Şeriat ikidir:
Birincisi: Âlem-i asgar olan insanın ef'al ve ahvalini tanzim eden ve sıfat-ı kelamdan gelen bildiğimiz şeriattır.
İkincisi: İnsan-ı ekber olan âlemin harekat ve sekenatını tanzim eden, sıfat-ı iradeden gelen şeriat-ı kübra-yı fıtriyedir ki; bazan yanlış olarak tabiat tesmiye edilir. Melaike bir ümmet-i azimedir ki, sıfat-ı iradeden gelen ve şeriat-ı fıtriye denilen evamir-i tekviniyesinin hamelesi ve mümessili ve mütemessilleridirler.
(Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 106)
Lügatler
|
Ahval :haller, durumlar Âlem :dünya, kâinat Ef’al :fiiller, işler, ameller Evamir-i tekviniye : Cenâb-ı Hakkın yaratmaya yönelik emirleri ve kanunları Hakikat: gerçek, doğru Hamele :taşıyanlar, yüklenenler, kaldıranlar Harekât: hareketler İnsan-ı ekber :en büyük insan Melâike: melekler Sıfat-ı irade : Cenâb-ı Hakkın irade sıfatı Şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, dosdoğru yol, kanun, İslam dini Tabiat : doğa, canlı cansız bütün varlıklar, maddî âlem
|
Tanzim :düzenleme, nizama koyma Tesmiye :isimlendirmek, ad vermek Âlem-i asgar :en küçük âlem Mümessil :temsilci, vekil Mütemessil :bir şeye benzeyen, kıssa ve temsil anlatan Sekenat :duruşlar, davranışlar Sıfat-ı kelâm : Cenâb-ı Hakkın konuşma sıfatı Şeriat-ı fıtriye :Allah’ın yaratılışa koyduğu, bütün varlıkların tâbi olduğu kanunlar Şeriat-ı kübra-yı fıtriye : yaratılışta konulan ilâhî büyük şeriat, kâinattaki kanunlar Ümmet-i azime :büyük millet, topluluk
|