NUR ÇEŞMESİ-26-MÜNACAT(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Mar 12, 2026, 8:33:29 AM (18 hours ago) Mar 12
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

5.22.MÜNACAT(DEVAMI)

Ey Rabbu’l-Enbiyâ ve’s-Sıddıkîn,

Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretinle, Senin irade ve tedbirinle, Senin ilmin ve hikmetinle musahhar ve muvazzaftırlar. Takdis, tekbir, tahmid, tehlil ile küre-i arzı bir zikirhâne-i âzam, bu kâinatı bir mescid-i ekber hükmünde göstermişler.

Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Küll-i Şey,

Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlûkatı bütün keyfiyatıyla teshir eden kudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi bana musahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl. Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, âmin, âmin.

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
1

وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ أَنِ الْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
2

Kur’ân’dan ve münâcât-ı Nebeviye olan Cevşenü’l-Kebîrden aldığım bu dersimi, bir ibadet-i tefekküriye olarak Rabb-ı Rahîmimin dergâhına arz etmekte kusur etmişsem, kusurumun affı için Kur’ân’ı ve Cevşenü’l-Kebîri şefaatçi ederek rahmetinden affımı niyaz ediyorum.

Said Nursî

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.
2 : “Duâları ise şu sözlerle sona erer: ‘Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” Yûnus Sûresi, 10:10.

 

Lügatler :

Aleyhisselâm : Allah selâmı onun üzerine olsun

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
âmin : “Allahım kabul eyle”
Cennetü’l-Firdevs : Firdevs Cenneti; Cennetin en yüksek yeri
Cevşenü’l-Kebir : Peygamberimize Cebrâil’in (a.s.) getirdiği ve “Zırhı çıkar, bu duâyı oku” dediği meşhur duâ
cin ve ins : cinler ve insanlar

hâkimiyet : egemenlik, hükümranlık

Hâlık-ı Küll-i Şey : herşeyin yaratıcısı olan Allah

hüsn-ü hâtime : güzel son, imanlı bir şekilde ölme
ibadet-i tefekkür : Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde varlıklar üzerinde düşünme ibadeti

ihvan : kardeşler
iman-ı kâmil : tam ve mükemmel iman
irade : dileme, tercih
iradet : istek, dileme, tercih
kamer : ay

keyfiyat : özellikler, nitelikler

kudret : güç, kuvvet ve iktidar

küre-i arz : yerküre, dünya

mahlukât : yaratılmışlar

matlub : istek, arzu

mescid-i ekber : en büyük mescid
mes’ud : mutlu

musahhar : boyun eğdirilmiş, emre verilmiş
musahhar etmek : boyun eğdirmek, hizmetine vermek

muvazzaf : vazifeli, görevli
münâcât-ı Nebeviye : Peygamberimizin (a.s.m.) Cenâb-ı Allah’a duası

müştemilât : içindekiler
nefis : insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
niyaz etmek : yalvarmak, dua etmek

Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn : göklerin ve yerlerin Rabbi olan Allah
Rabbu’l-Enbiyâ ve’s-Sıddıkîn : daima doğruluk üzere, Allah’a ve peygambere çok sâdık olanların ve peygamberlerin Rabbi
Rabb-i Rahîm : varlıklara özel rahmet ve merhamet tecellîsi bulunan ve herşeyin Rabbi olan Allah
rahmet : şefkat, merhamet
şems : güneş
şer : kötülük, fenalık

tahmid : Allah’ı övme ve Ona şükürlerini sunma
takdis : kutsama, Allah’ı her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce tutma
tedbir : idare etme, çekip çevirme
tehlil : “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” mânâsındaki “lâ ilâhe illallah” sözünü söylemek
tekbir : “Allah en büyüktür” mânâsında “Allahu Ekber” demek
teshir etmek : boyun eğdirmek

zemin : yer

zikirhâne-i âzam : çok büyük zikir yeri

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages