Terörist Olmak Yasal mıdır?
Türk Milleti on yıllardır terör lanetine can vermektedir. Yıllardır gün geçmesin ki bu millet bir evladının dağda, şehirde ne idiğü belirsiz bir çakalın kurşunu ile şehit edilişi ile yanmasın..Yılardır terör lanetine can verdiğimiz halde Türk Milleti’nce yetkilendirilen kurumların terör örgütlerinin legalleşmesine göz yummaları Türk Milleti için en az verilen şehitler kadar yürek yakan bir durumdur. Bu sözüm Türk Milleti’nin yetki verdiği devlet otoritelerine kendilerinin fazlasıyla bildikleri gerçekleri acizane hatırlatmamdır.
Türk Devleti’nin malı olan birçok üniversitede teröristler yuvalanmış durumdadır. Kimi üniversitelerimizde Türk kimliğini ifade etmek tehlike içerir hale gelmiştir. Bu teröristler muntazaman terör propagandası ve provakatif eylemler yapmaktan geri durmamaktadırlar. Fikri ayrılıklar içindeki çeşitli terör örgütlerinin legal birimleri (bu da Türkiye’ye özgü bir terim olsa gerek) Milli varlığa karşı birbirlerini kollamakta ve desteklemektedirler. Yurdumun şehirleri Allah’ın her günü Türk Devleti’ne meydan okuma ve terörist propaganda içeren eylemlere tanık olmaktadır. Büyük şehirlerimiz terör örgütünün uzantısı ve para kaynağı olan uyuşturucu, hırsızlık, gasp gibi suç çetelerinin pençesindedir. Terör örgütünü finanse ettiği bilinen ve kimliği belirsiz kişilerce infaz edilen bir uyuşturucu tacirinin (Behçet Cantürk) silah ruhsatında bu iktidarın (akp) içişleri bakanının imzasının bulunması devletin bu tür suçlulara karşı aldığı önlemleri ve bu suçlularla mücadele azmini gösterir niteliktedir.
Terör örgütünün temel hedeflerinden biri olan, “kendisini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir kısmının sözde umudu olarak kabul ettirmek” hedefi başta TBMM’deki terör yanlısı milletvekilleri ve terörün partisi tarafından her geçen gün artan dozda propagandalarla hedeflenen kitleye kabul ettirilmeye çalışılmaktadır.
Geçmişte üniversitelerdeki teröristlerin masum görülmesi, “kafası karışmış gençler” olarak kabul edilmeleri, üniversitelerdeki varlıklarına göz yumulması ya da gerekli tedbirlerin alınmaması bugün zehirli meyvelerini vermiştir. Devlet tarafından düşüncelerine masumluk addedilen teröristler bugün terör örgütü yandaşı beyinsizlerin beyin takımı durumundadırlar. Türkiye’de faaliyet gösteren terör örgütleri sözde yöneticilerinin tamamına yakınının Türk Devleti’nin üniversitelerinde eğitim görmüş olması, devletin kendini sokacak yılanı koynunda beslemesinin çarpıcı bir örneği olsa gerek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu hatayı on yıllardır tekrarlamakta, kendilerini legal gösteren, ancak sağır sultanın terörist olduklarını bildiği örgütlenmeleri masum görmekte, bedelini millet canı ile ödeye gelmektedir. Bu kısır döngü artık kırılmalıdır.
Dünyadaki hangi devlete bakarsanız bakın, hiçbir devlette, devletin terörist kabul ettiği yapılanmaların Türkiye’deki kadar rahat faaliyet yürütemediklerini görürsünüz. Devletimiz bu hatayı özgürlük, demokrasi, insan hakları, bilmem ne özgürlüğü, bilmem ne hakkı vs. kelimeleri silsilesinin (AB bilmem ne yasası da eklendi bu silsileye) gereğini ifa etmek adına tekrarlaya-durmaktadır. Terör örgütünün bir başka finans kaynağı olan, terörle yakınlığı devletin istihbarat birimlerince de bilinip Türkiye’de faaliyetlerine devam eden muhtelif çaptaki işletmelerin varlığı, milletimizi “terörist olmanın suç olup olmadığı” hususunda kuşkuya düşürmektedir. Türk milleti artık terörün bitmesini ve samimiyetle “ne gerekiyorsa yapılmasını” istemektedir. Bu Türk milletinin her türlü haktan kutsal bir hakkıdır.
Teröristlere müsamaha göstermenin sakıncaları, on binlerce şehitten sonra artık anlaşılsa gerektir. Terör örgütleri hedeflerine ulaşmak için her alanda son süratle çalışırken, devlet kurumlarının bu örgütleri yok etme noktasında, sürekli vurgulandığı halde bir türlü kararlı, sonuca yönelik eylem ve politikalar uygulamaması, Türk Milleti’nde devlet kurumlarına karşı kırgınlığa neden olmaktadır. Bu durum terörle mücadele ile görevli devlet memurlarının da mücadele azmini kırmakta, terörle mücadelede devletin eli-kolu durumundaki kurumlarda yılgınlığa sebebiyet vermektedir.
Şehirlerde yasal görünen ancak sağır sultanın terörist olduklarını bildiği çeşitli yapılanmalar kanunun boşluklarından, bir anlamda prosedürlerden yararlanarak varlıklarına devam etmektedirler. Kimi terör örgütü mensupları da kanunların yetersizliği nedeniyle cüzi cezalara çarptırılarak üç-beş ay cezaevinde kaldıktan sonra –ki genellikle ceza evine dahi girmeden- serbest kalıp faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etmektedirler. Son günlerde revaçta olan pişmanlık yasası saçmalığı ( teslim olan teröristlerin eylem yapmadığını beyan edip serbest kalmaları) bu komedinin son sahnesi olsa gerek. Bu tiyatronun sonunda sahneden damlayan kan ve gözyaşı Türk evlatlarının kanı, Türk Milletinin gözyaşlarıdır. Milletin artık prosedür karmaşıklığı nedeniyle teröre can vermeye tahammülü kalmamıştır. Silahlı eyleme girişmiş teröristle faaliyetlerini legal maskeler altında yürüten, terörü tasvip eden, destekleyen her türlü terör uzantısını isimlendirmekte devletimiz artık kuşkuya düşmemeli, ikisinin arasında bir fark olmadığını artık anlamalı, terörün her türüne karşı caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Yürürlükteki kanunların devletin elini kolunu bağlıyor olması durumuna artık bir son verilmelidir.
Dost ve düşman bilir ki, devletlerin ebed-müddet olmasının yegâne yolu ol devleti özünden çok seven bir milletle mümkündür. Milliyetçi bir milleti zaafa uğratabilecek silahı henüz tarih görmemiştir. Devletlerin tarihe karışma sebeplerinden biri de kendisini oluşturan toplumların, devleti “özü” kabul etme duygularının zaafa uğramış olmasıdır. Dünya tarihine göz atan herkes bu gerçeğe şahitlik edecektir. Bu açıdan milliyetçiliğe saldıran her türlü, kişi, kurum ve düşünce, ya esasında devletin varlığına kastetmiş devlet düşmanıdır, ya da bir ad altında farkında olmadan devlet düşmanlığı yapmaktadır. Teröristlerin zaman zaman, el altından masum gösterilmeleri, öte yandan milletimizce milliyetçi kimlikleri ile bilinen şahısların “teröristlik” suçlaması ile tutuklanmaları, bu operasyona Türk tarihinin şanlı bir destanının isminin verilmesi, açık şekilde tutuklanan kişilerin şahsında Türk Milliyetçiliği’ne saldırı olup, yukarıdaki tarihi gerçek ışığında incelendiğinde devletin kendi ayağına kurşun sıkmasının resmidir.
Terör yayın organlarını inceleyiniz, satılmış hainler, sanki devleti çok seviyormuşçasına “Devletin içindeki Terör Örgütü Çökertildi” mealinden başlıklar attılar. İncelediğim on kadar terör propaganda aracı, çökertilen bu terör(!) örgütünün ardından sevinç çığlıklarını manşetlerine taşıdılar. Tutuklanan şahıslar hakkındaki ideaların saçma sapan olması bir yana, sadece yukarıdaki durum dahi bu operasyonun devletin hayrına olup olmadığı hususunda milletimize fikir verecektir. Terörle, gerek fikren, gerekse fiilen mücadelede simgeleşmiş isimlerin devlet tarafından teröristlik suçlamasıyla tutuklanmaları gerek teröristlerce, gerekse bu maşaları kullanan küresel aktörlerce “devletin bölücü ve yıkıcı terörle mücadeleden vazgeçmesi” olarak okunacaktır.
İşte, bu ahval ve şerait içinde, dost ve düşman bilmelidir ki; Başbuğ Alparslan Türkeş’in, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün dahi Başbuğ Tanrıkut Metehan’dan buyana her birinin adı şanlı Türk tarihine altın harflerle yazılı Türk lider ve münevverlerinin ittifaken biz Türk Milleti’ne öğütlediği gibi, canımız sağ iken yurdumuzun bölünmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Dahi Türk kimliğini yok etmeyi hedefleyen, çeşitli araçlarla bu ihanetin içinde olan, her türlü kişi, kurum, oluşum nasıl gerekiyorsa o şekilde karşılarında Türk’ün sevdalılarını bulacaktır. Türk Devleti’ni korumak ve yüceltmek için gerekirse can alıp vermeyi borç bileceğiz. Kokuşmuş kalemlerin, satılmış ekranların kara çaldığı ancak bizim kutlu sevda bildiğimiz Türk’ü sevmekten, Türk Milliyetçiliği’nden, canımız sağ iken vazgeçmeyecek, bu yolda karşılaşacağımız her türlü engeli yolumuzun doğruluğunun teyidi bileceğiz. Bedelini kanla ödediğimiz bu vatanın asli unsuru Türk Milleti’dir. Türk Ülkesi üzerine hesap yapanlar bunu hiçbir zaman unutmasa gerektir.
Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin..
Kün Tuğ Bolgıl Kök Karıkan..
Resul Kürşat Şahsi
Köroğlu Der Burda Kavga Kuralım
Gel Dur Şu Meydana Seni Görelim
Kelleler Keselim Gövde Yaralım
Kır At Al Kan Olsun Meydan Yerinde..