Hikmet ile iş görmek ilim ile olur. Hem bütün inayetler, tezyinatlar o ilme işaret eder. İnayetkarane, lütufkarane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar. Hem her biri birer mizan içindeki bütün intizamlı mevcudat ve her biri birer intizam içindeki bütün mizanlı ve ölçülü hey'at, yine o ilm-i muhite işaret eder. Çünki intizam ile iş görmek, ilim ile olur. Ölçü ile, tartı ile san'atkarane yapan; elbette kuvvetli bir ilme istinaden yapar. Hem bütün mevcudatta görünen muntazam miktarlar, hikmet ve maslahata göre biçilmiş şekiller, bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergarıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.
Evet eşyaya ayrı ayrı muntazam suretler vermek, her şey'in mesalih-i hayatiyesine ve vücuduna layık mahsus bir şekil vermek, bir ilm-i muhit ile olur, başka surette olamaz.
(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan)
Lügatler
Düstur :umumi kaide, kanun, nizam, prensip
Hey’at :heyetler, kısımlar
Heyet :birlik teşkil eden tekiller, durumlar, vaziyetler, şekiller
Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye
İlm-i muhit :sonsuz-sınırsız ilim
İnayet :yardım, lütuf
İnayetkârane :yardım edercesine, yardımlaşırcasına
İntizam :tertip, düzen, düzgünlük
İstinad :dayanma, güvenme
Kader :Allah’ın ezelde her şeyi takdir edip yazması
Kaza :Allah’ın takdirinin ve emrinin yerine gelmesi
Lütufkârane :iltifatla yumuşakça muamele edercesine
Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel
Maslahat :fayda, maksat, sulh yolu
Mesalih-i hayatiye :hayati işler
Mevcudat :varlıklar, kâinattaki her şey
Meyvedar :meyve veren
Mizan :terazi, ölçü, tartı
Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı
Pergar :pergel
Sanatkârane :sanatlı olarak, sanata yakışır şekilde
suret : biçim, şekil
Tanzim etmek :düzenlemek,nizama intizama sokmak.
Tezyinat :süslemeler, donatmalar
Vaziyet :durum, hal
Vücud : beden, var olmak, varlık