BİZİM ÇOCUKLARI HATIRLA SEVGİLİ
Bizim çocuklar
Atlara atlayıp terk ettiler.
Cennet müjdesini aldıkları zaman.
Beş bin can.
Beş bin beden.
Beş bin eğilmez baş. Beş bin bükülmez vatan.
Biri onyedisinde Velican,
Annesinin elinde örgü örürken gördüğü şişlerin nereden bilirdi ki bir gün cılız vücudunun katline örüleceğini.
Biri Mustafa
Yargılanması bitmeden alelacele boynuna geçen urganda son nefesi verirken Allahın adından başka bir kelamı demeyen Pehlivan oğlu Mustafa.
Bizim çocuklar deyince
Ertuğrul Dursun Önkuzu
Tanıyanlar ve bilenler bu güzel ismi duyunca gözlerinde yaş hissetmiyorsa bu dünyada merhamet hislerini kaybetmiş demektir.
Ya da geçmişini, şanlı geçmişini, makama paraya sattığı yolunu ve yol arkadaşlarını unutmuş demektir.
Bir insanın bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava doldurmak suretiyle şehit edilmesi.
Dursunun son nefesi bisiklet pompasından çıkan hava….
Okuyanlar diyordur nereden çıktı böyle bir yazı
Yaşanmış bitmiş, otuz yıl öncesinin unutturulmaya çalışılan o günlere dokunuş niye.
Ben bu yazıyı okuyan bazı model (bu kelimeyi bilerek seçtim. Her döneme uygunluk gösteren, iktidar yalaklarını kastediyorum) tiplerden düşünmelerini beklemiyorum. Onlar kararlarını çoktan vermişlerdir kuvvetten ve yalaklanmaktan yana.
Bizim bahçede yalak var ama sadece ineklerimizi su içiriyoruz ordan.
Ve de bir dönemlerin ülkücülerden geçinen şahsiyetsiz er kişi olmayan arka Türklerden de düşünmelerini beklemiyorum.
Onların bizim için düşünmelerini sağlayacak kadar boşa verecek paramız yok. Toroslardan , soroslardan akan ırmaklarımız yok bizim. Amerikada çiftliklerde tavukçuluk yaparken bizi İzmirde sigortalı yada sosyal güvenlik destekleme pirimli de gösterenimiz de yok.
Kiramızıda biz ödüyoruz,
Elektiriğimizi de
Suyumuzu da.
Adam gibi.
El açıp birilerine alın öptürürken dizlere düşen eteklerden de öpmüyoruz.
Rize için ne hissediyorsak, Diyarbakır içinde onu hissediyoruz.
Maraş içinde
Çorum içinde.
Sivas içinde.
Trabzonu ne kadar seviyorsak
Tunceliyi de Vanı da Manisayıda o kadar seviyoruz.
Malatyayı sevdiğimiz kadar.
Bazı siyaset fahişeleri gibi Rize de ayrı kelamımız, Konyada ayrı kelamımız, Bitliste ayrı kelamımız yok.
Sözümüz tek ve bir bizim.
Hatırla Sevgili
30 yıllık kinin bitmeyen ülkücü düşmanlığının son kusmuğu bir senaryo.
Genç zihinlere ülkücü hareketin şanlı mücadelesini farklı anlamlar yükleyerek kirletmek isteyen bir yalan tarih makinesi.
Çokta üzerinde yazmaya gerek yok.
Yalanın savunmasını yapacak halimiz hiç yok.
Beş bin yiğit tarihe kayıt düşülmüş.
Tevellütleri yitik kalsa da.
Gönlümüzde yitmeyecekler.
Fahişe ruhluların fahişe gönüllerinde olmalarına lüzum hissetmez bu sevda.
Bizim sevgimiz ve vefamız yeter.
Para için sevmedik biz bundan sonrada sevmeyiz hiç kimseleri hele kimsecik dahi olamayanları.
Murat KÖSOĞLU