Nur deryasından günün sözü (03.04.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Apr 3, 2026, 9:00:34 AM (11 days ago) Apr 3
to

Şu kâinatta görünen ef'al ile tasarruf edip icad eden Sani'in, bir muhit ilmi var. Ve o ilim, onun zatının hassa-i lâzıme-i zaruriyesidir, infikaki muhaldir. Nasılki Güneş'in zatı bulunup ziyası bulunmamak kabil değil; öyle de binler derece ondan ziyade kabil değildir ki, şu muntazam mevcudatı icad eden zatın ilmi ondan infikak etsin. Şu ilm-i muhit, o zata lazım olduğu gibi, taalluk cihetiyle her şey'e dahi lazımdır. Yani, hiçbir şey ondan gizlenmesi kabil değildir. Perdesiz, Güneş'e karşı zemin yüzündeki eşya, Güneş'i görmemesi kabil olmadığı gibi; o Alim-i Zülcelal'in nur-u ilmine karşı eşyanın gizlenmesi, bin derece daha gayr-ı kabildir, muhaldir. Çünki huzur var. Yani her şey daire-i nazarındadır ve mukabildir ve daire-i şuhudundadır ve her şey'e nüfuzu var. Şu camid Güneş, şu aciz insan, şu şuursuz röntgen şuaı gibi zinurlar; hâdis, nâkıs ve ârızi oldukları halde, onların nurları, mukabilindeki her şey'i görüp nüfuz ederlerse; elbette vacib ve muhit ve zati olan nur-u ilm-i ezeliden hiçbir şey gizlenemez ve haricinde kalamaz.

 

(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan) 

 

Lügatler

Âciz :güçsüz, zayıf

Alîm-i Zülcelal :celal ve yücelik sahibi en çok bilen zat(Allah)

Ârızi :esastan olmayıp sonradan oluşan

Camid :cansız, ruhsuz, sert

Cihet :yön, taraf

Daire-i nazar :bakış çerçevesi, bakış açısı

Daire-i şuhud :müşahede dairesi, görüş çerçevesi, görüş açısı

Ef’al :fiiller, işler, ameller

Eşya :nesneler, şeyler

Gayr-ı kabil :mümkün olmayan, kabul edilemez

Hâdis :yeni, sonradan olan, değişen

Hariç :dış, dışarı, dışında

Hassa-i lâzıme-i zaruriye :zaruri olarak lazım olan kuvvet

İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek

İlm-i muhit :sonsuz-sınırsız ilim

İnfikak :yerini terk etmek, ayrı düşmek, çözülmek, yerinden ayrılmak

Kabil :kabul eden, yapılan, gibi

Kâinat : evren, yaratılanların hepsi

Lazım :lüzumlu, gerekli

Mevcudat: varlıklar

 

Muhal :imkansız, olması mümkün olmayan

Muhit: etrafını kuşatan, çeviren

Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı

Nâkıs :eksik, kusurlu, noksan

Nur : ışık,aydınlık, parlaklık

Nur-u ilim :ilim ışığı, ilmin aydınlığı

Nur-u ilm-i ezeli :ezeli ilmin ışığı

Nüfuz :sözü geçer olmak, içine girmek

Sâni’ : her şeyi sanatla yaratan

Şey’ :madde, eşya, varlık

Şua :ışık, parıltı

Şuur :anlayış, idrak, bilinç

Taalluk :bağlılık, münasebet, alakalı olmak

Tasarruf etmek : dilediği gibi, dilediği yerde ve şekilde kullanmak

Vacip :lüzumlu, mecburi, gerekli olan, yapılması lazım gelen

Zat : hürmete layık kimse, kişi

Zati:kendisine ait

Zemin: yeryüzü

Zînur :nurlu, ışıklı, parlayan

Ziya :ışık, aydınlık, parlaklık

Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages