NUR ÇEŞMESİ
7.6.ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)
BİRİNCİ YOL-ÜÇÜNCÜ MUHAL
|
اَلْوَاحِدُ
لاَ
يَصْدُرُ
اِلاَّ
عَنِ
الْوَاحِدِ kaide-i mukarreresiyle, “Bir mevcudun vahdeti varsa, elbette
bir vâhidden, bir elden sudur edebilir.” Hususan o mevcut, gayet mükemmel
bir intizam ve hassas bir mizan içinde ve câmi bir hayata mazhar ise,
bilbedâhe, sebeb-i ihtilâf ve keşmekeş olan müteaddit ellerden
çıkmadığını, belki gayet kadîr, hakîm olan bir tek elden çıktığını
gösterdiği halde; hadsiz ve câmid ve cahil, mütecaviz, şuursuz,
karmakarışıklık içinde, kör, sağır esbab-ı tabiiyenin karmakarışık
ellerine—hadsiz imkânat yolları içinde ve içtima ve ihtilâtla o esbabın
körlüğü, sağırlığı ziyadeleştiği halde—o muntazam ve mevzun ve vâhid bir
mevcudu onlara isnad etmek, yüz muhali birden kabul etmek gibi akıldan
uzaktır.
|
Lügatler : acip : hayret verici bilbedahe :açık olarak, aşikar câhil :bilgisiz câmi : kapsamlı, geniş hilkat : yaratılış kaide-i mukarrere : kesinleşmiş kural keşmekeş : karışıklık mizan : terazi, ölçü müteaddit : birden fazla, çok
sayıda sebeb-i ihtilâf : anlaşmazlık ve uyuşmazlık sebebi sudur
etmek : ortaya çıkmak şuursuz : bilinçsiz vahdet :
birlik
|