|
Eğer
senin vücudun, Vâhid-i Ehad olan Kadîr-i Ezelînin kalemiyle mektub olmazsa
ve tabiata, esbaba mensup matbû ise, o vakit senin
vücudundaki bir hüceyre-i bedenden tut, birbiri içinde daireler misilli,
binler mürekkepler adedince tabiat kalıplarının bulunması lâzım gelir.
Çünkü, meselâ bu elimizdeki kitap eğer mektub olsa, birtek kalem,
kâtibinin ilmine istinad edip bütün onları yazar. Eğer o mektub olmazsa ve
onun kalemine verilmezse, “Kendi kendine olmuş” denilse veya tabiata
verilse, o vakit matbû kitap gibi herbir harfi için ayrı bir demir kalem
lâzımdır ki, tab edilsin. Nasıl ki, matbaada hurufat adedince demir
harfler bulunur, sonra o harfler vücut bulur. O vakit birtek kaleme bedel,
o hurufat adedince kalemler bulunması lâzım gelir. Belki o hurufat
içinde—bazan olduğu gibi—küçük kalemle bir büyük harfte bir sayfa ince
hatla yazılmış ise, binler kalem birtek harf için lâzım geliyor. Belki,
birbirinin içine girip muntazam bir vaziyetle senin cesedin gibi bir şekil
alıyorsa, o vakit herbir dairede, herbir cüz için, o mürekkebat adedince
kalıplar lâzım geliyor. Haydi, yüz muhal içinde bulunan bu tarzı mümkün
desen dahi, bu muntazam san’atlı demir harfleri ve mükemmel kalıpları ve
kalemleri yapmak için, yine birtek kaleme verilmezse, o kalemler, o
kalıplar, o demir harflerin yapılması için, onların adetlerince yine
kalemler, kalıplar ve harfler lâzım. Çünkü onlar da yapılmışlar ve onlar
da muntazam san’atlıdırlar. Ve hâkezâ, müteselsilen gittikçe
gidecek. İşte, sen de anla, bu öyle bir fikirdir ki, senin zerrâtın
adedince muhâlât ve hurafeler, içinde bulunuyor. Ey muannid muattıl! Sen
de utan, bu dalâletten vazgeç. |
Lügatler :
bedel : karşılık cüz : bölüm, kısım dalâlet :
hak yoldan sapma, inkârcılık esbab : sebepler hadsiz :
sayısız hâkezâ : bunun gibi hat :
yazı hurafe : delile dayanmayan saçma inanış hurufat :
harfler hususan : bilhassa, özellikle hüceyre-i beden
: bedeni oluşturan hücrecik icad : var etme,
yaratma iktiza etme : gerektirme isnad etmek :
dayandırmak istinad etmek :
dayanmak
Kadîr-i Ezelî : herşeye gücü yeten, varlığının
başlangıcı olmayıp zamanla sınırlı olmayan Allah kalem-i kader : kader kalemi kâtib :
yazan kudret : güç, kudret, iktidar; Allah’ın bütün varlığı
kuşatan güç ve iktidarı matbû : tâbedilmiş,
basılmış mensup : bağlı mevcudat :
varlıklar misilli : benzeri muannid :
inatçı muattıl : Allah’ın sıfatlarını inkâr eden muhal
: imkânsız muhâlât : imkansızlıklar muntazam :
düzenli mürekkebat : bir bütünü oluşturan
parçalar müteselsilen : zincirleme bir şekilde nümune
: örnek tab edilmek : basılmak tabiat : doğa, maddî
âlem
Vâhid-i Ehad : bir olan ve birliği her bir şeyde
görülen Allah vaziyet : durum vücut bulmak : ortaya
çıkmak zerrât : atomlar zîhayat : canlı, hayat
sahibi zikretmek : dile
getirmek |