Değil hikmet, inayet, rahmet, iaşe, ihya gibi bedihi hakikatlar ve vahdani deliller, belki yalnız tanzif fiili kainat Halıkına verilmezse, o vakit ehl-i dalaletin o meslek-i küfrisinde lazım gelir ki: Ya tanzif ile alakadar zerreden, sinekten tut ta unsurlara, yıldızlara kadar bütün mahlukatın her biri koca kainatın tezyinini ve tevzinini ve tanzimini ve tanzifini bilecek, düşünecek ve ona göre davranacak bir kabiliyette olacak.. veyahud Halık-ı Alem'in sıfat-ı kudsiyesi kendisinde bulunacak.. veyahud bu kainatın tezyinat ve tanzifatı ve varidat ve masarıfının müvazenelerini tanzim etmek için, kainat büyüklüğünde bir meclis-i meşveret bulundurulacak ve hadsiz zerreler, sinekler, yıldızlar o meclisin azaları olacak ve hakeza.. bunlar gibi hurafeli, safsatalı yüzer muhaller bulunacak. Ta ki, her tarafta görünen ve müşahede olunan umumi ve ihatalı ulvi tezyin ve tathir ve tanzif vücud bulabilsin. Bu ise bir muhal değil, belki yüz bin muhal ortaya girer.
(Bediüzzaman Said Nursi – 30. Lem’adan)
Lügatler
|
Alâkadar :ilgilendirme, alakalı, ilgili Aza :organ, uzuv Bedihi :aşikâr, apaçık, delile ihtiyaç bırakmayan Belki :bilakis, aslında Delil :ispat vasıtası, doğruyu gösteren Ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan inançsız kimseler Fiil :amel, iş, faaliyet Hadsiz : sayısız, sınırsız Hakeza :öylece, bunun gibi, böyle Hakikat: gerçek, doğru, bir şeyin gerçek mahiyeti Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah) Hâlık-ı âlem : evreni ve içindeki herşeyi yaratan Allah Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması ve yaratılması Hurafe : aslı astarı olmayan iş ve rivayet, batıl boş şey İaşe :beslemek, geçindirmek, yaşatmak İhata : kuşatma, kapsama İhya :diriltme, hayat verme İnayet :yardım, lütuf Kabiliyet :anlayış, beceri, kapasite, dıştan gelenleri alabilme gücü Kâinat : evren, yaratılanların hepsi Lazım :lüzumlu, gerekli Lem’a :parıltı, parlamak Mahlûkat :yaratılmışlar, yaratıklar Masarıf :sarfetme, harcama, işleyiş
|
Meclis :toplanılacak ve oturulacak yer, bir mesele görüşmek için bir araya gelenler topluluğu Meclis-i meşveret : danışma meclisi Meslek-i küfri : Allah’ı inkâr etmeye dayalı yol, metod Muhal :imkansız, olması mümkün olmayan Muvazene: karşılaştırma, denge Müşahede :gözlem Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek Safsata : Hezeyan, yalan, uydurma. Zâhirde doğru, hakikatte yanlış ve yalan olan kıyas Sıfat-ı kudsiye :kutsal sıfatlar Tanzif: temizleme Tanzifat :temizlemeler Tanzim :düzenleme, nizama koyma Taraf : Yan, yön Tathir : Temizlemek. Yıkayıp pâk etmek. Tâhir kılmak. Tevzin :tartmak, ölçülü hale koymak, dengelemek Tezyin :süslemek, bezemek, donatmak Tezyinat :süslemeler, donatmalar, ziynetler Ulvi :yüksek, yüce, büyük Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel Unsur :madde, parça, tam olan şeyin parçaları Vahdani :Allah’ın birliği ile alakalı, birliğe ait Vakit :zaman, saat, çağ, mevsim Varidat :hatıra gelen, içe doğan şeyler, gelir Vücud: beden, varlık, var olmak Zerre : atom, en küçük parça |