Nefsin en mühim bir hastalığı da şudur ki; küllü cüz'de, büyüğü küçükte görmek istiyor. Göremediği takdirde red ve inkar eder. Mesela: Küçük bir kabarcıkta, güneşin tamamıyla tecelliyatını ister. Bunu göremediği için, o kabarcıktaki cilvenin güneşten olduğunu inkar eder. Halbuki şemsin vahdeti, tecelliyatının da vahdetini istilzam etmez.
Ve keza delalet etmek tazammun etmeği iktiza etmez. Mesela: Kabarcıktaki güneşin cilvesi güneşin vücuduna delalet eder, fakat güneşi tazammun edemez, yani içine alamaz. Ve keza bir şeyi bir şeyle tavsif edenin, o şeyle muttasıf olması lazım gelmez. Mesela, şeffaf bir zerre, şemsi tavsif eder, fakat şems olamaz. Bal arısı Sani'-i Hakim'i vasıflandırır, amma Sani' olamaz...
(Bediüzzaman Said Nursi - Mesnevi-i Nuriye'den)
Lügatler
Cilve :görünüm, yansıma
Cüz :kısım, parça
Delalet : delil olmak
İktiza: gerektirme
İnkâr : reddetmek, karşı çıkmak
İstilzam :lüzumlu olmak, gerektirmek, icabettirmek
Keza : bunun gibi
Küll :bütün, tüm, parçalardan meydana gelen, çok, hep
Lazım :lüzumlu, gerekli
Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler
Muttasıf :vasıflanmış, iyi veya kötü olarak tanımlanmış
Mühim :önemli, kıymetli, değerli
Nefis :insanın kendisi
Red :geri döndürmek, kabul etmemek
Sâni : her şeyi sanatla yaratan
Sâni-i Hakîm:Hikmetli yaratıcı
Şems: Güneş
Tavsif :vasıflandırmak, ne ve nasıl bir şey olduğunu anlatmak
Tazammun :ihtiva etmek, içine almak
Tecelliyat :yansıyanlar, gözükenler, belirenler
Vahdet: birlik
Vasıf :sıfat, bir kimsenin veya şeyin taşıdığı hal ve özellikler, anlatarak tarif etmek
Vücud: beden, varlık
Zerre : atom, en küçük parça