Hem madem her senede, öyle bir Kadir-i Mutlak, haşrin ve Cennet'in nümunelerini binler tarzda icad ediyor. Hem madem bütün semavi fermanları ile saadet-i ebediyeyi va'd edip, Cennet'i müjde veriyor. Hem madem bütün icraatı ve şuunatı hak ve hakikattır ve sıdk ve ciddiyetledir. Hem madem asarının şehadetiyle, bütün kemalat, onun nihayetsiz kemaline delalet ve şehadet eder. Ve hiçbir cihette naks ve kusur onda yoktur. Hem madem hulf-ül va'd ve hilaf ve kizb ve aldatmak, en çirkin bir haslet ve naks u kusurdur. Elbette ve elbette o Kadir-i Zülcelal, o Hakim-i Zülkemal, o Rahim-i Zülcemal va'dini yerine getirecek; saadet-i ebediye kapısını açacak, Âdem babanızın vatan-ı aslisi olan Cennet'e sizleri ey ehl-i iman idhal edecektir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 20. Mektub'dan)
Lügatler
Âsâr: eserler
Cihet :yön, taraf
Delalet : delil olmak
Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler
Ferman :emir,tebliğ, buyruk
Hak :varlığı hiç değişmeyen,her hakka sahip,ibadete layık
Hakikat: gerçek
Hakîm ü Zülkemal :Her şeye hikmetler gizleyen mükemmellik sahibi
Haslet :huy, ahlâk, yaratılıştan olan tabiat
Haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
Hilaf :ters, karşı, zıt, muhalefet
Hulf-ül va’d :sözünde durmamak
İcad :yaratma, var etme, vücuda getirmek
İcraat :yapılan işler, meydana getirilenler, tatbikat
İdhal :içine almak, sokmak, dâhil etmek
Kadîr-i mutlak :mutlak güç ve kuvvet sahibi
Kadîr-i Zülcelal :her türlü eksiklikten yüce kuvvet ve kudret sahibi
Kemalat :faziletler, iyilikler, mükemmellikler
Kizb :yalan, yalan söylemek
Naks :eksiklik, noksan, kusur
Nihayetsiz: sonsuz
Nümune: örnek
Rahîm ü Zülcemal :güzellik ve merhamet sahibi(Allah)
Saadet-i ebediye :sonsuz mutluluk
Semavi :gökle alakalı
Sıdk :doğruluk, doğru söz, hakikata uygun olan
Şehadet : şahitlik, tanıklık
Şuunat :işler, fiiller
Tarz :usul, şekil, metod, yol
Va’d :söz vermek
Vatan-ı asli :İnsanın doğup büyüdüğü veya içinde barınmak kasdedip başka yere gitmek istemediği yer