NUR ÇEŞMESİ-44-ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Apr 2, 2026, 9:18:11 AM (12 days ago) Apr 2
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

7.5.ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

BİRİNCİ YOL-İKİNCİ MUHAL

Eğer herşey, Vâhid-i Ehad olan Kadîr-i Zülcelâle verilmezse, belki esbaba isnad edilse, lâzım gelir ki, âlemin pek çok anâsır ve esbabı, herbir zîhayatın vücudunda müdahalesi bulunsun. Halbuki, sinek gibi bir küçük mahlûkun vücudunda, kemâl-i intizamla, gayet hassas bir mizan ve tamam bir ittifakla, muhtelif ve birbirine zıt, mübâyin esbabın içtimaı o kadar zâhir bir muhaldir ki, sinek kanadı kadar şuuru bulunan, “Bu muhaldir, olamaz” diyecektir.

Evet, bir sineğin küçücük cismi, kâinatın ekser anâsır ve esbabıyla alâkadardır, belki bir hülâsasıdır. Eğer Kadîr-i Ezelîye verilmezse, o esbab-ı maddiye, onun vücudu yanında bizzat hazır bulunmak lâzım; belki onun küçücük cismine girmek gerektir. Belki, cisminin küçük bir nümunesi olan gözündeki bir hücresine girmeleri icap ediyor. Çünkü, sebep maddî ise, müsebbebin yanında ve içinde bulunması lâzım geliyor. Şu halde, iki sineğin iğne ucu gibi parmakları yerleşmeyen o hücrecikte, erkân-ı âlem ve anâsır ve tabâyiin, maddeten içinde bulunup, usta gibi içinde çalıştıklarını kabul etmek lâzım geliyor. İşte, Sofestâînin en eblehleri dahi böyle bir meslekten utanıyor.

 

Lügatler :

alâkadar : ilgili, bağlantılı
anâsır : unsurlar, elementler

âlem : dünya

belki :bilakis, aslında

bizzat :kendisi, kendi zatıyla

Cisim :varlığı bilinen, belli ölçülerde olan şey

ebleh : ahmak; geri zekâlı
erkân-ı âlem : maddî âlemin temel unsurları
esbab : sebepler
esbab-ı maddiye : maddî sebepler
hülâsa : esas, öz
icap etmek : gerekli olmak
içtima : toplanma, bir araya gelme
isnad etmek : dayandırmak
ittifak : birleşme
Kadîr-i Ezelî : herşeye gücü yeten, varlığının başlangıcı olmayıp zamanla sınırlı olmayan Allah
Kadîr-i Zülcelal :her türlü eksiklikten yüce kuvvet ve kudret sahibi

kâinat : evren
kemâl-i intizam : mükemmel ve eksiksiz düzen

mahluk :yaratılmış, yaratık

meslek : gidilen yol, metod
mizan : terazi, ölçü
muhal : imkânsız
muhtelif : değişik, çeşitli
mübâyin : farklı, birbirinin zıddı
müsebbeb : sebebin neticesi
Müdahale :araya girme, sokulma, karışma

nümune : örnek
Sofestâîler : kâinatın yaratıcısını kabul etmemek için her şeyi, hattâ kendilerini dahi inkâr edenler
şuur : anlayış, idrâk, bilme, farkına varma
tabâyi : tabiatlar
vâhid : bir olan ve birliği her şeyi kaplayan

Vâhid-i Ehad :benzeri olmayan tek

vücud : varlık
zâhir : açıkça görünen

zihayat : hayat sahibi, canlı

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages