Kaygılarımı Yazdım!!
'Türküm, doğruyum, çalışkanım!
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey Büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene! '
Bizim dönemimizde biraz daha farklıydı ama özü aynıydı.. Her sabah, Yeşilova Cumhuriyet İlkokulu'nun bahçesinde gırtalığımızı yırtarcasına bu andı (yemini) okurduk..O zamanlar ki müdürümüz, çok değerli hocamız olan TEVFİK BAYRAKTAR Bey'di..İstiklal Marşını ve andımızı adam gibi okumayanı çok güzel ikna ederdi.. Elleri dert görmesin!.Allah razı olsun. Çocuk aklımızın alacağı şekilde anlatırdı vatanı, milleti. O zamanlar, İstiklal Marşı okunurken, yoldan geçen herkes durur, saygıyla marşı dinlerdi..Sıkıysa dinlemesin.. Tevfik Hoca vatandaşı da ikna ederdi galiba..
İlkokula başladığımda sene 1977 idi. İhtilalden üç sene önceydi. İlkokul bittiğinde ise Özal dönemi başlamıştı. Gençliğin boşvermeye yöneltilmesinin tohumlarının atılmaya başlandığı yıllar. O dönemi hatırlayanlardanım. Cumhurbaşkanı 'netekim Evren Paşa' ihtilalin ilk günlerinde siyasetten uzak, memleket meselelerini hikaye gibi görecek olan gençliğin temelini - bir sağdan bir soldan asarak- atmaya başlamıştı. Biz orta okulluyduk ve artık andımızı söylemiyorduk..İlkokulda andımızı okurken, nedense 'Varlığım, TÜRK varlığına armağan olsun' sözüne içim bir tuhaf olurdu. O yıllarda, 'varlığını' Türk varlığına armağan edenleri gazetelerden okumaya başlamıştık. Şafak vakti, gün doğuşunu ertesi gün göremeyecek olanları, bu gün ki satılmış medyanın ataları sür manşetten verirdi. Çocuktuk ya,ölüm bize çok uzak gelirdi.. En fazlasından, 'gazetelerde asılmış genç haberleriydi ölüm'. Oysa yaşları idama uygun olmayan çocukların yaşları büyültülüp idam ediliyormuş. Sonraları öğrendik. Bizler andımızı okurken 'Ülkümüz' lafının anlamını bilirdik.. Şimdilerde Ülkü lafından korkuluyor..
Andımızda ne diye bağırıyorduk biz?
'İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir'
Bizler büyüklerimizi sayıyorduk saymasına da,büyüklerimiz bizim abilerimizi yani kendilerinden küçükleri asıyorlardı. Mamak'larda,Metris'lerde tırnaklarını söküyorlardı. Suçları vatan demekti, millet demekti. Devlet kendi işini abilerimize vermiş, sonra da onları işkenceyle ödüllendirmişti. Bunun altında yatan düşünce, bizleri ve bizden sonra gelenleri devlet, vatan, millet meselelerinden alıkoymakmış. O zamanlar bunu bilmiyorduk..
Biz, yine de İstiklal Marşı söylenirken hazrola geçip mermer bir anıt gibi duruyoruz. Bizden sonraki gelenler ise İstiklal Marşı'nı Urfa dolaylarından alınan bir türkü gibi söyleyip,mide sancısı çekermiş gibi dinliyorlar..Tevfik Hoca'lar yok şimdi.Hepsi emekli oldu..İstiklal Marşı'nı adam gibi okuyup adam gibi dinleyecekler geri gelmeyecekse Tevfik hocaların emekliliğini iptal edip, onları tekrar görevleri başına getirmek lazım..
Andımızı,siyasetin kirli kazanlarında aş yapanları da gördük..'Türküm, doğruyum, çalışkanım. Sen bunu söyleyince öbür taraftan da, Kürt kökenli bir müslüman evladı,' ya...! öylemi.. Ben de kürdüm, daha doğruyum, daha çalışkanım' deme hakkını kazandı' diyen Erbakan hoca, Kürt milliyetçiliğini uyandırma da İmralı puştundan daha büyük bir iş yaptı..Kardeşler arasına kini, 'and'ımızı kullanarak sokmayı becerdi. Vebalini nasıl öder bilmem.
Ben her sabah andımızı içten söyleyip,millet olmanın şuurunu özümseyen çocuklar istiyorum..Millet olmayı küçük etnik gruplara bölünmeyle karıştıran, netekim paşanın eserlerini görmek istemiyorum..Kısa yodan köşe dönmecilerin olmadığı, üreten ve de kendi ürettiğini tüketen bir gençlik istiyorum. Amerikan uşaklığını modernlik ve aydınlıkla karıştıran bireyler istemiyorum..1980 lerde soluyla sağıyla milletini düşünen,okuyan bu yüzden vuran, vurulan asılan,işkence edilen ama ille de vatanım diyen gençliği istiyorum..Milliyetçilik deyince saçları diken diken olmuş,pop star yarışmalarında dansöz gibi kıvırtan erkekleri değil,ALLAH a Bayrağa ve Silaha inanmış yeri geldiğinde birer Mustafa Kemal olabilecek yiğitler istiyorum. Ağzında eşşek tersi kadar sakızla Amerikan Türkçesi konuşup,hoivuud bozması kıyafetiyle, 'oha oldum, kal geldi diyen kızlar değil,iffetli yaşamayı,dik durmayı, sorgulamayı bilen genç kızlar istiyorum..
Ve bütün bunları kendim için değil Vatanım için istiyorum!!
Yavuz BAL
Şair-Yazar
Koç Kırat'a Binip İnem Sazan'a
Bir Düzen Vereyim Yoldan Azana..