|
Şu
dünyada cism-i insanî ve hayvanî, zerrat için güya bir misafirhane, bir
kışla, bir mektep hükmündedir ki, câmid zerreler ona girerler, hayattar
olan âlem-i bekàya zerrat olmak için liyakat kesb ederler, çıkarlar.
Âhirette ise اِنَّ
الدَّارَ
اْلاٰخِرَةَ
لَهِىَ
الْحَيَوَانُ (Asıl hayata
mazhar olan âhiret yurdudur. Ankebut Sûresi, 29:64) sırrınca, nur-u hayat
orada âmmdır. Nurlanmak için o seyrüsefere ve o talimat ve talime lüzum
yoktur; zerreler demirbaş olarak sabit kalabilirler.
****
Aziz Kardeşlerim! Şu Risale, tılsım-ı kâinatın üç esasından
birisini halletmiştir.Çünki, müşkil-küşâ o muammâ-yı hilkatte bir
hayret-fezâ faaliyet, kâinatta görünüyor. Biri de; tahevvülât-ı zerrâttır ki, bir zenberek
hükmünde kâinat makinasını işlettiriyor. Biri de; hayret-fezâ hidemât-ı vezâifi görmekle
beraber, nereden nereye bu seyl-i kâinat akıp gidiyor? Kurân-ı Hakîm'in bu tılsımı üç esas ile
keşfetmiş. O keşfin bir nevî tefsiri hükmünde bulunan şu risâle, harekât-ı
zerrâtı beş-altı hikmetle halletmiştir. Yirmidördüncü Mektub'un İkinci
Esası olan, "Mevcudat ne yapıyor, nereye gidiyor?" Birinci Remz'den
nihayete kadar... Ve Yirmidokuzuncu Söz'ün İkinci Maksadı o muammâyı
tamamiyle açmıştır. Hakikatın üssü'l- esasını istersen bunlara
bak. Eğer o hakikat-ı Kur'aniyenin en tatlı
meyvelerini istersen Yirmidördüncü Söz'ün Beşinci Dalın'daki Beş Meyve'ye
ve Otuzbirinci Söz'ün Dördüncü Esas'ının Beş meyvesini temâşâ
et. |
Lügatler :
Âdil-i
Rahîm : adâletle iş gören, sonsuz rahmet ve merhamet sahibi
Allah âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki
hayat âlem : dünya âlem-i bekà : sonsuz ve kalıcı olan
âhiret âlemi âlem-i ebediyet : sonsuzluk âlemi âlem-i
uhrevî : âhiret âlemi âmm : genel, umumî bekà-yı
nev’î : türün varlığının devamı bekà-yı şahsî : kişinin
varlığının devamı câmid : cansız cemâl-i rahmet :
rahmetin güzelliği cismanî : bedenle ilgili cism-i insanî
ve hayvanî : insan ve hayvan bedeni cism-i zîhayat : canlı
bedeni dâr-ı saadet : mutluluk yurdu, Cennet devr-i
daimî : devamlı dönüp dolaşan, döngü ebedî :
sonsuz ebediyet : sonsuzluk ecza-yı bedenî : bedenin
parçaları, organlar ekl : yeme esâsât :
esaslar güya : sanki hâlet : durum hayat-ı
cismaniye : maddî, bedene ait hayat hayatî :
canlı mevt : ölüm muamele-i zevciye : karı koca
ilişkisi muhafaza : koruma muvazene :
denge muvazenet : denge nur-u hayat : hayat
nuru ruhanî : ruhla ilgili Sâni-i Hakîm : herşeyi
hikmetle ve san’atla yaratan Allah seyrüsefer : gidiş geliş,
yolculuk sinn-i kemâl : olgunluk yaşı şürb :
içme |