NUR ÇEŞMESİ-42-ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Mar 31, 2026, 9:03:20 AM (14 days ago) Mar 31
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

7.3.ÜÇÜNCÜ HÜCCET-İ İMANİYE-TABİAT RİSALESİ(DEVAMI)

MUKADDİME   

Ey insan! Bil ki, insanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmam eden dehşetli kelimeler var; ehl-i iman bilmeyerek istimal ediyorlar. Mühimlerinden üç tanesini beyan edeceğiz.

Birincisi: Evcedethu’l-esbab, yani, “Esbab bu şeyi icad ediyor.”

İkincisi: Teşekkele binefsihî, yani, “Kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor, bitiyor.”

Üçüncüsü: İktezathu’t-tabiat, yani, “Tabiîdir, tabiat iktiza edip icad ediyor.”

Evet, madem mevcudat var ve inkâr edilmez. Hem, her mevcut san’atlı ve hikmetli vücuda geliyor. Hem madem kadîm değil, yeniden oluyor. Herhalde, ey mülhid, bu mevcudu, meselâ bu hayvanı, ya diyeceksin ki, esbab-ı âlem onu icad ediyor, yani esbabın içtimaında o mevcut vücut buluyor; veyahut o kendi kendine teşekkül ediyor; veyahut, tabiat muktezası olarak, tabiatın tesiriyle vücuda geliyor; veyahut bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretiyle icad edilir.

Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur. Evvelki üç yol muhal, battal, mümteni, gayr-ı kabil oldukları kat’î ispat edilse, bizzarure ve bilbedâhe, dördüncü yol olan tarik-i vahdâniyet şeksiz, şüphesiz sabit olur.
                                                               

 

Lügatler :

aklen : akıl bakımından
battal : bâtıl, boş, hükümsüz

beyan etmek : açıklamak
bilbedâhe : açık bir şekilde
bizzarure : zorunlu olarak

dehşetli : korkunç, ürkütücü
ehl-i iman : Allah’a inananlar, mü’minler

esbab : sebepler
esbab-ı âlem : bu âlemdeki sebepler

evvelki : önceki, ilk baştaki
gayr-ı kabil : imkânsız
hikmetli : belli bir amaç ve hedefe yönelik olma
icad etmek : yaratmak
içtima : toplanma, bir araya gelme
iktiza etmek : gerektirmek

inkâr :kabul etmemek, karşı çıkmak, reddetmek

istimal etmek : kullanmak

işmam etmek : hissettirmek
kadîm : eski
Kadîr-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeye gücü yeten Allah
kat’î : kesin
kudret : güç, kuvvet
mevcud : var olan
mevcudat : varlıklar
muhal : imkânsız
mukteza : bir şeyin gereği

mühim : önemli
mülhid : dinsiz
mümteni : imkânsız
sabit olmak : kesinleşmiş olmak
şeksiz : şüphesiz
tabiat : doğa, maddî âlem
tabiî : tabiat gereği
tarik-i vahdâniyet : bütün varlıkların sadece Allah tarafından yaratıldığını kabul etme yolu
tesir : etki
teşekkül etmek : meydana gelmek, oluşmak
vücud bulmak : var olmak

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages