almanya’ya savaş açtı ve I.Dünya Savaşı
başlamış oldu.
I.Dünya Savaşı’nı hazırlayan
etkenler açısından Osmanlı’nın Trablusgarp ve Balkanlar’daki
zafiyetinin de rolü büyüktür.
Bu savaşlar Avrupa’yı ve yeni savaşları da tetiklemiştir.
Osmanlı süreç içinde, 1.Dünya Savaşı’nda "İtilaf Devletleri’ne" karşı "İttifak Devletleri" arasında, Almanya’nın müttefiki
olarak yer alacak ve bu süreç 1.Dünya Savaşı’nın ardından "Kurtuluş Savaşı"nın başlaması ve bugünkü
Demokratik Türkiye Cumhuriyeti kurulması ile nihayet
bulacaktı.
http://www.diplomatikgozlem.com/TR/belge/1-9545/dunya-savasini-hazirlayan-balkanlar.html
İLK KURŞUN
a45UyF587661-201307301451-8
| Kurmus
oldugum gruba uye olun Moderasyonsuz, sansursuz ve ozgur bir gruptur: Ozgur_Gunde...@yahoogroups.com |
Ayrilmak
isterseniz de : Ozgur_Gundem...@yahoogroups.com |
Grup
Sayfamız
: http://groups.yahoo.com/group/Ozgur_Gundem/ |
Arzu
ederseniz bloguma da goz atabilirsiniz. http://orajpoyraz.blogspot.com/ |