Bizde Hiç mi Suç Yok?

2 views
Skip to first unread message

Resul Kursat Sahsi

unread,
May 22, 2008, 9:20:31 PM5/22/08
to Gazili Bozkurtlar, Rize Ocak

 

Bizde Hiç mi Suç Yok?

 

Bugünlerde yayında olan bir televizyon dizisi hakkında, Ülkücü hareketi karaladığı ve olaylara yanlı yaklaştığı, komünist propaganda ve yalanları içerdiği gerekçesi ile çeşitli vesilelerle Ülküdaşların tepkilerine şahit oluyoruz. O diziyi hiç seyretmedim ancak Ülküdaşların haklılığına inanıyorum.

 

Komünistler bu yalanları on yıllardır söylerler. Onların bu yalanları söylemelerini yadırgamak bence oldukça yersiz bir davranıştır, zira Rus uşaklarının, ümitlerini tarihe gömen bir hareket hakkında doğru konuşmalarını beklemek yersiz olurdu. Diğer komünist propagandalarda olduğu gibi o dizide de KGB Başkanının “Güneydeki sivil direnişi kıramadığımız için Sovyetler dağıldı” itirafına yer vereceklerini sanmıyorum. Gezmişlerle çağdaş, Avrupa’daki komünist öğrenci hareketlerinin kısa sürede son bulmasına karşın, Türkiye’de bu kadar uzun sürmesinin sebebinin o dizide irdeleneceğini de sanmıyorum. Hele ki, o devirde Sovyet Rusya tarafından işgal edilememiş tek bağımsız Türk toprağının Türkiye olduğu ve esasında mücadelenin Komünizmle değil, Rus yayılmacılığı ile yapıldığı, Türkiye’yi “düşürmede” izlenilecek yolların birçok komünist dergide basıldığı gerçeğine de asla o dizide vermeyecekler. Yıldıray Çiçek’in sorduğu “ 5000 Ülkücü’yü uzaylılar mı öldürdü?” sorusu  gayet yerindedir.Gördüğüm gerçek odur ki; Türk Milliyetçiliği tarihi bir haklı olma ve haklı çıkma tarihidir. Türk Milliyetçiliğinin savunulmaya ihtiyacı yoktur; Tarihi gerçekler objektif olarak ortaya konulduğu taktirde Türk Milliyetçiliği tarihi kendini savunmaya yeterlidir.

 

Ancak, bu gerçekler bizi temize çıkarmaz. Sözüm ne şehitlere, ne gazileredir. Sözüm ne vuranlara ne vurup şehit olanlaradır. Sözüm Ülkücü hareketi tanımayıp kendini Ülkücü olarak tanımlayan Ülkücü Türk Gençliği’nedir. Ne yazık ki Ülküdaşların önemli bir kısmı söz konusu mücadele hakkında sadece kulaktan dolma bir fikre sahiptir. Söz konusu mücadele ile ilgili toplumun genelinde hakim olan saçma sapan “Sağ-sol çatışması” “kardeş kavgası” tabirleri Ülküdaşlarımızın büyük bölümü tarafından, kabul edilip kullanılır olmuştur. Biz Ülkücülerin bilgi yetersizliği sadece bu konuda değildir. Kulaktan dolma bilgi sahiplerinin bilgilendirmesiyle fikir sahibi olma durumumuz aşağı yukarı fikir sistemimizle ilgili her konuda kendini gösteriyor. Sloganın fikrin üstüne çıkması, fikirden ve doğrudan daha muteber hale gelmesi durumumu da  bizimle ilgili her konudadır. Şu gerçeği ifade etmeliyim ki; Yazanının ve fikir üreteninin bunca çok olduğu, fikir kaynakları bunca çok olan, ancak okuyanı ve bileni bunca az bir fikir sistemini tarihin gördüğünü sanmıyorum, gerçek bu kadar acıdır. Geçtiğimiz günlerde bir Ülkü Ocağında “Bizde de yazar var mı yahu” şeklinde bir cümle işittim. Benzer cümleleri daha önce de duymuştum. Bir ilimizin semt ocağına mensup Ülküdaşımızın ol ilin merkez ocağında ; “Yahu buralarda 9 Işık ‘tan bahsediyorsunuz, bizim ocakta kimsenin bundan haberi yok, yazıp verin bize de anlatalım” şeklinde yakınan bir Ülküdaşla karşılaşmıştım. Birkaç ay önce bir ilin bir üniversitesinin mensuplarına yönelttiğim(yaklaşık 50 kişilik bir fakülte teşkilatı) “) “9 Işık nedir?” sorusuna “Ünlü bir romanın adı” ,“Bir Türk Destanı” gibi cevaplar aldım. O gruptan bu soruyu doğru cevaplayan sadece bir kişi oldu. Yine aynı gruba yönelttiğim “Türk Milliyetçiliği nedir?” sorusuna elle tutulur bir-iki cevaptan fazlası gelmedi.  Bunlar kimi Ülküdaşlara uç örnekler gibi görünebilir, ama gerçek odur ki bunlar halimizin tasviridir. Ocaklarda-teşkilatlarda aktif görev yapan Ülküdaşlar bu gibi durumlara her gün şahit oluyorlardır. Naylon yazar Soner Yalçın’ın bütün kitaplarını satın alan biz Ülkücüler, Erol Güngör’ün  adını biliriz ya da bilmeyiz. Suçlu arayan bir mantık bu durumu ocakların pasifliğine yorabilir. Ancak bu kanaatimce tam olarak ocakların pasifliği ile ilgili değil, Ülkücülerin okumadaki yetersizliği ile ilgilidir. Zaten ocağa kısıtlı bir zaman ayıran gencin kendisini yetiştirme eğiliminde olmaması durumunda bu zaman diliminde ocakta fikren yetişmesi mümkün değildir. Yani bu durumun sebebi biziz, başka kimse değil. Ayrıca bu acı tablo küreselleşmenin kimliksizleştirme hedefinin Ülkücü hareket üzerinde ne derece başarılı olduğunu gösterir. Biz Ülkücüler, ciğerlerimizi patlatırcasına slogan atsak da, kapitalist canavarın başarısı ortadadır; Komünist Rus yayılmacılığını yenen Ülkücü Hareket Kapitalizm ve Küreselleşmeye karşı olan mücadelesinde kan kaybetmekte ve başarısızlığa uğramaktadır.

 

Bu bağlamda, bizce dahi doğru bilinmeyen Türk Milliyetçiliği’nin, Türk Milliyetçiliğinin ezeli düşmanların tarafından doğru anlatılmasını beklemek, kesinlikle haksızlıktır. O dizi önemli değildir, bir propagandadır ve bir propaganda başka bir propaganda ile yıkılır. Ancak şu soruyu kendimize yönetmeliyiz ki; O dizi ile ilgili olarak ya da başka bir vesile ile bize 1980 öncesi Türk Ülkücülerinin mücadelesini anlatmamızı isteyen sıradan bir arkadaşımıza vereceğimiz cevap, o arkadaşımızı Türk Ülkücülerinin haklılığı noktasında yeterince aydınlatacak mıdır? Yada Türk Milliyetçiliği ile alakalı herhangi bir konuda kendimizi aydınlatacak objektif bilgiye ne kadar sahibiz? Bu derece cehalete bulanmış bir hareketin gençleri olarak Türkiye’yi yönetmeyi ne kadar hak ediyoruz, Turan davamızda ne kadar gerçekçiyiz, sorularını da kendimize yönetmeliyiz. Artırılabilecek bu sorulara vereceğimiz cevaplar, eğer samimi bir Türk Milliyetçisi isek bizi bilmeye ve bilhassa okumaya yöneltecektir.

 

Elbette ki, Ülküdaşlarımız arasında Ülkücü fikir sistemini kavramış, çokça okuyan, aydın binlercesi vardır. Bunlar fikriyatımızın yüz akları olmakla birlikte ne yazık ki sayıları Ülkücü Hareket’in genel görüntüsünü değiştirecek kadar değildir. Ayrıca sloganın fikrin önüne geçmesinin zamanımızda her fikir hareketinde görülüyor olması, kulaktan dolmanın her fikir hareketinde tercih edilen öğrenme biçimi olması da kendimizi tanımamamızın gerekçesi olamaz, olmamalıdır. Ülkücü bir adam, kendisini her hangi başka bir fikrin mensubu ile bence karşılaştıramaz, karşılaştırmamalıdır.

 

“Baba” filminin sanıyorum 3. bölümünde oradaki papazın Al Pacino’ya  söylediği halimizi bir anlamda tasviridir. Hatırladığım kadarı ile anlatayım;

 

Al Pacino günah çıkarmaya gittiği papaza hayatında işlediğinin düşündüğü bütün günahları anlatır. Papaz yakındaki havuzdan bir taş alır ve kırar, taşın içi kurudur. Papaz; Biz Avrupalılar yüzyıllardır Hıristiyan’ız ve Hıristiyanlığın içindeyiz, ancak suyun içindeki bu taş gibi Hıristiyanlık içimize işlememiş” der. Bu cümleyi günümüzdeki Ülkücü Hareketle alakalı olarak düşünüp değerlendirmemizin gerekliliğine inanmaktayım.

 

Ol televizyon dizisinin içeriğini doğru yorumlamak ve ilgili tarihlerdeki olayları anlamamız bakımından Hakkı Öznur’un Derin Sol adlı eserini okumamızda fayda görüyorum, mutlaka okunmalı ve okutulmalıdır. Konuyla ilgili Ülkücü yazarlarca yazılmış yığınla eser vardır ki bir kısmının isimleri Faruk Bozbey Ülküdaşım tarafından bu grupta yayınlandı,aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

http://groups.google.com/group/gazilibozkurtlar/browse_thread/thread/f729985120b6df27/f5d975c4ef94ddc6?lnk=gst&q=Faruk+Bozbey#f5d975c4ef94ddc6

 

 Erhan Öztunç un konu ile ilgili “Ülkücüler Oniki Eylül’ü Anlatiyor” adlı eseri sanıyorum son basılan eserdir.

 

            Televizyonlarda yayınlanan, milli kimliği yok etmeye yönelik, bilhassa toplumun çökerten ahlaksızlığın yaygınlaştırmak başka bir amacı olmadığını düşündüğüm onlarca dizi, film vs. vardır. Milletimiz ve milli varlığımız açısından  bu yayınlar  yukarıda bahsettiğim diziden çok daha tehlikelidir. Çoluk çocuk, bir millet yıllardır bu yayınları seyrediyoruz. Bence bu yayınlar yukarıda söz ettiğim diziden çok daha zararlı ve tehlikelidir.Gerçektende milli varlığımız bu dönemde olduğu kadar Türk Tarihi’nin hiçbir döneminde tehdit altında olmamıştı. Daha büyük tehlike bizce bu tehdidin fark edilmemesi ve hiçbir tedbir alınmamasıdır. Kün Tuğ Bolgıl Kök Kurıkan..

                                                          

                                                                       Resul Kürşat Şahsi



MSN Spaces ile web günlüğünüze doğrudan e-posta gönderin. Fıkraları, fotoğrafları ve daha fazlasını karşıya yükleyin. Ücretsiz! Ücretsiz!
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages