Tohum olacak bir habbe veya bir çekirdekteki garib, acib, muntazam vaziyete bakınız ki; o habbe, tohumu olacak cismin bütün eczasıyla münasebetdar olduğu gibi, nev'iyle yani ebna-yı cinsiyle de ve bütün mevcudat ile de münasebetleri vardır. Ve onlara karşı o münasebetleri nisbetinde vazifeleri vardır. Eğer o tohumcuk habbenin Kadir-i Mutlak'tan nisbeti kesilip kendi nefsine isnad edilirse, yani kendi kendine olmuştur denilirse, her bir tohumda, her şeyi görecek bir gözün ve her şeye muhit bir ilmin bulunmasını itikad etmek lazım gelir.
(Bediüzzaman Said Nursi – Mesnevi-i Nuriyeden)
Lügatler
Acib :hayret veren, şaşılacak şey, şaşırtıcı
Cisim :varlığı bilinen, belli ölçülerde olan şey
Ebnâ-yı cins :aynı cinsten olanlar, aynı sülaleden gelenler
Ecza :cüzler, parçalar, kısımlar, bütünü oluşturan parçalar
Garip :tuhaf, hayret veren
Habbe :tane, tohum, parça
İlim :bilmek, idrak etmek, okumak veya görmekle elde edilen malumat
İsnad :bir nesneye bir kimseye dayanmak, nispet edilmek
İtikad :inanmak, kalben tasdik ederek kabul etmek
Kadîr-i Mutlak :her şeye gücü yeten mutlak güç ve kuvvet sahibi(Allah)
Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler
Mevcudat: varlıklar
Muhit: etrafını kuşatan, çeviren
Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı
Münasebet :uygunluk, yakışmak, bağlılık
Münasebetdar :uygun, yakışan, bağlı, uyumlu
Nefis :bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür
Nisbet :oran, ölçü, kıyas
Şey :madde, eşya, varlık
Vazife :bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş, görev
Vaziyet :durum, hal