Der-akab zeval ile acılanan mülakatlar, keder ve meraka değmez. İştiyaka hiç layık değildir. Çünki zeval-i lezzet, elem olduğu gibi; zeval-i lezzetin tasavvuru dahi bir elemdir. Bütün mecazi aşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. Herbirinin, bütün divan-ı eş'arının ruhunu eğer sıksan, elemkarane birer feryad damlar.
İşte o zeval-alud mülakatlar, o elemli mecazi muhabbetler derdinden ve belasındandır ki, kalbim İbrahimvari (Lâ ühıbbül âfilîn=batıp gidenleri sevmem) ağlamasıyla ağlıyor ve bağırıyor.
(Bediüzzaman Said Nursi – 17. Söz’den)
Lügatler
|
Âşık :çok aşırı seven, şiddetli sevgiyle bağlanan Aşknâme :aşk mektubu Bela :âfet, sıkıntı, musibet, imtihan Der-akab :hemen, derhal, akabinde Dert :tasa, keder, kaygı, hastalık, illet Divan :şiirlerin toplandığı kitap, büyük meclis, bilgili ve nüfuzlu kişilerin toplandıkları yer Divan-ı eş’ar :şiirler divanı Elem :keder, üzüntü, acı Elemkârâne :acı verircesine Feryad :bağırıp çağırmak, yüksek sesle yardım istemek İbrahimvari :Hz. İbrahim gibi İştiyak :çok arzu ve istek Keder :tasa, kaygı, can sıkıntısı, gam
|
Layık :uygun, münasip, liyakatli Manzum :düzenli,şiir gibi yazılmış, vezinli Mecazî : gerçek olmayan Merak :bir şeyi öğrenmek isteği, çok şiddetli arzu, heves, düşkünlük Muhabbet : sevgi,sevmek Mülakat :kavuşmak Ruh :öz, canlılık, can, nefes, en mühim nokta Tasavvur :tasarlamak, düşünmek, zihninde şekillendirmek Tasavvur-u zeval :sona erme düşüncesi Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek, gelip geçici olmak Zeval-alud :son bulmayla bulaşık Zeval-i lezzet :lezzetin bitmesi
|