Nur deryasından günün sözü (09.05.2025)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
May 9, 2025, 5:38:39 AM5/9/25
to

Değil hikmet, inayet, rahmet, iaşe, ihya gibi bedihi hakikatlar ve vahdani deliller, belki yalnız tanzif fiili kainat Halıkına verilmezse, o vakit ehl-i dalaletin o meslek-i küfrisinde lazım gelir ki: Ya tanzif ile alakadar zerreden, sinekten tut ta unsurlara, yıldızlara kadar bütün mahlukatın her biri koca kainatın tezyinini ve tevzinini ve tanzimini ve tanzifini bilecek, düşünecek ve ona göre davranacak bir kabiliyette olacak.. veyahud Halık-ı Alem'in sıfat-ı kudsiyesi kendisinde bulunacak.. veyahud bu kainatın tezyinat ve tanzifatı ve varidat ve masarıfının müvazenelerini tanzim etmek için, kainat büyüklüğünde bir meclis-i meşveret bulundurulacak ve hadsiz zerreler, sinekler, yıldızlar o meclisin azaları olacak ve hakeza.. bunlar gibi hurafeli, safsatalı yüzer muhaller bulunacak. Ta ki, her tarafta görünen ve müşahede olunan umumi ve ihatalı ulvi tezyin ve tathir ve tanzif vücud bulabilsin. Bu ise bir muhal değil, belki yüz bin muhal ortaya girer.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 30. Lem’adan)

 

Lügatler

Alâkadar :ilgilendirme, alakalı, ilgili

Aza :organ, uzuv

Bedihi :aşikâr, apaçık, delile ihtiyaç bırakmayan

Belki :bilakis, aslında

Delil :ispat vasıtası, doğruyu gösteren

Ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan inançsız kimseler

Fiil :amel, iş, faaliyet

Hadsiz : sayısız, sınırsız

Hakeza :öylece, bunun gibi, böyle

Hakikat: gerçek, doğru, bir şeyin gerçek mahiyeti

Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah)

Hâlık-ı âlem : evreni ve içindeki herşeyi yaratan Allah

Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması ve yaratılması

Hurafe : aslı astarı olmayan iş ve rivayet, batıl boş şey

İaşe :beslemek, geçindirmek, yaşatmak

İhata : kuşatma, kapsama

İhya :diriltme, hayat verme

İnayet :yardım, lütuf

Kabiliyet :anlayış, beceri, kapasite, dıştan gelenleri alabilme gücü

Kâinat : evren, yaratılanların hepsi

Lazım :lüzumlu, gerekli

Lem’a :parıltı, parlamak

Mahlûkat :yaratılmışlar, yaratıklar

Masarıf :sarfetme, harcama, işleyiş

 

Meclis :toplanılacak ve oturulacak yer, bir mesele görüşmek için bir araya gelenler topluluğu

Meclis-i meşveret : danışma meclisi

Meslek-i küfri : Allah’ı inkâr etmeye dayalı yol, metod

Muhal :imkansız, olması mümkün olmayan

Muvazene: karşılaştırma, denge

Müşahede :gözlem

Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek

Safsata : Hezeyan, yalan, uydurma. Zâhirde doğru, hakikatte yanlış ve yalan olan kıyas

Sıfat-ı kudsiye :kutsal sıfatlar

Tanzif: temizleme

Tanzifat :temizlemeler

Tanzim :düzenleme, nizama koyma

Taraf : Yan, yön

Tathir : Temizlemek. Yıkayıp pâk etmek. Tâhir kılmak.

Tevzin :tartmak, ölçülü hale koymak, dengelemek

Tezyin :süslemek, bezemek, donatmak

Tezyinat :süslemeler, donatmalar, ziynetler

Ulvi :yüksek, yüce, büyük

Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel

Unsur :madde, parça, tam olan şeyin parçaları

Vahdani :Allah’ın birliği ile alakalı, birliğe ait

Vakit :zaman, saat, çağ, mevsim

Varidat :hatıra gelen, içe doğan şeyler, gelir

Vücud: beden, varlık, var olmak

Zerre : atom, en küçük parça

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages