Kur'anın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki; bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (A.S.), bir tıfl-ı nevreside ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. Ve İbn-i Sina gibi en dahi feylesof, en ami bir ehl-i kıraatla diz dize aynı dersi okurlar, derslerini alırlar. Hatta bazan olur ki; o ami adam, kuvvet ve safvet-i iman cihetiyle, İbn-i Sina'dan daha ziyade istifade eder.
Hem Kur'anın içinde öyle bir göz var ki; bütün kâinatı görür, ihata eder ve bir kitabın sahifeleri gibi kâinatı göz önünde tutar, tabakatını ve âlemlerini beyan eder. Bir saatin san'atkarı nasıl saatini çevirir, açar, gösterir, tarif eder; Kur'an dahi, elinde kâinatı tutmuş öyle yapıyor.
(Bediüzzaman Said Nursi - 19. Mektub'dan)
Lügatler
Âlem :dünya, kâinat
Âmî :avamca, cahil,ileri gelenden olmayan
Beyan :izah, açıklama, anlatma
Cibril :Cebrail isimli melek
Cihet :yön, taraf
Dahi :harikulade zeka ve hikmet sahibi
Ehl-i kıraat :okuyanlar, Kur’an okuyanlar
Feylesof: felsefeci
Hazret :hürmet edilecek büyük, önder
Hisse :pay, nasip, kısmete düşen kısım
İhata : kuşatma, kapsama
İstifade :faydalanma
Kâinat : evren, yaratılanların hepsi
Mertebe-i irşad :uyarma mertebesi, uyarıcı yön
Safvet-i iman :saf iman sahibi olmak, şüphesiz inanmak
Sahife :sayfa
Tabakat :tabakalar, gruplar, katlar, dereceler
Tıfl-ı nevreside :yeni yetişmiş çocuk
Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla