|
Ey insan! Bil ki, insanların ağzından çıkan ve dinsizliği
işmam eden dehşetli kelimeler var; ehl-i iman bilmeyerek istimal
ediyorlar. Mühimlerinden üç tanesini beyan
edeceğiz.
Birincisi: Evcedethu’l-esbab,
yani, “Esbab bu şeyi icad ediyor.”
İkincisi: Teşekkele
binefsihî, yani, “Kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor,
bitiyor.”
Üçüncüsü: İktezathu’t-tabiat, yani, “Tabiîdir,
tabiat iktiza edip icad ediyor.”
Evet, madem mevcudat var ve inkâr
edilmez. Hem, her mevcut san’atlı ve hikmetli vücuda geliyor. Hem madem
kadîm değil, yeniden oluyor. Herhalde, ey mülhid, bu mevcudu, meselâ bu
hayvanı, ya diyeceksin ki, esbab-ı âlem onu icad ediyor, yani esbabın
içtimaında o mevcut vücut buluyor; veyahut o kendi kendine teşekkül
ediyor; veyahut, tabiat muktezası olarak, tabiatın tesiriyle vücuda
geliyor; veyahut bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretiyle icad
edilir.
Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur. Evvelki üç yol
muhal, battal, mümteni, gayr-ı kabil oldukları kat’î ispat edilse,
bizzarure ve bilbedâhe, dördüncü yol olan tarik-i vahdâniyet şeksiz,
şüphesiz sabit olur.
|
Lügatler :
aklen : akıl bakımından battal : bâtıl, boş,
hükümsüz
beyan etmek : açıklamak bilbedâhe : açık bir şekilde bizzarure :
zorunlu olarak
dehşetli : korkunç,
ürkütücü ehl-i iman : Allah’a inananlar,
mü’minler esbab : sebepler esbab-ı âlem : bu âlemdeki
sebepler
evvelki : önceki, ilk baştaki gayr-ı kabil :
imkânsız hikmetli : belli bir amaç ve hedefe yönelik
olma icad etmek : yaratmak içtima : toplanma, bir
araya gelme iktiza etmek :
gerektirmek
inkâr
:kabul
etmemek, karşı çıkmak, reddetmek
istimal etmek : kullanmak
işmam etmek : hissettirmek kadîm : eski Kadîr-i Zülcelâl : sonsuz
haşmet ve yücelik sahibi ve herşeye gücü yeten Allah kat’î :
kesin kudret : güç, kuvvet mevcud : var
olan mevcudat : varlıklar muhal :
imkânsız mukteza : bir şeyin gereği
mühim : önemli mülhid : dinsiz mümteni :
imkânsız sabit olmak : kesinleşmiş olmak şeksiz :
şüphesiz tabiat : doğa, maddî âlem tabiî : tabiat
gereği tarik-i vahdâniyet : bütün varlıkların sadece Allah
tarafından yaratıldığını kabul etme yolu tesir :
etki teşekkül etmek : meydana gelmek, oluşmak vücud
bulmak : var olmak
|