TILSIMLAR MECMUASI-169-YİRMİ SEKİZİNCİ SÖZÜN İKİNCİ SUÂLİNİN CEVABINDAKİ HÂŞİYE

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jan 11, 2026, 7:53:17 AM (2 days ago) Jan 11
to

                              TILSIMLAR MECMUASI

 

13.1.YİRMİ SEKİZİNCİ SÖZÜN İKİNCİ SUÂLİNİN CEVABINDAKİ HÂŞİYE

Şu dünyada cism-i insanî ve hayvanî, zerrat için güya bir misafirhane, bir kışla, bir mektep hükmündedir ki, câmid zerreler ona girerler, hayattar olan âlem-i bekàya zerrat olmak için liyakat kesb ederler, çıkarlar. Âhirette ise اِنَّ الدَّارَ اْلاٰخِرَةَ لَهِىَ الْحَيَوَانُ (Asıl hayata mazhar olan âhiret yurdudur. Ankebut Sûresi, 29:64) sırrınca, nur-u hayat orada âmmdır. Nurlanmak için o seyrüsefere ve o talimat ve talime lüzum yoktur; zerreler demirbaş olarak sabit kalabilirler.

****

Aziz Kardeşlerim!
Şu Risale, tılsım-ı kâinatın üç esasından birisini halletmiştir.Çünki, müşkil-küşâ o muammâ-yı hilkatte bir hayret-fezâ faaliyet, kâinatta görünüyor.
Biri de; tahevvülât-ı zerrâttır ki, bir zenberek hükmünde kâinat makinasını işlettiriyor.
Biri de; hayret-fezâ hidemât-ı vezâifi görmekle beraber, nereden nereye bu seyl-i kâinat akıp gidiyor? 
Kurân-ı Hakîm'in bu tılsımı üç esas ile keşfetmiş. O keşfin bir nevî tefsiri hükmünde bulunan şu risâle, harekât-ı zerrâtı beş-altı hikmetle halletmiştir. Yirmidördüncü Mektub'un İkinci Esası olan, "Mevcudat ne yapıyor, nereye gidiyor?" Birinci Remz'den nihayete kadar... Ve Yirmidokuzuncu Söz'ün İkinci Maksadı o muammâyı tamamiyle açmıştır. Hakikatın üssü'l- esasını istersen bunlara bak. 
Eğer o hakikat-ı Kur'aniyenin en tatlı meyvelerini istersen Yirmidördüncü Söz'ün Beşinci Dalın'daki Beş Meyve'ye ve Otuzbirinci Söz'ün Dördüncü Esas'ının Beş meyvesini temâşâ et.

Lügatler :

Âdil-i Rahîm : adâletle iş gören, sonsuz rahmet ve merhamet sahibi Allah
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
âlem : dünya
âlem-i bekà : sonsuz ve kalıcı olan âhiret âlemi
âlem-i ebediyet : sonsuzluk âlemi
âlem-i uhrevî : âhiret âlemi
âmm : genel, umumî
bekà-yı nev’î : türün varlığının devamı
bekà-yı şahsî : kişinin varlığının devamı
câmid : cansız
cemâl-i rahmet : rahmetin güzelliği
cismanî : bedenle ilgili
cism-i insanî ve hayvanî : insan ve hayvan bedeni
cism-i zîhayat : canlı bedeni
dâr-ı saadet : mutluluk yurdu, Cennet
devr-i daimî : devamlı dönüp dolaşan, döngü
ebedî : sonsuz
ebediyet : sonsuzluk
ecza-yı bedenî : bedenin parçaları, organlar
ekl : yeme
esâsât : esaslar
güya : sanki
hâlet : durum
hayat-ı cismaniye : maddî, bedene ait hayat
hayatî : canlı
mevt : ölüm
muamele-i zevciye : karı koca ilişkisi
muhafaza : koruma
muvazene : denge
muvazenet : denge
nur-u hayat : hayat nuru
ruhanî : ruhla ilgili
Sâni-i Hakîm : herşeyi hikmetle ve san’atla yaratan Allah
seyrüsefer : gidiş geliş, yolculuk
sinn-i kemâl : olgunluk yaşı
şürb : içme

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages