Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgam bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, ahiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum. Bütün ömrüm harb meydanlarında, esaret zindanlarında yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harblerde, bir cani gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilattan menedildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere maruz kaldım. Zaman oldu ki hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni menetmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.
(Bediüzzaman Said Nursi - Tarihçe-i Hayat’tan)
Lügatler
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
Belki :bilakis, aslında
Cani :cinayet işlemiş olan
Cefa :eziyet, sıkıntı, zulüm
Cemiyet :topluluk, birlik, heyet
Divan-ı harb :harb meseleleri ve harb suçluları için toplanan meclis
Esaret :esirlik, kölelik
Eza :sıkıntı, eziyet, zulüm
Hakaret :küçüklük, küçük görme, küçümseme, kötü muamele etmek
Hodgam :kendini beğenmiş, kendi keyfini düşünen
İhtilat :karışmak, karışıp görüşmek, halleşmek, birileriyle dertleşmek
İntihar :kendi kendisini öldürmek
Küsur :artık, fazlalık
maruz : tesiri altında kalmak
Men :engellemek, yasak etmek, durdurmak, bırakmamak
Muamele: davranış, işlem, birbiri ile işlem görme
Nam :isim, ad, lakap
nefis :insanın kendisi
Serseri :başına buyruk hareket eden, eşkıya, suçlu
Tarihçe-i hayat :hayat tarihçesi, hayat hikayesi
Tercih :üstün tutmak, seçmek
Zannetmek :sanmak, tahmin etmek
Zindan :hapis, mahpushane
Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla