Hikmet-i felsefe ise, hayat-ı içtimaiyede nokta-i istinadı, "kuvvet" kabul eder. Hedefi, "menfaat" bilir. Düstur-u hayatı, "cidal" tanır. Cemaatlerin rabıtasını, "unsuriyet, menfi milliyeti" tutar. Semeratı ise, "hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin ve hacat-ı beşeriyeyi tezyid"dir. Halbuki kuvvetin şe'ni, tecavüzdür. Menfaatın şe'ni, her arzuya kafi gelmediğinden üstünde boğuşmaktır. Düstur-u cidalin şe'ni, çarpışmaktır. Unsuriyetin şe'ni, başkasını yutmakla beslenmek olduğundan, tecavüzdür... İşte bu hikmettendir ki, beşerin saadeti selb olmuştur.
(Bediüzzaman Said Nursi - 12. Söz'den)
Lügatler
|
Beşer: insan Cemaat :topluluk, grup, takım, bir imama uyup namaz kılanlar Cidal :sözle mücadele, kavga, harb Düstur-u cidal :kavganın kuralı Düstur-u hayat :hayatın kanunları ve kuralları Hâcât-ı beşeriye :insanların ihtiyaçları Hayat-ı içtimaiye :toplum hayatı, sosyal hayat Hedef :nişan noktası, varılmak istenen gaye Hevesat-ı nefsaniye : nefsin arzuları, boş batıl ve günah şeylere dair olan istekler Hikmet :Herkesin bilmediği gizli sebeb, gizli sır, sebeb, fayda, gaye, her şeyin belirli gayelere yönelik olarak, manalı, faydalı ve tam yerli yerinde olması Hikmet-i felsefe :felsefenin gayesi Kâfi :yeten, yetişen, yeterli
|
Menfaat :fayda, kâr, gelir Menfi :müsbet olmayan, negatif, olumsuz Milliyet :ümmet, aralarında dil, tarih, din bağları olan toplumdaki hal, millet olma Nokta-i istinad :dayanak noktası Rabıta :irtibat, münasebet, alaka, bağlılık, bağlantı, yakınlık Saadet : mutluluk, mes’ud oluş Selb olmak :kaybolmak Semerat :meyveler, kârlar, faydalar, menfaatler Şe’n :iş, tavır, hadise, vaka Tatmin :ikna etmek, rahatlatmak Tecavüz :haddini aşmak, zorlamak, söz veya hareketle ileri gitmek Tezyid :artırma, çoğalma Unsuriyet :ırkçılık, kendi kavmini şerefli sayıp diğerlerini hakir görmek
|