NUR ÇEŞMESİ-47-ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Apr 5, 2026, 8:43:10 AM (9 days ago) Apr 5
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

7.8.ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

İKİNCİ MESELE-İKİNCİ MUHAL

Senin vücudun bin kubbeli harika bir saraya benzer ki, her kubbesinde taşlar, direksiz birbirine baş başa verip muallâkta durdurulmuş. Belki senin vücudun, bin defa bu saraydan daha aciptir. Çünkü, o saray-ı vücudun, daima, kemâl-i intizamla tazelenmektedir. Gayet harika olan ruh, kalb ve mânevî letâiften kat-ı nazar, yalnız cesedindeki herbir âzâ, bir kubbeli menzil hükmündedir. Zerreler, o kubbedeki taşlar gibi birbirleriyle kemâl-i muvazene ve intizamla başbaşa verip, harika bir bina, fevkalâde bir san’at, göz ve dil gibi acip birer mucize-i kudret gösteriyorlar.

Eğer bu zerreler, şu âlemin ustasının emrine tâbi birer memur olmasalar, o vakit herbir zerre, umum o cesetteki zerrelere hem hâkim-i mutlak, hem herbirisine mahkûm-u mutlak, hem herbirisine misil, hem hâkimiyet noktasında zıt, hem yalnız Vâcibü’l-Vücuda mahsus olan ekser sıfâtın masdarı, menbaı, hem gayet mukayyet, hem gayet mutlak bir surette olmakla beraber, sırr-ı vahdetle yalnız bir Vâhid-i Ehadin eseri olabilen gayet muntazam bir masnu-u vâhidi o hadsiz zerrâta isnad etmek—zerre kadar şuuru olan, bunun pek zâhir bir muhal, belki yüz muhal olduğunu derk eder.

 

Lügatler :

acip : hayret verici, şaşırtıcı
âlem : dünya, evren
âza : âzalar, organlar
Cesed :beden, vücud

derk etmek : anlamak
ekser : çoğunluk
fevkalâde : olağanüstü
hadsiz : sınırsız, sayısız
hâkim-i mutlak : herşey üzerinde sınırsız egemenlik sahibi olan
isnad etmek : dayandırmak
kat-ı nazar : görmezden gelme
kemâl-i intizam : mükemmel bir düzen
kemâl-i muvazene : tam bir denge, ölçü
kubbe : yarım küre şeklinde olan çatı
letâif : duygular
mahkûm-u mutlak : her yönüyle mahkum olmak
mahsus : has, özel

masdar : kaynak
masnu-u vâhid : tek bir elden çıkmış sanat eseri

menba : kaynak

menzil : yer, mekân
misil : benzer
mu’cize-i kudret : kudret mu’cizesi
muallâk : asılı, boşta
muhal : olması imkansız şey
mukayyet : sınırlı
muntazam : düzenli
mutlak : sınırsız
saray-ı vücud : bin kubbeli harika bir saraya benzetilen insan vücudu
sıfât : nitelikler, özellikler
sırr-ı vahdet : birlik sırrı
suret : biçim
tâbi : bağlı, uyan
Vâcibü’l-Vücud : varlığı gerekli olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah
Vâhid-i Ehad : bir olan ve birliği her bir şeyde görülen Allah
zâhir : açık, âşikar
zerre : atom

zerrât : atomlar

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages