Bil ki: Şu âlemin fenasından sonra sana refakat etmeyen ve dünyanın harabıyla senden müfarakat eden bir şeye kalbini bağlamak sana layık değildir. Hususan senin asrının inkırazıyla seni terkedip arka çeviren ve bahusus berzah seferinde arkadaşlık etmeyen ve hususan seni kabir kapısına kadar teşyi' etmeyen, hususan bir iki sene zarfında ebedi bir firak ile senden ayrılıp günahını senin boynuna takan, hususan senin rağmına olarak husulü anında seni terkeden fani şeylerle kalbini bağlamak, kar-ı akıl değildir. Eğer aklın varsa; uhrevi inkılabatında, berzahi etvarında ve dünyevi inkılabatının müsadematı altında ezilen, bozulan ve ebedi seferde sana arkadaşlığa muktedir olmayan işleri bırak, ehemmiyet verme, onların zevalinden kederlenme.
(Bediüzzaman Said Nursi - 17. Lem'adan)
Lügatler
|
Âlem :dünya, kâinat Asır: yüzyıl Bahusus :bu hususta, bundan dolayı Berzah :dünya ile âhiret arası, iki âlem arası, perde Berzahi :dünya ile âhiret arasına ait Dünyevi :dünyayla ilgili, dünyalık Ebedi: sonsuz Ehemmiyet: önem Etvar :tavırlar, haller, hareketler Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm, kötü Firak : ayrılık, ayrılmak Günah :cezayı gerektiren amel, hata, isyan, islama aykırı iş Harap :yıkık, perişan, ıssız Husul :meydana gelmek, oluşmak Hususan :bilhassa, özellikle
|
İnkılabat :inkılaplar, dönüşümler İnkıraz :sönmek, son bulmak, kaybolmak Kabir: mezar Kâr-ı akıl :akıl kârı, akıllıca iş Keder :tasa, kaygı, can sıkıntısı, gam Lem’a :parıltı, parlamak Muktedir :güçlü, kuvvetli, becerikli, gücü yeten Müfarakat :ayrılık Müsademat :vuruşmalar, çarpışmalar Rağmına :aksine, zıddına, tersine, zoraki Refakat :arkadaşlık, beraberlik Sefer :yolculuk Teşyi’ :uğurlamak, yolcu etmek Uhrevi :ahirete yönelik, ahiret için yapılan Zarfında: içinde Zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek
|