Akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir âlet olur ki; geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki: Fâsık adam, aklın iz'ac ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikî'sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan; akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.
(Bediüzzaman Said Nursi – 6. Söz’den)
Lügatler
Âlâm-ı hazinane :hüzünlü elemler, eziyetli haller
Bîçare: çaresiz
Cenâb-ı Hakk :Hakkın kendisi olan yücelik sahibi Allah
Define : hazine, kıymetli eşya
Dereke :aşağı mertebe, aşağı inen basamak
Ehval-i muhavvifane :korkulacak haller, fenalıklar
Fâsık :açıktan açığa kimseden sıkılmayarak günah işleyen
Galiben :çoğunlukla,galip olarak
Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye
İz’ac :rahatsız etmek, bunaltmak
Kâinat : evren, yaratılanların hepsi
Malik-i hakiki :gerçek sahip
Meş’um :kötü, uğursuz
Muacciz :sıkıcı, bıktırıcı, usandırıcı, rahatsız eden
Muzır : zararlı, zarar veren
Müheyya :hazırlanmış olan
Mürşid-i Rabbani :Rabbani=ilâhi yolu gösteren
Müz’iç :usandıran, rahatsız eden, bıktıran
nefis :insanın kendisi
Nihayetsiz: sonsuz
Rahmet :merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek
Saadet-i ebediye :sonsuz mutluluk
Taciz :huzursuz kılmak, rahatsız etmek, canını sıkmak, sıkıntı vermek
Tılsım :gizli sır, herkesin bilip çözemediği gizli şey
Yümün :kuvvetli uğur, bereket