Nefs-i insaniye, muaccel ve hazır bir dirhem lezzeti; müeccel, gaib bir batman lezzete tercih ettiği gibi, hazır bir tokat korkusundan, ileride bir sene azabdan daha ziyade çekinir. Hem insanda hissiyat galib olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı, ileride gayet büyük bir mükâfata tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azab-ı müecceleden ziyade çekinir. Çünki tevehhüm ve heves ve hiss, ileriyi görmüyor belki inkâr ediyorlar. Nefs dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlub oluyorlar.
Şu halde kebairi işlemek, imansızlıktan gelmiyor, belki hiss ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlubiyetinden ileri gelir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 13. Lem'adan)
Lügatler
Azab :büyük sıkıntı, dünyada işlenen günahların âhiretteki cezası
Azab-ı müeccele :ertelenmiş azab
Batman : yaklaşık sekiz kg. a denk gelen bir ağırlık
Dirhem : yaklaşık üç grama denk olan bir ağırlık ölçüsü
Ehemmiyet: önem
Gaib :görünmeyen, göz önünde olmayan, kaybolmuş olan
Galebe :üstün gelme
Galib :üstün gelen, yenen, baskın olan, mağlup eden, çoğunluk
Heves :gelip geçici istek, nefsin hoşuna giden şey
His: duygu
Hissiyat : hisler, duygular
Hükmetmek :idare etmek, hakim olmak,yönetmek
İnkâr : reddetmek, karşı çıkmak
Kebâir :büyük şeyler, büyük günahlar
Lem’a :parıltı, parlamak
Lezzet-i hazıra :hazır lezzet, peşin ücret
Mağlubiyet :yenilen,bir kuvvetlinin idaresi altında olma
Mahall-i iman :iman yeri, inancın hissedildiği yer
Muaccel :acele olunmuş, peşin, vadesiz, mühletsiz
Muhakeme :iki tarafı dinleyip hüküm vermek, zihinde inceleme yapmak
Müeccel :mühletli, sonradan yapılmak üzere ertelenen,, peşin olmayan, tecil edilen
Nefis :insanın kendisi
Nefs-i insaniye :insanın nefsi, dünyevi ve haram zevklere bakan yönü
Tercih :üstün tutmak, seçmek
Tevehhüm :evhamlanmak, yok olanı var zannederek korkuya düşmek
Vehim :manasız korku, aslında olmayan şeyi var zannetmek
Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla