Madem bu müdhiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid'alar, dalaletler içerisinde bizler gayet az ve zaif ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumi ve kudsi bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'aniye omuzumuza ihsan-ı İlahi tarafından konulmuş; elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlâsı kazanmaya mecbur ve mükellefiz ve ihlâsın sırrını kendimizde yerleştirmek için gayet derecede muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar kazandığımız hizmet-i kudsiye kısmen zayi' olur, devam etmez; hem şiddetli mes'ul oluruz.
(Bediüzzaman Said Nursi - 21. Lem'adan)
Lügatler
|
Bid’a : aslen dinde olmayıp sonradan ortaya çıkan zararlı âdet ve uygulamalar Dalâlet :sapıklık, iman ve islamiyetten ayrılmak, Allah’a isyankâr olmak Dehşetli: ürpertici, korkunç Hizmet-i kudsiye :kutsal hizmet, mukaddes dava Hizmet-i Kur’aniye : Kur’an hizmeti, Kur’an hakikatlerinin anlaşılması ve yayılması için hizmet İhlâs :sırf Allah rızası için beklentisiz ve samimi iş yapmak İhsan-ı İlâhi :Allah’ın lütfu Kısmen :bir parça, biraz Kudsî :mübarek, kutsal Lem’a :parıltı, parlamak Mecbur :zorunlu, ister istemez yapılan, zaruret icabı
|
Mes’ul :sorumlu, yaptığı işlerden hesap vermek zorunda olan Muhtaç :ihtiyacı olan Mukabil: karşılık Müdhiş : dehşetli, ürpertici,tehlikeli Mükellef :sorumlu, yükümlü, vazifeli Savlet :saldırmak, ani ve şiddetli atılış Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat Tazyikat :sıkıştırmalar, sıkıntı ve ızdırap vermeler Umumî :herkesle alakalı, herkese dair, genel Vazife-i imaniye :imanı anlama ve anlatma vazifesi Zaif : zayıf, dayanıksız Zayi :yitik, zarar, ziyan, kayıp, elden çıkan Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla
|