5- Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir.
6- Pirenin midesini tanzim eden, Manzume-i Şemsiyeyi de o tanzim etmiştir.
7- Kâinatın te'lifinde öyle bir i'caz var ki; bütün esbab-ı tabiiye farz-ı muhal olarak muktedir birer fail-i muhtar olsalar, yine kemal-i acz ile o i'caza karşı secde ederek “Sen her türlü kusurdan münezzehsin. Bizim hiçbir kudretimiz yok; nihayetsiz izzet ve hikmet sahibi olan muhakkak Sensin.” diyeceklerdir.
(Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri’nden 5-7)
Lügatler
Esbab-ı tabiiye :tabii sebebler, tabiat olayları, tabiat kanunları
Fail-i muhtar :istediğini yapmakta serbest olan Allah
Farz-ı muhal :olması imkânsız olup var gibi kabul edilen
Hakikat: gerçek
Halketmek: yaratmak
Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye
İ’caz :aciz bırakmak, acze düşürmek, mucizevi olmak
İzzet :üstünlük, değer, kıymet, muhterem ve muteber olmak
Kâinat : evren, yaratılanların hepsi
Kemal-i acz :tam âcizlik, tam güçsüzlük ve muhtaçlık
Kudret : güç, kuvvet, iktidar
Manzume-i şemsiye :güneş sistemi
Muhakkak :kesin, mutlaka
Muktedir :güçlü, kuvvetli, becerikli, gücü yeten
Münezzeh :pak, kusur ve noksanlıklardan uzak
Nihayetsiz: sonsuz
Tanzim :düzenleme, nizama koyma
Te’lif :barıştırmak, muhtelif şeyleri karıştırıp birleştirmek, eser yazmak