|
Gayet vahşî bir adam, muhteşem bir kışla dairesine girer.
Gayet muntazam bir ordunun umumî, beraber talimlerini, muntazam
hareketlerini görür. Bir neferin hareketiyle bir tabur, bir alay, bir
fırka kalkar, oturur, gider, bir ateş emriyle ateş ettiklerini müşahede
eder. Onun kaba, vahşî aklı, bir kumandanın, devletin nizâmâtıyla ve
kanun-u padişahî ile o kumandanın emrini, kumandasını anlamayıp inkâr
ettiğinden, o askerlerin iplerle birbiriyle bağlı olduklarını tahayyül
eder. O hayalî ip ne kadar harikalı bir ip olduğunu düşünür, hayrette
kalır.
Sonra gider, Ayasofya gibi gayet muazzam bir camie, Cuma
gününde dahil olur. O cemaat-i Müslimînin, bir adamın sesiyle kalkar,
eğilir, secde ederek oturduklarını müşahede eder. Mânevî ve semâvî
kanunların mecmuundan ibaret olan şeriatı ve Şeriat Sahibinin emirlerinden
gelen mânevî düsturlarını anlamadığından, o cemaatin maddî iplerle
bağlandığını ve o acip ipler onları esir edip oynattığını tahayyül ederek,
en vahşî, insan suretindeki canavar hayvanları dahi güldürecek derecede
maskaralı bir fikirle çıkar, gider.
İşte, aynı bu misal gibi,
Sultan-ı Ezel ve Ebedin hadsiz cünudunun muhteşem bir kışlası olan şu
âleme ve o Mâbûd-u Ezelînin muntazam bir mescidi olan şu kâinata, mahz-ı
vahşet olan inkârlı fikr-i tabiatı taşıyan bir münkir giriyor. O Sultan-ı
Ezelînin hikmetinden gelen nizâmât-ı kâinatın mânevî kanunlarını birer
maddî madde tasavvur ederek ve saltanat-ı rububiyetin kavânîn-i
itibariyesi ve o Mâbûd-u Ezelînin şeriat-ı fıtriye-i kübrâsının, mânevî ve
yalnız vücud-u ilmîsi bulunan ahkâmlarını ve düsturlarını, birer mevcud-u
haricî ve maddî birer madde tahayyül ederek, kudret-i İlâhiyenin yerine, o
ilim ve kelâmdan gelen ve yalnız vücud-u ilmîsi bulunan o kanunları ikame
etmek ve ellerine icad vermek, sonra da onlara “tabiat” namını takmak ve
yalnız bir cilve-i kudret-i Rabbâniye olan kuvveti, bir zîkudret ve
müstakil bir kadîr telâkki etmek, misaldeki vahşîden bin defa aşağı bir
vahşettir.
|
Lügatler :
acip : hayret verici ahkâm :
hükümler
alay : taburlardan meydana gelen askerî
birlik âlem : dünya, evren cemaat-i Müslimîn :
Müslüman cemaat cilve-i kudret-i Rabbâniye : Rabbânî kudret ve
iradenin yansıması cünud : askerler düstur : kanun,
prensip elhasıl : özet olarak
fırka : tümen fikr-i
tabiat : her şeyi tabiatın yarattığını kabul eden
düşünce hadsiz : sayısız hakikatsiz : asılsız, bir
gerçeğe dayanmayan hikmet : herşeyin bir gayeye yönelik olarak
anlamlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması; yüksek bilgi icad
vermek : yaratma özelliğini vermek ikâme etmek : yerine
koymak inkâr etmek : inanmamak, reddetmek kadîr : güç
ve iktidar sahibi kâinat : evren, bütün
yaratılmışlar kanun-u padişahî : padişah kanunu kavânîn-i
itibariye : maddî varlığı olmayan kanunlar kanunlar kelâm :
ifade, söz kudret-i İlâhiye : Allah’ın güç ve
kudreti Mâbûd-u Ezelî : varlığının başlangıcı olmayan ve ibadete
layık olan Allah mahz-ı vahşet : tam bir
ilkellik maskara : gülünç, rezil mecmuu : bir şeyin
tamamı mevcud-u haricî : gözle görülür şekilde maddî bir yapıya
sahip olan mevhum : gerçekte olmadığı halde var
sayılan muazzam : azametli, çok büyük
muhteşem : ihtişamlı, görkemli muntazam :
düzenli münkir : inkârcı müşahede etmek :
gözlemlemek
nefer : asker, er nizâmât :
kanunlar nizâmât-ı kâinat : kâinattaki düzenler saltanat-ı
rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan
egemenliği semâvî : Allah tarafından olan, İlâhî Sultan-ı
Ezel ve Ebed : başlangıç ve sonu olmaksızın, hüküm ve saltanatı
ezelden ebede devam eden Sultan Sultan-ı Ezelî : hüküm ve
saltanatının başlangıcı olmayan Allah şeriat : İlâhî
kanun şeriat-ı fıtriye-i kübrâ : kâinattaki düzen ve intizamı
sağlayan, bütün varlıkların tabi olduğu büyük kanun; tabiat kanunlarının
bütünü tabiiyyun : herşeyi tabiatın tesiriyle meydana geldiğini
iddia edenler
tabur : bölüklerden meydana gelen askerî
birlik
talim : eğitim tahayyül
etmek : hayal etmek tasavvur etmek : düşünmek telâkki
etmek : kabul etmek, algılamak
umumî : genel vahşî :
ilkel vücud-u ilmî : ilmî varlık, maddî varlığı olmayan, ilmen
var olan şey zîkudret : kudretli, güçlü,
kuvvetli
|