Peder ve valideye karşı muhabbetin, Cenab-ı Hak hesabına olduğu için hem bir ibadet, hem de onlar ihtiyarlandıkça hürmet ve muhabbeti ziyadeleştirirsin. En ali bir his ile, en merdane bir himmet ile onların tul-ü ömrünü ciddi arzu edip bekalarına dua etmek, ta onların yüzünden daha ziyade sevab kazanayım diye samimi hürmetle onların elini öpmek, ulvi bir lezzet-i ruhani almaktır. Yoksa nefsani, dünya itibariyle olsa, onlar ihtiyar oldukları ve sana bar olacak bir vaziyete girdikleri zaman; en süfli ve en alçak bir his ile vücudlarını istiskal etmek, sebeb-i hayatın olan o muhterem zatların mevtlerini arzu etmek gibi vahşi, kederli, ruhani bir elemdir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 32. Söz’den)
Lügatler
Âlî :üstün, yüce , çok büyük
Bar :yük, zahmet, sıkıntı
Beka :sonsuzluk, sonu olmamak
Cenâb-ı Hakk :Hakkın kendisi olan yücelik sahibi Allah
Dua :yalvarma, yakarma, isteme
Elem :keder, üzüntü, acı
Himmet :gayret, kalbin bütün kuvveti ile yönelmek, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret
His: duygu
Hürmet :saygı, değer verme, haysiyet, şeref
İstiskal :soğuk davranıp sevmediğini hoşlanmadığını bildirmek
İtibarıyla :yönüyle, şekliyle, bunun gibi
Keder :tasa, kaygı, can sıkıntısı, gam
Lezzet-i ruhani :ruha lezzet veren ruhu coşturan haller
Merdane :mertçe, erkekçe
Mevt: ölüm
Muhabbet : sevgi,sevmek
Muhterem :kıymetli ve şerefli, hürmete layık
Nefsani :bedeni arzu ve isteklerle alakalı
Peder :baba
Ruhani :ruha ait, ruhla alakalı
Sebeb-i hayat :hayat sebebi, dünyaya geliş ve yaşama sebebi
Süfli :aşağıda bulunan, alçak
Tûl-i ömür :ömrün uzunluğu, uzun ömür
Ulvi :yüksek, yüce
Vahşi :merhametsiz, canavar, medeni olmayan, yabani
Valide: ana
Vaziyet :durum, hal
Vücud: beden, varlık
Zat : hürmete layık kimse, kişi
Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla