TILSIMLAR MECMUASI-162-OTUZUNCU SÖZÜN İKİNCİ MAKSADI(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jan 4, 2026, 7:43:23 AM (9 days ago) Jan 4
to

                              TILSIMLAR MECMUASI

 

12.8.OTUZUNCU SÖZÜN İKİNCİ MAKSADI(DEVAMI)

İKİNCİ NOKTA(DEVAMI)

Öyle de, herbir zerre, birbiri içindeki mürekkebatta birer münasip vaziyeti, ayrı ayrı maslahatlı birer nisbeti, ayrı ayrı muntazam birer vazifesi, ayrı ayrı hikmetli neticeleri bulunduğundan, elbette o zerreyi, o mürekkebatta bütün nisbet ve vazifelerini muhafaza edip netice ve hikmetleri bozmayacak bir tarzda yerleştirmek, bütün kâinat kabza-i tasarrufunda olan bir Zâta mahsustur.

Meselâ, Tevfik’in HAŞİYE gözbebeğinde yerleşen zerre, gözün âsâb-ı muharrike ve hassâse ve şerâyin ve evride gibi damarlara karşı münasip vaziyet alması; ve yüzde ve sonra başta ve gövdede, daha sonra heyet-i mecmua-i insaniyede herbirisine karşı birer nisbeti, birer vazifesi, birer faidesi kemâl-i hikmetle bulunması gösteriyor ki, bütün o cismin bütün âzâsını icad eden bir Zât o zerreyi o yerde yerleştirebilir.

Ve bilhassa rızık için gelen zerreler, rızık kafilesinde seyrüsefer eden o zerreler, o kadar hayretfezâ bir intizam ve hikmetle seyr ü seyahat ederler ve öyle tavırlarda, tabakalarda intizamperverâne geçip gelirler ve öyle şuurkârâne ayak atıp hiç şaşırmayarak gele gele tâ beden-i zîhayatta dört süzgeçle süzülüp rızka muhtaç âzâ ve hüceyrâtın imdadına yetişmek için kandaki küreyvât-ı hamrâya yüklenip bir kanun-u keremle imdada yetişirler. Ondan bilbedâhe anlaşılır ki, şu zerreleri binler muhtelif menzillerden geçiren, sevk eden, elbette ve elbette bir Rezzâk-ı Kerîm, bir Hallâk-ı Rahîmdir ki, kudretine nisbeten zerreler, yıldızlar omuz omuza müsavidirler.

Hem herbir zerre öyle bir nakş-ı san’atta işler ki, ya bütün zerrâtla münasebettar, herbirisine ve umumuna hem hâkim ve hem herbirisine ve umumuna mahkûm bir vaziyette bulunmakla, o hayretfezâ san’atlı nakşı ve hikmetnümâ nakışlı san’atı bilir ve icad eder bu ise binler defa muhaldir veya bir Sâni-i Hakîmin kanun-u kader ve kalem-i kudretinden çıkan harekete memur birer noktadır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

HAŞİYE : Nur’un birinci kâtibidir.

 

Lügatler :

âsâb-ı muharrike ve hassâse : hareket ettirici, hissedici sinirler
evride : toplardamarlar
hayretfezâ : hayret verici
heyet-i mecmua-i insaniye : insanın genel yapısı
hikmet : gaye, fayda
hikmetnümâ : hikmetli
hüceyrât : hücreler
icad eden : yaratan, var eden
imdad : yardım
intizam : düzenlilik
intizamperverâne : düzene uyarak
kabza-i tasarruf : hükmü ve yönetimi altında bulundurma
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kanun-u kerem : cömertlik ve ikram kanunu
kâtib : yazıcı
kemâl-i hikmet : tam ve mükemmel hikmet
kudret : güç, kuvvet, iktidar
kumandan-ı âzam : en büyük kumandan
küreyvât-ı hamrâ : alyuvarlar
mahkûm : hüküm altında olan
mahsus : özgü
maslahat : fayda, gaye
menzil : yer, mekân
muhafaza : koruma
muhtelif : çeşitli
muntazam : düzenli
münasebettar : ilgili, bağlantılı
münasip : uygun
mürekkebat : bir bütünü oluşturan parçalar
müsavi : eşit, denk
nakş-ı san’at : san’atlı nakış, işleme
nisbet : bağ
nisbeten : oranla, kıyasla
nizamat-ı askeriye : askerî düzenler
Rezzâk-ı Kerîm : bütün yaratıkların rızıklarını veren ve pek büyük ikram ve cömertlik sahibi olan Allah
seyrüsefer : gidiş geliş, yolculuk
şerâyin : atardamarlar
şuurkârâne : şuurlu ve bilinçli bir şekilde
tahtında : altında
talim : eğitim
talimat : eğitimler
tarz : şekil, biçim
tebaiyet : tabi olma, uyma
tevfik-i hareket : uygun hareket
umum : bütün
zerrât : atomlar, en küçük madde parçaları
zerre : atom, en küçük madde parçası

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages