Şems-i Ezeli'nin şualar menzilesinde olan tecelli-i esmasının nokta-i merkeziyesi olan hayat, Şems-i Ezeli'ye isnad edilmediği takdirde, bir sineğe, bir çiçeğe varıncaya kadar her bir zihayatta nihayetsiz bir kudret, muhit bir ilim, mutlak bir irade gibi Vacib-ül Vücud'dan maada hiçbir şeyde vücudu mümkün olmayan sair sıfatların mevcud olmasına cahilane, ahmakane, gülünç bir batıl hüküm lazım gelir. Ve aynı zamanda, şu batıl hüküm ile her bir zerreye ve her bir sebebe bir uluhiyet-i mutlakayı isnad etmekle sayısız şerikleri isbat etmek mecburiyeti hâsıl olur.
(Bediüzzaman Said Nursi - Mesnevi-i Nuriye'den)
Lügatler
|
Ahmakane :ahmakça, akılsızca Batıl :geçersiz, hurafe, hak olmayan, sahte, yalan, boş, beyhude Cahilane :bilgisizce, tecrübesizce, toyca Hâsıl : meydana gelen Hüküm :karar, emir, kuvvet İrade :istek, arzu, dilemek, tercih İsnad :bir nesneye bir kimseye dayanmak, nispet edilmek Kudret : güç, kuvvet, iktidar Lazım :lüzumlu, gerekli Maada :başka, fazla, bundan gayrı Mecburiyet :zorunluluk, zaruret icabı Menzil :inilen yer, konulacak yer, dünya, ev, mekân Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler Mevcud :var olan, varlık
|
Muhit: etrafını kuşatan, çeviren Mutlak :kesin, şüphesiz, serbest, salıverilmiş Nihayetsiz: sonsuz Nokta-i merkeziye :merkez noktası Sair :diğeri, başkası, gerisi, kalanı Sıfat :bir kimse veya şeyin hal, vasıf ve keyfiyeti Şems-i ezeli :ezelden ebede her şeyi nurlandıran(Allah) Şerik :ortak, arkadaş Şua :ışık, parıltı Tecelli-i esma :Allah’ın isimlerinin varlıklardaki yansımaları Uluhiyet-i mutlaka :ancak bir tek ilâhın mabud oluşu Vâcib-ül Vücud :var olması mutlaka gerekli olan Vücud: beden, varlık, var olmak Zerre : atom, en küçük parça Zihayat : hayat sahibi, canlı
|