İ'lem Eyyühel-Aziz! Kabir, âlem-i ahirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azabdır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar. Senin de onlara iltihak zamanın gelmedi mi? Ve onlara gidip onları ziyaret etmeğe iştiyakın yok mudur? Evet vakit yaklaştı. Dünya kazuratından temizlenmek üzere bir gusül lazımdır. Yoksa onlar istikzar ile ikrah edeceklerdir.
Eğer İmam-ı Rabbani Ahmed-i Faruki bugün Hindistan'da hayattadır diye ziyaretine bir davet vuku' bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gideceğim. Binaenaleyh İncil'de "Ahmed", Tevrat'ta "Ahyed" Kur'anda "Muhammed" ismiyle müsemma, iki cihanın güneşi, kabrin arka tarafında milyonlarca Faruki Ahmedler ile muhat olarak sakindir. Onların ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz? Geri kalmak hatadır.
(Bediüzzaman Said Nursi – Mesnevi-i Nuriye’den)
Lügatler
Âlem-i âhiret :âhiret âlemi, öldükten sonraki sonsuz hayat
Azab :büyük sıkıntı, dünyada işlenen günahların âhiretteki cezası
Binaenaleyh :bunun üzerine, bundan dolayı
Cihan :dünya, âlem
cihet :yön, taraf
Eyyühel Aziz :Ey Aziz, sevgili kardeşim
Gusül :boy abdesti
İ’lem : Bil ki
İkrah :kötü görme, tiksinme, nefret etme
İltihak :bir topluluğa katılmak
İstikzar :kirlenme, kir ve pisliklerden temizlenme
İştiyak :çok arzu ve istek
Kabir :mezar
Kazurat :pislikler, süprüntüler
Muhat :etrafı çevrilmiş, kuşatılmış
Müsemma :isimlendirilen
Rahmet :merhamet, acımak, ihsan, şefkat etmek, esirgemek
Sakin :ikamet eden, oturan, oturmuş
Vuku’ :gerçekleşmek, meydana gelmek