Prof.Dr. Alper Cihan
1. Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi:
Alper Cihan İstanbul Üniversitesinde doçent olarak göreve başlamasının üçüncü gününde Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezine Müdür olarak atanmıştır. Buradaki kadro yetersizliği bahane gösterilerek İstanbul Üniversitesi vakfı üzerinden fahiş ücretlerle alınan bir gurup personel burada hizmete başlamıştır.
AÇIKLAMA: Bağcılar Eğitim Araştırma Hastanesinde Başhekim olarak görev yaptığım son 6 ayda Üniversitenin Sağlık Strateji Gurubunda yapılan düzenli toplantılara Rektör Dış Danışmanı Sıfatı ile katılıyordum. Bu toplantıların birinde Uzaktan Eğitim ile ilgili kurumun sıkıntılarını işiterek bu konudaki görüşlerimi sundum. Daha önce görev yaptığım Üniversitemde Uzaktan Eğitim Kurulması için çalışmalar yapmıştım ve bu konuda detaylı bilgi ve tecrübeye sahiptim ancak oradan ayrıldığımdan dolayı devam edememiştim.
Sayın Rektörümüzün ilk atılımlarından biri olan Uzaktan Eğitim Merkezi bu dönemde kurulmuş ve YÖK e açılacak programlar başvurusu yapılarak onay alınmıştı. Ancak bundan aylar sonra programların açılmasına az bir süre kala YÖK tarafından davet edilen İstanbul Üniversitesi Ekibi uygulayacakları Uzaktan Eğitim sistemleri alt yapısı ve görsel içerikleri konusunda YÖK komisyonundan olumlu görüş alamamıştır. Kabul edilmiş olan programların kapatılması gündeme gelerek üniversiteye bildirilmiştir. Bu sırada tarafıma bildirilmiş ve bu sistemi ayağa kaldırıp kaldıramayacağım sorulmuştur.
Ertesi gün kendi hastanemde eşimin de (Kendisi Ankara Ü. Eğitim Fakültesi Mezunu ve İşletme Yüksek Lisanlı olup daha önceki görevi Tıp Fakültesi Eğitim Programları Departmanında Eğitim Programcılığıdır) dahil olduğu 4 kişilik bir ekip toplayarak Akaşama kadar İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Platformu ve Canlı Ders sistemi 2 ayrı sistemle kurulmuştur. Akşam Rektörlükte sunum yapılmış ve İstanbul Üniversitesi Uzaktan Öğretim Sistemi “BlackBoard Sistemi” ve kendimizin isimlendirdiği ve ekipteki arkadaşlarımızın daha önceki işlerinde ürettiği ücretsiz yazılım olan “WhiteBoard Sistemi” üzerinden gösterilmiştir. Üniversite içinde hizmet içi eğitimleri yapmaya yeterli süre olmaması, kurum içinde sistemi yürütecek uzmanların bulunmaması ve çok kısa sürede devreye alınması sebebiyle stabilitesini ispatlamış sistemlerle çalışılması düşünülerek BlackBoard sistemi ile ön test anlaşmaları yapılarak sistem kurulmuştur. YÖK ten de 10 gün süre istenmiş ve bu sürede tüm program, ders ve sistemlerin kesinlikle devrede olacağı sözü verilmiştir. Bunun üzerine programlara devam etme ve öğrenci kabulu yetkilerinin devamı sağlanmış ve hemen ertesi gün Bilgisayar Mühendisliğinden Prof.Dr. Ahmet Sertbaş Hocamızın kendi 6 öğrencisini tam zamanlı bize göndermesiyle eşim ve benim tarafımdan halen kadrolarımız üniversitede olmasada gece gündüz tüm ekip çalışarak sistemler ve dersler kurulmuştur. Bu arada görevli Müdür ve Müdür yardımcıları ve bu metinleri kaleme alanlar bu yoğun tempo içinde işlere karışmamıştır. Açılacak programların müfredatları oluşturulmamış, görevlendirmeler yapılmamış, ders listeleri ve haftalık programları tanımlanmamış ve yaklaşık % 80-85 ders notu içeriği toplanmamıştı. Sahaya dönüldüğünde de sahada öğretim üyelerinin böyle bir ihtiyaçtan haberdar olmadığı ve hiçbir hazırlık yapılmadığı fark edilmiştir. Bu kısa sürede hem sahaya eğitimler verilmiş, hem hocalarla tek tek görüşülüp maalesef baskı kurulmuş ve içerikler toplanarak uzaktan eğitim materyaline çevrilmesi yapılmıştır. Dersler başladıktan sonra da birkaç ay boyunca sürekli benim ve öğrencilerin kurum dışından gelerek merkezde çalışılması ile sistemler ve işler yürütülmüştü. Bu arada Merkezde bulunan birkaç memur ve işci arkadaştan başka kimse tarafımıza yardımcı olmamıştır. O dönemde mevcut 7 diploma programı ve tümünde canlı dersler ilk vize dönemine kadar başarı ile yürütülürken sınavların mevcut kurum elemanları ve alışkanlıkları ile yapılamayacağı görülmüştür. Tarafımdan dışardan gelerek yoğun emek isteyen bu işlerin yürütülmesi bir başka kurumun elemanı ve idarecisi olarak sıkıntılar oluşturmuştur. Bunun üzerine o dönemde önceki çalıştığımız üniversiteden Sağlık Bakanlığına geçen eşimin üniversiteye geçerek bu sistemi yürütmesi çözüm olarak görülmüştür. Önceki rahat ve keyifli bir iş olan eğitim hemşireliği gibi tamamen Şişli bölgesi okul ve kurumlarına eğitim vermekte olduğu işini bırakarak görev bilinci ile Üniversiteye geçmiştir. Bu dönemde kurumda hiç kimse gece gündüz ve hafta sonu dahil çalışılan, ana işlerin 18:00 dan somnra yapıldığı bu birimde görev almak istemiyordu. Birimde çalışan birkaç memur ve işci kadrosundaki fedakar arkdaş ve yardım eden ancak artık derslerini ve sınavlarını aksatan birkaç arkadaştan başka kimse yoktu. Eşiminde buradaki çok yoğun temposu benide buradan ayrılamaz hale getirmişti ve tarafımdan da Üniversiteye geçme kararı alınarak başvuru yapıldı. Üniversitenin Sağlık Strateji Toplantılarına katılmakta iken Uzaktan Eğitimi sırtımızda bulmuş olduk ve o dönemde görevli arkadaşlar asli öğretim üyelikleri görevleri ve yoğun dersleri yüzünden bu birime gereken mesaiyi veremediklerinden görevlerinden ayrılmak isteyip sadece derslerine devam ettiler. Bu fedakar çalışanlar ve çok kıymetli ğrenci arkadaşlar ile bizlerin yoğun emeği olmasa bugün belkide istanbul Üniversitesi Uzaktan eğitim hizmetleri olmayacaktı. Şu anda İSUZEM olarak Türkiye Uzaktan Eğitim Sistemlerine yön veren bir örgütsel yapıya ve değere ulaşılmış durumdadır.
Bu konuda yaptığımız hizmetlerle ödül ve madalyalar alınacak bir iş yapmış olmamıza rağmen bu iftiralara uğramak tüm motivasyonumuzu bitiriyor. Ancak bu konuda bana yardım eden isimlerini böyle bir metne yazmaya üzüldüğümden vermek istemediğim çok değerli çalışma arkadaşlarım olmasa ben bunları yapamazdım.
Bu birimde uzaktan eğitim amaçlı olarak kullanılan Adobe Connect ve Blackboard adlı programlar yaklaşık senelik ücretleri 300 000 Amerikan Doları ödenmesi gereken programlardır. Her ikiside yıldız gurup bünyesinde iş yapan ... firmasına imtiyazlı ve satıcısı Türkiyede tek olan programlardır. Bunlar yerine free platform programlar veya daha ucuz çözümler kullanılması mümkündür. Bu programları (Adobe Connect ve Blackboard ) almak için free platform programlar kullanımıyla ilgili ihale iptal edilmiş. Bu programların (Adobe Connect ve Blackboard ) ihaleyle alınamayacağı anlaşılmış bunun üzerine bu programların paraları (Adobe Connect ve Blackboard ) İstanbul Üniversitesinin iş yaptığı bir banka tarafından ödenerek İstanbul Üniversitesine hibe ettirme yoluna gidilmiştir. Bir sonraki sene lisans yenileme aşamasında satıcı firma lisans satışının İstanbul Üniversitesine yapılmadığını bahane göstererek İstanbul Üniversitesi uzaktan eğitim ve Açık Öğretim Fakültesine yeniden fahiş fiyata lisans satışı yapmıştır.
AÇIKLAMA: Çok kısa sürede ve hazırlıksız bir sistemde bu işe BalckBoard gibi stabil bir sistemden başka ürünle başlama şansı yoktu. Daha önceki iptal edilen ihale yaklaşık 600.000 TL lik bedava programlarla yapılacak işlerin ihalesiydi ve sonuçlanması programların açılmasından sonraki bir zamana denk gelmekteydi. O dönemde de YÖK İstanbul Üniversitesini hazır bulmayarak yetkiyi geri alma kararı almıştı zaten. Bu sırada programı bağış yollu bir bütçe ile almaktan başka da bir çözüm yoktu. Tüm maliyetler o dönemde öngörülen ihale fiyatının altında olup yapılan bağış ve diğer harcamalarla da Üniversiteye yaklaşık bunun 3-4 katı bir katma değer sağlanmıştır. Hem Üniversitenin bu konudaki kültürü geliştirilmiş, öğrenme periyodu çok kısa sürmüş, marka değeri YÖK te yapılan sunumlarla hemen toparlanmıştır. Hizmet içi eğitimler ile de İSUZEM ve İstanbul Üniversitesi Personeli ile Öğretim Üyeleri Uzaktan Öğretim Konusunda Ulusal Bilirkişiler konumuna gelmiştir. Ayrıca maddi katma değer olarak öğrencilerden de alınan harç ve materyal ücretleri ile kuruma yapılan tüm maliyetler telafi edilmiş, çalışanlara ve öğretim üyelerine ek ödemeler dahil yapılmıştır. Arkasından Açık Öğretim Fakültesinin Kuruluşu aşamalarında yine stabil ve hazır marka bir programla başlama öngürülmüş ve acemilik dönemleri sorunsuzlaştırılmıştır. Ekiplerimizin ve deneyimlerimizin artması ile tamamen kendi ekiplerimiz tarafından geliştirilen ve yönetilen ücretsiz yazılımlar kullanılmaya başlanarak BlackBorad ertesi sene bırakılmıştır. İkinci ve ücüncü senemizde bu sistemler kullanılmıştır ve halen de öyledir. Alımların hiç biri fahiş olmayı alanındaki en rekabetçi alımlar olarak tüm hedeflere fazlasıyla ulaşılmıştır. Her türlü belge ilgili makamlarda mevcuttur.
Bu konuda yaptığımız hizmetler tam bir başarı hikayesi olmuştur ve kendileri ile çalışmayı bıraktığımız halde BlackBoard ekibi tarafından bir çok yerde başarı hikayesi olarak anlatılmakta ve basılmaktadır.
Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından öğrencilerden hem döner sermaye hesabına hem de harç olarak para toplanmaktadır. Döner Sermayeye toplanan para İstanbul Üniversitesi senatosundan geçmek haricinde hiç bir hukuki dayanağı olmayan bir yönergeye göre aslan payı Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi yöneticileri ve Rektöründe içinde bulunduğu yönetim kuruluna kalacak puanlanarak ne şekilde merkezde çalıştığı belli olmayan personele ve kalanı da ders veren öğretim üyelerine kalacak şekilde döner sermaye dağıtımında yöneticilere ücret ödenmeyeceğine dair genelgelere rağmen şeffaf olmayan bir metotla dağıtılmaktadır.
Alper cihan aylık 16000 Tl buradan döner sermaye elde ediyor diğer yöneticiler ise 6-10 000 Tl civarı gelir elde ediyor denilmektedir. Rektörün ve rektör danışmanlarının da aralarında olduğu yönetim kuruluna aylık 10 000Tl huzur hakkı verilmektedir.
AÇIKLAMA: Bu konudaki işlemler 2011 yılında çıkan 6111 sayılı Torba Yasa öncesine kadar Türkiye Açık Yükseköğretim Yönetmeliğine göre yapılıyordu. Yaklaşık 10 yıldır tüm üniversitelere başta Sakarya Üniversitesi olmak üzere bu yönetmeliğin gereklerini yerine getiriyordu. Buna göre öğrenim ücretinin Starteji Bütçesine, Materyal ve Hizmet gelirinin de döner sermaye bütçesine alınması gerekiyordu. Bu fiyatlar ulusal ölçeklerde belirlenen ve kurumsal onayla kararlaştırılan ücretlerdi. Bunların dağıtımında ise 2547 sayılı yasanın 58. Maddesine göre geliştirilen hizmetlerin puantajlanması ve mesai içi, mesai dışı limitler dahilinde, her bir iş kalemi tek tek onaylanarak ve çetvellerde ölçeklenerek kanunda geçtiği gibi gelire katkı oranı hesabına göre yapılmaktadır. O dönemde yasanın mevcut 58. Maddesine göre bir dağıtım usul ve esasları yönerge olarak çıkarılmış ve her türlü kurul ve incelemeden geçerek dağıtımlar yapılmıştır. Söylendiği gibi o miktarları bulan ödemeler olmayıp, bazı aylarda öğretim üyelerinin ders ve hizmet sayısının fazla olmasıyla benden daha yüksek ödeme alan öğretim üyeleri olmuştur. Bu da daha fazla katkıda bulunanın daha fazla ödeme almasını gerektiren 58. Maddenin hükmüne uyumlu olduğunu göstermektedir. Arkasından tam gün yasası sonrası 58. Madde bıu şekilde bir dağıtımı zorunlu ve ölçekli bir hale getirmiş, kurumumuz buına zaten hazır olduğundan yeni yasa düzenine göre birkaç puantaj ve limit değişikliği yaparak Tam Performans Sistemine geçilmiştir. 2011 yılı Şubat ayında çıkan torba yasa ile uzaktan eğitimin döner sermaye kapsamından çıkarılması ile bu sistem Strateji ve SKS bünyesine taşınmış, oraya ilişkin benzer yönetmelik hazırlanmış maalesef henüz yayınlanmamıştır. Ancak Açık Öğretim Fakülteleri döner sermaye kapsamından çıkarılmadığından aynı ödeme şekli oralarda devam etmektedir. İSUZEM de ise çalışmalara karşılığı alınmasa da hiç ara verilmemiş, yaklaşık 1 senedir İSUZEM Döner Sermayesine öğrencilerden hiçbir para girişi olmamasına rağmen eğitim sürdürülmüştür. Son 8 aydır ben dahil hiç kimse döner sermayeden tek kuruş almamıştır. Ancak ortada yapılan ciddi işler dolayısı ile insanların ciddi hakedişleri birikmiş durumda ve ödenememktedir. Yönetim kurullarına verilen döner sermayeler ise huzur hakkı olmayıp, yayın komisyonu, senaryo tasarım görevleri, denetim ve düzenleme ile ilgili diğer resmi olarak atanmış görevlerinden dolayı verilmektedir. İSUZEM Yönetim Kurulu yayın komisyonu olarak görev yapmakta ve döner sermaye performasn sistemine göre hakedişleri doğmaktadır. Bunun kendilerine verilmemesi mümkün değildir. Ya başka bir yayın komisyonu oluşturulacak ve buraya atamalar yapılarak bu görevler onlara yaptırılacak ve paralar onlara ödenecek yada yönetim kurulu bu görevi yürütecektir. Birimimizde ikinci yol seçilerek Gelişme ve büyüme aşamasında dallanılmamaya çalışılmıştır. Dağıtımın yapıldığı zamanlardaki tüm cetveller yüzlerce sayfa üzerinden hesaplanmakta ve her kuruşuna kadar hakediş cetvelleri puan puan tutularak zaman, yer ve neredeyse saatine kadar çetvellerde görülmektedir.
Bu konuda geliştirdiğimiz sistemler ve yaptığımız hizmetlerle bizlere YÖK tarafında görevler verilmiş ve ulusal sistemlere yön vermek üzere çalışmamız istenmiştir. Ancak bu iftiralar tüm ekibimizin azmini düşürmekte olup etkilenmemek mümkün değildir.
Öğretim üyelerine ders materyallerine dair bir miktar para telif başlığı altında ödenmekte fakat hiç bir telif anlaşması söz konusu olmamakta, bu ücrette bir yıl ödenmekte bir yıl ödenmemektedir.
AÇIKLAMA: Son iki yıldır bu parayı ödememekteyiz. Önceki ödenen telifler telif yasasına göre değil döner sermaye performans sistemine göre ödenmekteydi. Ancak İSUZEM in bu kapsamdan çıkarılmaısyla bu ödemeler yapılamamış ve oldukça yüklü bir miktar ödeme birikmiştir. Yeni yönetmeliğin yayınlanması ile onların tümü geriye dönük strateji bütçesinden ödenecektir bunu da tüm personel bilmekte ve sabırla beklemektedir.
İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinin (EK-1) Yönetim kurulu MADDE 10 –(1) "Yönetim Kurulu; Merkez Müdürü, iki müdür yardımcısı ile Üniversitenin tam zamanlı öğretim üyeleri arasından Rektör tarafından görevlendirilen altı üye olmak üzere toplam dokuz kişiden oluşur." ibaresi bulunmaktadır.
Yönetim kurulundaki merkez müdürü haricinde kimseye ait rektörlük görevlendirmesi yoktur.
AÇIKLAMA: Hayır Rektörlük onayı ile tüm üyeler atanmıştır.
Daha da vahimi İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin teşkilat şeması incelendiğinde (EK-2) koordinatör adı verilen gerek üniversite memur tanımında gerekse devlet ricalinde yeri olmayan bir kadro göze çarpmaktadır. Söz konusu kişi bu teşkilat şemasında iki müdür yardımcısının da üzerinde olan Alper Cihanın asıl mesleği hemşire olan eşi Figen Cihandır. Kendisi şu an İstanbul Üniversitesi Genel sekreter yardımcılığını da beraber yürütmektedir.
AÇIKLAMA: Figen Cihan o tarihlerde Yüksek Okul sekreteri kadrosunda üniversitemizde görevli olup eğitimci ve işletmeci olması ve daha öncesinde öğretim programları tasarımı ve koordinatörlüğü yapması sebebiyle buradaki işleri koordine etmek üzere ek görev olarak görevlendirilmiştir. Aile içi iş yoğunluğumuz öncesine göre katlarca artmış olmasına rağmen çocuklarımız da dahil bu görevleri vatan sorumluluğu olarak görmekteyiz. Değerli eşim bu merkezi kurma desteğinin yanında geliştirirlmesinde gösterdiği tecrübe ve yönetim kabiliyeti ile sistemin ana dişlisi olmuştur. Burada gösterdiği başarı ve azim ile daha üst görevlere tarafımızdan talep edilmese de layık görülmüştür.
Müdür yardımcılarına gelince biri Okutman Ekrem Demir dir. Yani unvanından da anlaşılabileceği üzere 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa göre öğretim üyesi değildir. Diğer Müdür yardımcısı Ahmet Ağır'ın emekli matematik öğretmeni olduğu ve Alper Cihanla şahsi dostluğu sayesinde bu göreve geldiği tam zamanlı öğretim üyeliğini şaibeli olduğu söylenmektedir.
AÇIKLAMA: Ekrem Demir ilk atandığı zamanda Okutman Kadrosunda olup çok kısa sürede yardımcı doçentliğe atanacağı bilinmekteydi. Ayrıca uzaktan eğitim sisteminin İstanbul Üniversitesinde yerleşmesinde, sürdürülmesinde ve gelişmesinde görevlendirilmesinden önce de sonsuz emekleri olan bir arkadaşımızdır. Hazırladığı içerikler, verdiği dersler, sisteme katılımı ve çevresine verdiği motivasyonla kendini göstermiştir. Eğitimciliği, disiplini, akademik liyakati, mesai saati gözetmeden gece gündüz çalışması, Türk Milli Eğitim Sisteminde yaptığı görevler ve yazdığı kitaplar ile programcılık ve yazarlık yönü ile sonsuz katkılar sağlamaktadır. Merkezin gelişmesinde harikalar yaratan ivmelerinde en önemli katkılara sahip kişi olarak onlar olmasa yapamazdım diyeceğim kişilerin başındadır. Daha öncesinden tanışıklığım olmayan bir kişi olarak Rektörlüğe tarafımdan önerilmiştir.
Ahmet Ağır Hoca ise Bilgisayar Öğretim Teknolojileri konusunda Üniversitemizde asli meslek alanı uzaktan eğitim ve öğrtim teknolojileri olan birkaç hocadan biridir. Kendisi yine ben ve eşim üniversite içinde çok küçük bir ekiple bu işlerin altında ezilirken kendi talebi ile yardıma gelen, sistemleri geliştirip çok değerli katkı sağlayan, bölümü, Bölüm Başkanı hocası, lisans ve lisans üstü öğrencileri ile top yekün katkı sağlayan bir hocamızdır. Daha önceden hiçbir tanışıklığım olmayan ve seçme şansım olursa yine kendisini seçerim diyeceğim, meslek alanında deneyimi, teknoloji alanında derin bilgisi ve araştırmaları, ölçme değerlendirme konusunda çok değerli tecrübe ve bilgisi ile yokluğunda yerini dolduramayacağımız bir değerdir.
Bu konudaki başarı hikayeleri hayatımın önemli başarı hikayelerinin başında gelmekte olup arkadaşlarımın ve benim bu haksız iftiralara uğraması biz bunları niye yaptık sorusunu tekrar sormamıza sebep olmaktadır.
Görev hakkı bile şüpheli olan bu kişiler nasıl 6-10 000 Tl döner sermaye almaktadır? Bu paraların kendilerine, Müdür Alper Cihan'a ve Rektöre rücuu gerekmez mi?
AÇIKLAMA: Dağıtımlar tamamen mevzuat kurallarına göre gerçekleştirilmiş ve yasal ödemelerdir. Şahsım ve tüm arkadaşlarım bordrosunda görmediği bir kuruşa el sürmeme ahlakına sahip olup hak etmediği bir kuruşu da almaya rıza göstermez. İstanbul Üniversitesinde ilk defa uygulanmaya başlayan bu sistem üniversite çalışanlarında tuhaf görülüp çok şaibe çıkarılmıştır. Ancak bu sistemle çalışan tıp fakülteleri ve diğer üniversitelerin bir çok açık öğretim ve uzaktan eğitim merkezleri İSUZEM kadar objektif ve ölçeklemeye dayalı performans usulu ödeme yapmaktadır. Perofrmans ölçme yöntemi ise kendi çıkardığımız yönerge ile yapılıp YÖK tarafından yayınlanan Performans yönetmeliği de bunu zorunlu koşmaktadır. Üniversitemizde yaklaşık 300 kişi bu sistemle döner sermaye ek ödemesi almakta olup tamamen sisteme yaptıkları katkı ve karşılığında gelen gelirden pay mantığıyla almaktadır. İSUZEM mevzuat değişikliğinden dolayı bu sisteme son vermiş ancak Açık Öğretim Fakültesinde halen devam etmektedir.
2. İstanbul Üniversitesi Vakfı:
Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezindeki kadro yetersizliği bahane gösterilerek İstanbul Üniversitesi vakfı üzerinden fahiş ücretlerle bir gurup personel alınmış daha sonra alınan bu personele yer yetmediği söylenerek İstanbul Üniversitesi Vakfına Vatan Caddesi üzerine Akgün Otelin yanında bir bina aylık 30 000Tl gibi fahiş bir fiyattan kiralatılmıştır. Bu bina çeşitli aşırı lüks malzemeyle donatılmıştır.
AÇIKLAMA: İSUZEM Sistemlerini o dönemde bilişim işlerini yürüten BUYAMER tarafından destek verilmemesinden dolayı Vatan Caddesinde Vakıf tarafından kiralanan binanın sistem odasına kurmak zorunda kalınılmıştır. O dönemde BUYAMER network desteği, program desteği, internet desteği, Domain desteği ve sunudu desteği verememekteydi. İlk birkaç ay taşıma misali Blackborad Türkiye sunucuları kullanılmıştır. Daha sonra tesadüfen öğrenmemiz üzerine BUYAMER tarafından satın alınan ve kurulmayan sunucular ısrarlar sonucu alınarak Vatana kurulmuştur. Bu dönemde Vatan binasına tarafımızdan kira ödenmemiş hatta bir çok, telefon, internet, elektirk ve teknik harcamalar gibi masrafları Vakıf tarafından karşılanmıştır. Resmi olarak bizim olmayan bir merkeze sunucu kurduğumuzdan gov.tr veya edu.tr isimleri dahi kullanılamamıştır. Buradaki domain ismimiz isuzem.com olarak alınmak zorunda kalınmıştır. Bina eskiden bir şirketin yönetim merkezi olduğundan lüks donanım ve tefrişat yapılmış bir bina olup bu harcamalar tarafımızdan yapılmamıştır. Vakkfın İSUZEM’e yazı ile 2 katını tahsis etmesi sonucu üniversitenin genelinde kullanılan masa sandelyelerin benzeri ekipman ve bilgisayardan başka harcama yapılmamıştır. Burada yerleşen bilişim elemanları ise İstanbul Üniversitesi Kurumsal Otomasyon projesi kapsamında önce BAP tan sonrasında da Döner Sermaye İşletmesinden istihdam edilen personeldir. Bunlarında maaşları 375 saylı kanun hükmünde kararname ile tanımlanan görev tanımı ve maaşlarından yüksek değildir. Bu asılsız iddialarda bulunanlar yapması gereken bu işleri yapmadığından ve sorumluluk bilincinde olmadığından bu yapılanları keyfe keder yapılan mesnetsiz işler zannetmekte olup bu yasal durumları unutmuş olmalıdır.
Bu konuda yaptığımız hizmetlerle iftihar etmemize rağmen bu iftiralara uğramak tüm motivasyonumuzu bitiriyor. Nasıl bir krizden geçerek zamanla yarışarak ve kendi kurumsal açıklarımızı, yanlışlarımızı ve ayıplarımızı dışarıya yansıtmadan çözmeye çalıştığımızı eminimki bu iftiraları atanlar da bilmektedir. Ancak bu konuda bana yardım eden isimlerini böyle bir metne yazmaya üzüldüğümden vermek istemediğim çok değerli çalışma arkadaşlarım olmasa ben bunları yapamazdım.
Bu esnada öğrenci programı olan nokta ile ilgili öğrenci işleri daire başkanlığı personelinin yetersizliğinden kaynaklanan aksamalar bahane edilerek noktanın üreticisi olan opustan ayrılan bir takım yazılımcılar ve yeni bir gurup personel yine vakıf üzerinden fahiş ücretlerle alınarak Vatan caddesindeki binaya yerleştirilmiştir.
Bu binaya "Bilgi Teknolojileri Ofisi" ismi verilmiştir.
AÇIKLAMA: Üniversite içinde bu işleri yürütmekle ilgili Bilgi İşlem Daire Başkanlığı yapılandırılmamış olduğundan, BUYAMER olarak bu işleri yürütmeye çalışan birim de bu işleri görev saymadığından acil çözüm olarak başka bir yol bulunamamış ve adı üstünde olan İstanbul Üniversitesi Yardım Vakıfı tarafından yapılan desteklerle bu açıklar kapatılmıştır. Nokta Programı kötü bir program olmayıp, şartnamesinde yazan kuruallara göre adaptasyon ve yürütme işlerinin BUYAMER tarafından yapılması gerekmektedir. Ancak firma programı kurduktan sonra firmaya karşı kurumun hiçbir yükümlülüğü yerine getirilmeyip, eski düzensiz, eksik, tutarsız, mükerrer datalarla kurallı bir döngüye sahip programın çalışması istenmiştir. Tüm bilişimciler bilirki kuralsız bir veri tabanı ile tutarlı bir program çalıştırılamaz. Bu dönemde öğernci işleri daire başkanlığı ve bürolarının bilişim kültürlerinin zayıf olamsı sebebiyle ve şartnamede yazmasına rağmen BUYAMER de bu görevi yerine getirememiş ve programın implementasyonu yapılamamıştır. Üniversite göreve başladığım hafta 2010 Şubat ayında sistemin çalışmadığı ve hiçbir öğrencinin ders alamadığı Rektör tarafından şahsıma bildirilmiş ve ilgilenmem istenmiştir. O tarihte baktığımda programda işlevsel ve yazılımsal sorun bulunmayıp, adaptasyon çalışmalarının yapılmadığını, bunun da firma tarafından yapılamayacağını, bunun bilişimciler desteği ile tarafımızdan yapılması gerektirği rektörlüğe raporlanmıştır. Ancak üniversitedeki hiç kimse bu işi üstlenmeyip rektörlük adaptasyonu yapılmamış, öğrenci ders alması yapamayan, eski verileri eşleştirilmemiş, müfredatları, kök ve fonksiyonel ders sistemi oluşturulmamış, ölçme değerlendirme ve bitirme sistemleri organize edilmemiş bir programla baş başa bırakılmıştır. Tüm birimleriden ve öğrencilerden gelen yüzlerce şikâyet ve ihbarlar işleme konmuş firma yükümlülükleri için firmaya ihtarlar çekilmiş ve sorumluluklarının yerine getirtilmsi sağlanmıştır. Ancak üniversitemizin bu işle görevli ve yetkili makamları bu program çalışmıyor diyerek çözüm geliştirememiştir. Yardımcı olamamaları da doğaldır çünkü bu iş ayrı bir bilişim implemantasyon işi olup özel uzmanlık gerektiren bir iştir. Tarafımdan yaklaşık 6 ay boyunca geçiş stratejik planları gece gündüz saatler ve dünlerce geliştirilmiş, önceki sistemin ve yeni sistemin dizaynları karşılaştırılmış, data motifleri ve algoritma farklılıkları ortaya konmuştur. Bu arada eğitim dönemi başlamış olduğundan yaklaşık 300.000 kayıtlı görünen öğrenci ve 70.000 fiili kayıt olup ders almaya çalışan öğrenci kitlesine öğrenci işleri daire başkanlığı ve 30 civarında öğrenci bürosu ve yüzlerce çalışanı ile sürekli kriz yönetimi yapılarak İstanbul Üniversitesinin 2010-2011 akademik yılı Bahar Dönemini eğitimini başlatamama skandalı atlatılmıştır. Skandal diyorum çünkü bir takım görevliler ellerini kollarını bağlayıp durumu keyifle seyretme yolunu seçmiştir. Bu arada bu büyük üniversitenin alt yapısını toparlayacak bir ekip yetiştirilip işin sorumluluğunu alırken rektörlüğe ifade ettiğim gibi “Bu skandalı kapatmak için bir mucize gerekiyor” tanımımın büyük kısmını gerçekleştirmiş olduk.
Bu konuda yaptığımız hizmetlerle ödül ve madalyalar alınacak bir iş yapmış olmamıza rağmen bu iftiralara uğramak tüm motivasyonumuzu bitiriyor. Tabii ki bunları ödüller ve iftiharlar almak için yapmadık görev bilinci ile yola çıktık ve denize attık.
3. Bologna Süreci, Standardizasyon Çalışmaları ve öğretim üyesi skalalama çalışmaları
Avrupa Yükseköğretim Alanında en gerçekleşmesi arzulanmayan şey, üye ülkelerin eğitim sistemlerinin tek tip yükseköğretim sistemi haline getirilmesidir. Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda asıl hedeflenen, çeşitlilik ile birlik arasında bir denge kurulmasıdır. Amaç, yükseköğretim sistemlerinin kendilerine özgü farklılıkları korunarak birbirleriyle karşılaştırılabilir olması ve uyumlu hale getirilmesinden ibarettir. Bu şekilde, bir ülkeden yada yükseköğretim sisteminden bir diğerine geçişin kolaylaşması ve böylece öğrenciler ve öğretim görevlilerin hareketliliği ve istihdamının artırılması planlanmaktadır.
Özetle Bologna süreci zayıf Avrupa üniversitelerini geliştirme projesidir. Sorbon, Oxford, Cambridge, gibi üniversiteler Bologna sürecine hiç girmemiştirçünkü ihtiyacı yoktur. Getirdiği YÖK ve İ.Ü. sayfalarından artılara bakılacak olursa İstanbul Üniversitesi gibi kökü 1453 lere dayanan bir üniversitenin Bologna sürecinden alabileceği hiç bir şey yoktur. İstanbul üniversitesi Sakarya Üniversitesi tarafından eğitilip geliştirilemeyecek kadar büyük ve kıymetlidir. Evraklar standart hale getirilebilir fakat derslerin, öğretim üyelerinin, öğrencilerin standart hale getirilmesinin ne bilime ne de millet gelişimine katkısı olamaz. Tarih çağı standartlarından ayrılan modern bilimin yaptığı gelişmelerle şekillenmiştir. (Galileo Galilei eğer çağdaşları gibi dünyayı düz kabul edip standartlaşsaydı dünya bu gün olduğu yere gelemezdi)
Bilim ve öğretim üyeleri standartlaştırılamaz. Bu bilimsel gelişmeye dur demektir. Üzerimize çöken 12 Eylül zihniyetidir.
Öğretim üyesi payesine yükselmiş belki de branşında tek olan bir kişi kim tarafından değerlendirilebilir veya değerlendirilecektir. Anket düzenlemek öğretim üyelerini notlamak v.s. onları yaftalamak, korkutmak ve göz dağı vermektir.
Mevcut yönetim bunu çok güzel yapmakta sürekli yönetmelik değiştirmekte. ECTS, EYYBİS, vs. formlarıyla öğretim üyelerini kırtasiyeye boğmakta, tehdit etmekte ve korkutmaktadır.
AÇIKLAMA: Bu metinleri yazan hocalarımız mantığı biraz zorlamışlar ama hiç çevresine bile yaklaşamamışlar. Bir kuumda kimin hangi dersi verdiği, hangi öğrencinin hangi dersi nasıl aldığı, öğrenim hedefleri ve yöntemleri ile dersin ölçme değerlendirme metodlarının detaylandırılması Bologna Süreci kriterleri olmasının dışında yasal bir zorunluluktur. Buradaki standartlaştırma öğretim üyeisinin bilimsel standartlaştırılması değil kayıt ve yöntem standartlaştırılmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti ve İstanbul Üniversitesi yıllar önce bu sisteme geçmiş olup bunu anlayamayanların öngörüleri böyle tezahür etmektedir. Öğretim üyeleri kalıplara alınmayıp dersinin içeriğini, yöntemini, ölçme değerlendirmesini ve bilimsel içeriği sunma şekil ve literatürünü tamamen kendisinin oluşturması gerekmektedir. Ancak bunu idareye nasıl bildiriyorsa ve öğrenciye nasıl açıklıyorsa öyle yapmak zorundadır. Bugün ben şu kuralı değiştirdim artık böyle yapmayacağız diye idareye ve öğrenciye hiçbir öğretim üyesinin bilimsel! Sürpriz yapma hakkı yoktur. Bir dönemde işlenecek derslerin, işleyen kişilerin ve öğrenme hedeflerinin önceden bildirilmesi bilimsel özerklik ile hiç ilgili değil bir zorunluluktur. Bir öğrenci; bana bu ders bildirilmemişti, hocası bu değildi, bu konu benim öğrenme hedefimde yok anlatamazsınız, yada bu konudan soru soramazsınız diyerek yargıya başvurursa bu sistemlerin oluşturulmadığı tüm davaları öğrenciler kazanırlar. Dünyanın gelişmiş üniversiteleri Bolognayı uygulamıyorlar sözü tamamen cahillikten ibaret olup o üniversitelerin bu standartların üzerinde sistemleri vardır.
4. Nokta Otomasyon Programı
Rektörlük Makamınca, 2009 Ocak ayında sözleşmesi bitmesine rağmen kullanılmaya devam eden eski öğrenci programının çağı yakalayamadığı ve gelişmelerden uzak kaldığı için acil olarak yenilenmesine karar verilmiştir BUYAMER (Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı ile birlikte benim de katılımımla teknik şartname hazırlanmış ve 2009 Ağustos ayı sonunda ihale açılmıştır. Bu ihale öncesinde iki rektör yardımcısı öğrenci işleri daire başkanı ve rektör danışmanı Faik bey'in odasında Opus ltd. nin nokta programı test edilerek beğeni görmüş. Durum rektör bey e de söylenmiş ve noktanın bir de demosu kendilerine yapılmıştır. Eylül ayında 15 000 yeni öğrencinin kayıtları henüz ihalesi yapılmamış Nokta programıyla sorunsuz olarak alınmıştır.Daha sonra İhaleyi Noktanın lisans sahibi Opus Ltd. Şirketi tarafında 280 000 Tl+ KDV olarak kazanmıştır. Bu rakam 3 yıllık bakım ve destek anlaşmasını kapsamaktadır ki eski programın 3 yıllık bakım anlaşması bu kadar etmektedir. Üstelik Opus ltd. doğabilecek ilk aksaklıkta programın kaynak kodlarını paylaşmayı taahhüt etmiştir.
AÇIKLAMA: Elektronik Öğrenci İşleri Yaşam Döngüsü aşağıdaki resimde görülmekte olup bunun sadece birinci aşaması olan 15.000 yeni öğrenci kaydı yapılıp bırakılmıştır. Ders alma, program devam ettirme, kredilendirme, sınıf listeleri ve sınav listeleri oluşturma, derslerin, öğretim elemanlarının ve sınıfların birleştirilip öğretim sisteminin devreye alınması hiç yapılmamış olup sınav, ölçme değerlendirme, harf notu oluşturma ile geçti kaldı ve mezuniyet bilgisine yaklaşılamamıştır dahi. Kaldıki bu yeni kayıt olan öğrenciler için geçerli olup en azından öğrenciler okula başlatılabilmiştir. Eski öğrenciler ise ders dahi alamamış, hangi sınıfta kim var, hangi hoca hangi serslikte, kim hangi dönemde ve kaç kredisi var, önceden bu dersi almış mı veya almalı mı, almaya hak kazanmışmı yoksa alamazmı gibi hiçbir döngü sistemi oluşturulmamıştır. Bunlar oluşturulmadığı halde program tam ve eksiksiz çalışmaktadır diye muayene kabulden geçmiş ve teslim alınarak firmaya parası ödenmiştir. Esasen programda sıkıntı olmayı adaptasyondaki veri çalışmaları yapılmamıştır ve bu da Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı ve BUYAMER tarafından yapılacaktır diye şartnemede yazmaktadır. Ancak ilgili kişiler bu görevleri red etmiş benim ısrarım ve bakın burada Alper Cihan değil BUYAMER yazıryor demem de ciddiye alınmamıştır. Bu konuda ilgililere inceleme ve soruşturma açılıp tespitler de yapılmıştır.
![]()
İ.Ü. Öğrenci İşleri Daire Başkanı Necla Aslan, söz konusu ihalenin 2009 bütçesinden yapıldığını, 2009 mali yılı bitmeden yasal olarak bitirilmesi ve eski öğrenci programının üniversite ile anlaşmasının bitmesi sebebiyle bakım, servis hizmetinin alınamayacağını, bu sebeple büyük sorunlar yaşanabileceğini, yeni öğretim yılında bu hizmetin hiç yapılmamasının söz konusu olabileceğini dolayısıyla eğitim öğretim hizmetinin tamamen aksayacağını söyleyerek uyumlaştırılması bitmemiş programa eski öğrencilerin devredilmesini talep etmiştir. Nokta programındaki ilk aksaklıklar bu eski öğrencilerin ders alma işlemleri esnasında yaşanmıştır. Bu aksaklıklar nokta programına derslerin düzgün kayıt edilmemesi, öğretim üyesi kayıtlarının yapılmamasından, yandal, çift anadal, yatay geçiş, alttan derslerin yönetmelik değişikliğinden kaynaklananları gibi zaten sorunlu olan yapılardan kaynaklanmıştır. Bu esnada üniversitenin bilgisayar ve bilgi işlemle ilgili hiç bir birimi sürece dahil edilmemiş, özellikle uzak tutulmuştur. Kriz yönetim tarafından kasten derinleştirilmiştir. Otomasyonların başına hiç bir bilgisayar görgüsü, bilgisi bulunmayan Bağcılar Eğitim Araştırma hastanesine yaptırdığı otomasyonla Bağcılar Eğitim Araştırma hastanesini batma noktasına getirmiş Alper Cihan getirilmiştir. Opus ltd den kaynak kodlar resmi yolla alınmış; bir takım yazışma yapılmış fakat haricinde programın ayıplı olduğuna dair şikayet veya ihale iptaline ait hiç bir yazışma veya ihtar yapılmamıştır.
Nokta otomasyon programı bu tarihten sonra tü kaka edilmiş öğrenci işlerinde ve sürece hiç karıştırılmayan bilgisayar bilimlerinde eleman eksiklikleri gündeme getirilmiş; İstanbul Üniversitesine Bağlı vakıflardan, döner sermayeden ve Bilimsel Araştırma fonundan fahiş ücretlerle bilgileri dahi test edilmeden kifayetsiz, fahiş fiyatlı yüzlerce eleman istihdam edilmiştir. 280 000 Tl lik programı kurtarmak gasp edilen kaynak koda müdahale için alınan fahiş fiyatlı yandaş elemanlara milyonlarca lira ödenmiştir. Bu yandaş fahiş maaşlı personele ek iş çıkartmak için iki kere öğrenci yönetmeliği, BDS sistemleri değiştirilmiş, iki ek sınav hakkı verilmiştir. Bu niteliksiz personel öğretim üyeleriyle sürtüşmeyi bir görev gibi üstlenmiş öğretim üyelerine hakaretler edilmiş. Yönetim tarafından gelen şikayetlere kulak tıkanmış yer yer tehditleşmeler yaşanmıştır. Programın ilk alındığıyla hiç bir ilgisi kalmamış program yamalı bohçaya dönmüştür. Rektör bunu İstanbul Üniversitesi Öğrenci otomasyonu diyerek itiraf etmektedir.
AÇIKLAMA: Buradaki şahsi iftiralar sanırım kişisel kinden kaynaklanmaktadır. Bu iddiaları yapanlar ve arkadaşları bu konuda soruşturmalar geçirmiş ve ihmalleri tespit edilmiştir. Neden bu duruma geldiği ise ayrı bir şanssızlıktır. Kendilerine hiçbir ithamda bulunulmadan defalarca bunun bir dönüşüm hatası olduğu, ülkemizde bu bilgi birikiminin yaygın olmadığı söylenmiştir. Ancak kişiler tarafından defalarca sisteme ve şahsıma yönelik yıkıcı ve yıpratıcı iftiralar bu metinlerde olduğu gibi sürekli devam ettiğinden resmi işlem yapılmak zorunda kalınmıştır. Bu konuda hiçbir bilgisayar bilgisi ve görgüsü olmayan ifitrası tamamen yanlış olup yaklaşık 1991 yılından beri bu alanda çalışmalarım ve geliştirdiğim sistem ve dönüşümler çalıştığım bütün kurumlara sorulabilir. Bugüne kadar da bu işlerden tek kuruş elde etmemiş birisi olarak gururla ortadayım. Firmaya şikayet veya iptale ait bir ihtar yapılmamıştır çünkü bu arkadaşların hazırladığı şartname ve sözleşmeye göre firma bu yükümlülükleri vaad etmeyip kusursuz gözükmektedir. Ancak sistemin devam ettirilmesinde firma kurumun çalışanı gibi baskı altına alınarak kurumda bir müddet gece gündüz tarafımdan çalıştırılmıştır. Programcıdan da bu konular çok net olarak yazılı ve sözlü olarak alınabilir. Bu işlerin bu şekilde krize girmesinde zaman zaman Rektöre karşı kasıtlı politikalar olduğunu düşündüğümü söylediğim de olmuştur. Çünkü İstanbul Üniversitesi gerçekten detayları açıklayabilsem hayatı boyunca göremeyeceği bir krize düşürülmüştür. Daha sonrada bu iddiaları yapanların sahada nasıl sistemi baltalamak için çalışmalar ve provakosyonlar yaptıkları tarafımızdan çok iyi bilinmektedir. Yönetmelik değişiklikleri ve ölçme değerlendirme sistemi ile ilgili söylenebilecekler ise yapılması gereken kanuni zorunluluklar olup programla hiçbir ilgisi yoktur. Çoğunluğu yıllardan beri yanlış yapılan işlerin düzeltilmesi ve yeni yasa ve yönetmeliklere uuyum çalışması olup son 4 yılda eğitim öğretim ile ilgili 2547 sayılı yasa ve ilgili YÖK yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler incelendiğinde geç bile yaptığımız görülecektir. Burada şartnamede ve sözleşmede BUYAMER yapacak dediği halde yapmamaları, benim hiçbir görevim, zorunluluğum olmadığı halde tüm gövdemle, asli mesleğimi ve ailemi ihmal ederek kör olurcasına zamanla yarışarak bu işleri kurumum zarar görmesin diye yapmam ve hiçbir karşılık beklememem sanırım bu arkadaşlarımı rahatsız etmektedir. Hakka sığınmaktan başka yapabileceğim bir şey yoktur.
Ancak şunu Allaha havale etmiyorum ki Bağcılar ile ilgili söyledikleridir. Orada tam bir mükemmeliyet modeli çıkarılmış, dünyanın ilk hastane yönetim modeli patenti alınmış, ülkeye örnek bir kurum geliştirilmiştir. Hiç te söyledikleri gibi batmış bir hastane değil, Türkiye’nin en hızlı açılan ve tam teşekküllü hale gelen hastanesidir. Kuruluş aşamasında her şeyi kendi kazançlarımızla yaptığımız için borçlu olduğumuz zamanlar olmuştur. Ancak borçlar yatırımdan kaynaklanmakta olup hepsi çok kısa sürede gelire dönüştüğünden neredeyse tüm ekip idarem süresinde TAVANDAN döner almıştır. Bıraktıktan sonrada İstanbulun en düzenli, en kaliteli, en temiz, çalışan mutluluğu en yüksek, bilişim sistemi en gelişmiş, hasta memnuniyeti çok yüksek bir hastane olarak halen bir numaradır. İstanbulda çalışan hemşire ve doktorların çoğu buraya geçmek için destek aramakta, asistanların burayı kazanmak için ilk tercihleri arasında yer almaktadır. Bu hastane için geliştirdiğimiz ve patentlediğimiz BEH-7-(XY) ismini verdiğimiz model kişilerden bağımsız olarak halen çalışmakta ve hastanenin kalitesini taahhüt etmektedir.
5. Çapa ve Cerrahpaşa Network Alt yapı Projeleri
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ve Kardiyoloji Enstitüsü Yerleşkelerinde hizmet veren Sağlık Uygulama Araştırma Merkezlerinin istenilen düzeyde hastane bilgi yönetim sistemi faaliyetine kavuşması ile her türlü tıbbi hizmetlerin kayıt altında tutulması; Medula gibi elektronik fatura kayıt sistemlerine istenilen hızda ve kesintisiz olarak erişilmesi; bu yerleşkelerdeki eğitim kurumlarımızın bilimsel araştırma ve eğitim faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi hususunda mevcut Network ve Donanımlarının ihtiyaçları sebebiyle büyük bir altyapı ihtiyacı söz konusuydu.
Adı geçen proje Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinin Network yapısının giderek büyümesi sebebiyle neredeyse durma durumuna gelmesi sonucu önce dönersermaye işletmesi üzerinden alımı yapılmaya çalışılan sonra KİK kanunu ve KİK den doğan zorluklar sebebiyle ve bütçesinin büyüklüğü sebebiyle vazgeçilenbu proje KİK'e tabi olmaması sebebiyle ve bütçesinin büyüklüğü göz önüne alınarak Bilimsel Araştırma Fonuna Güdümlü bir proje olarak sunulmuştur.
Proje yöneticileri Bilgisayar Bilimleri Uygulama Araştırma Merkezinin Yöneticilerinden seçilmiştir. Proje yöneticisi tarafından Bilgisayar Bilimleri Uygulama Araştırma Merkezinin uzmanlarına bir en yeni teknoloji ve gelecekte olabilecek gelişmelerde düşünülerek bir teknik şartname hazırlatılmış ve bu teknik şartnameyle sorumlu personel tarafından 5 farklı markayı temsil eden 5 farklı firmadan fiyat teklifleri alınmıştır. Ortalama beklene maliyetin 4-5 Milyon Tl olacağı beklenmektedir. İhalenin yapılabilmesi amacıyla BAP a teslim edilmiştir. İhale yapılması beklenirken proje yöneticisi kendine yapılan baskılardan yorularak proje yöneticiliği vazifesinden istifa etmiştir.
AÇIKLAMA: Bu maddedeki ilk iki satır bilgisi tamamen doğru olup BAP a ihale dosyası verildi ve 5 farklı firmayı tutan 4-5 milyonluk ihale beklentisi külliyen yalandır. Şahsım tarafından Öğrenci işleri projesi devam ettirilirken bu alanla çok uğraşamayıp asli işlerimden biri olan sağlık bilişimi ve yönetimi konusunda hastanelerin rehabilitasyonu için Network yapısının tamamlanması beklenmekteydi. Bu süreçte tarafımdan hiçbir baskı ve karışma yapılmamıştır. Ancak proje başvurusu ve 14.000.000 TL bütçe istendikten 9 ay sonra halen şartname oluşturulamamış ve ihale aşamasına geçilememiş olduğunu görünce durumu Rektörlüğe aktardım. Sorunu analiz etmem söylendi ve ilgili kişilerle görüşmelerim sonucu proje ekibini, topolojileri ve hedefleri görerek bilgilendim. Sorunun BAP şartlarına göre en az 3 markayı tutan şartname olması gerektiği ancak oluşturulanın tek firmayı tuttuğu ve ekibin kendi arasında anlaşarak bir şartname çıkaramadığı görüşümü rektörlüğe bildirdim. Bunun üzerine Rektörlük Porje ekibinden Prof.Dr. Sezai Vatansevere şartnamenin tamamlatılması görevini verdi ve ekip Bilgisayar Mühendisliğinden hocaların katılımı ile şartname hazırladı. Tarafımdan bu aşamada hiçbir katkıda bulunulmamış olup sadece şartnameyi tutan ürünlerin en az 3 marka olarak katalogları ile eklenmesi gerektiğini, aksi takdirde rektör danışmanı olarak benim Rektörlüğe olumlu görüş vermeyeceğim ekibe bildirilmiştir. Ancak bu aşamada ekip şartnameyi imzalamak açısından kendi arasında anlaşamayıp en az 3 markayı tutan ürün yelpazesine BUYAMER ekibi tarafından itiraz edilerek projeden istifa etmişlerdir.
BAP birimi tarafından Proje Yürütücülüğüne Alper Cihan getirilmiş yeni bir şartname hazırlanmış bu şartnameyle ihaleye çıkılmış birinci ihaleye itirazlar olmuş ve ilk ihale iptal edilmiştir.
Yeni şartname tek bir firma, tek bir ürün işaret etmekteydi ve binalar arasındaki fiberoptik kabloların core sayılarını elde bulunan en kötü malzemeye göre düşürmekteydi.
AÇIKLAMA: Şartnameyi hazırlayan eski proje ekibi görevden ayrılmayıp şartnamesinin arkasında durmuş ve Rektör Danışmanı olarak projenin idari yürütücülüğü olayların bu hale gelmesinde hiçbir katkım ve bilgim olmamasına ve olaylara taraf olmamam üzerine bana verilmiştir. Tarafımdan en az 3 firmayı tutan şartname katalogları ile görülmüş, başka kişilerce katalog bilgileri ve şartname incelenerek teyid edilmiştir. Hatta en çok itiraz eden o dönemdeki en yüksek fiyatlı firma itiraza geldiğinde bu ürünler sizin değilmi ve bu şartnamede bunları tutmayan bir şey varmı diye sorduğumda doğru olduğu kendilerince teyid edilmiş ancak bizim fiyatımız yüksek denmiştir. Bende ihaleyi düşük fiyat esasına göre yapıyoruz fiyat dışı unsur kullanmayacağız ayrıca bir tane değil çok miktarda alıyoruz dediğimde “SİZDE ÖLDÜRMÜŞSÜNÜZ BU NASIL REKABET” dedikleri hala gözümün önündedir. Bu konu ile ilgili yazılı şikayetler de gelmiş olup uzman kişilerden görüşlerle olayın objektif, düşük fiyat esasına göre ve rekabete açık olduğu belgelenmiştir. Yatırım zorunluluğu geayet kesin olduğundan 5 sen içinde yıkılacak binalara çok pahalı yatırım yapılmaması adına orta segment yatırım şartnameyi hazırlayan ekip tarafından planlanmış, tarafım ve Rektörlük Makamınca da uygun bulunmuştur. İhale iptali şartname kaynaklı değil, şartname en az 3 firmayı tuuttuğu halde ihale boyutunun büyüklüğü sebebiyle katılımın az olmasından dolayı yapılmıştır. Kurum lehine olan bir iptal nasıl böyle bir suça dönüşmektedir akıl almamaktadır.
Daha sonra Bilimsel Araştırma Fonu ihale komisyonunun bir kısmı değiştirilmiş, bir kısmı bunun üzerine istifa etmiş/ettirilmiş ve yeni bir ihale komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon karşılık oranlarını düşürmüş v.s. ihale PROLINE şirketine 12 milyon Tl den kalmıştır. Proline bu ihaleye daha sonra ilişkilerin detaylı açıklanacağı Bilgi Sistemleri San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile konsorsiyum olarak girmiştir.
AÇIKLAMA: Bu süreçte hiç kimse yazı ile değiştirilmemiş, her ihalede yeni bir komisyon kurulması gerektiğinden o an için ve ihale tarahinde görevde olan kişiler aynen yazılmıştır. Proje üyeleri komisyonda bilirkişi olarak katıldığından komisyon resmi üyeleri BAP tarafından oluşturulmuş ve hiçbir telkin ve önderide bulunulmamıştır. Yaklaşık 6 ay süren ve iki defa iptal edilip üçüncü de bitirilen bir alımda birkaç üyenin değişmesi her zaman yaşanmaktadır. İptallerde ve ihalenin onaylanmasında hiçbir yasa dışı işlem olmayıp hukuka ve şeffaflığa tamemen uyulmuştur. Üç katılımcı olan ihalede zaten 3 katılım olmaz ise ihale iptal ediilmek zorundadır, en düşük fiyatı veren PROLİNE ve Bilgi Sistemleri konsorsiyumu ihaleyi almıştır. Onay tarafımdan verilmeyip ihale komisyonu uzun incelemeler sonucu onay vermiştir.
İki şirket gerek BAP birimine gerekse İ.Ü. Rektörlüğüne şartnamenin tek firma, tek marka, işaret ettiği, fahiş fiyatlama olduğu, ürünlerin bazılarının EOL (End of Life=Artık Üretilmeyen Depoda Kalmış) ürünler olduğunu söyleyerek itiraz etmişler fakat proje yürütücüsü Alper Cihan tarafından yazılan tam istene cihazlar olduğuna dair yazı ile cevap almışlardır. BAP birimi KİK'e tabi olmadığı için gidilebilecek başka makam kalmamıştır. Fakat bu iki firmanın ifadesine göre ihaleye fesat karıştırılmıştır. Bu belgeler Bilimsel Araştırma fonu yürütücü sekreterliğinden istene bilir.
AÇIKLAMA: Tamamen yalan olup bu şekildeki iddiaların belgeleri ile itirazlara cevap verilmiş ve cevap metinlerinde ispat edilerek itirazcılara bildirilmiştir. Yargı ve Kamu İhale Kurumu yolu açık olduğu halde kimse oralara başvurmamıştır. Tüm belgeler araştırma fonunda mevcuttur.
En acısı bütün bu işlemlerin İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi , Cerrahpaşa Tıp Fakültesi hastanelerinin bir kaç yıl içinde yıkılarak yeniden yapılacağıbilinerek yapılmasıdır. Hiç bir proje tamamlanıp henüz devreye alınmamıştır. Binaların yıkımı ve yeniden yapımı sonrasında da bu cihazlar fiziki ömrünü tamamlayacak ve zaten EOL olmaları sebebiyle tamir dahi edilemeden atılacaklardır. Devletin bilmsel araştırmaya ayırdığı 14 000 000 Tl alt yapı ve inşaat faaliyetleriyle buharlaşmıştır. Bu sebeple 2011-2012 senelerinde İstanbul Üniversitesinde bilimsel araştırmaya verilen destekler düşürülmüştür.
AÇIKLAMA: Bunu iddia edenler yıllardır yapılması gerekenleri yapmayıp kurumu bu hale getirenler ve üzerine de bu projeyi hazırlayıp BAP’a başvuran ve gerekliliğini kendilerinin ilk iki paragraftada söylediği gibi ispat edenlerdir. Önceden planlandığı gibi çok pahalı bir yatırım yapılmaması gerektiği TARAFIMDAN ortaya atılmış ve şartnamenin orta düzey ve yüksek geri kazanım oranına sahip bir yatırım olması Rektör Danışmanı olarak önerilmiştir.
6. Bilimsel Araştırma Fonu
Bilimsel Araştırma Fonundan Alper Cihan Yürütücülüğünde uzaktan eğitim içerik yönetimi ile bir proje geçirilmiş bu proje daha da gelişerek İstanbul Üniversitesi Kurumsal Otomasyon Sistemi Projesi (EK-3)(Öğrenci, Personel, Kütüphane, Hastane Yönetimi v.s.)(4 600 000Tl) İsmini almış ve projeyle ilgili bir gurup daha personel fahiş ücretle Bilimsel Araştırma Fonundan alınarak "Bilgi Teknolojileri Ofisi" adı verilen bu ofise yerleştirilmiş ve mobilyaları dahil Bilimsel Araştırma Fonundan alınmıştır.
Alper Cihanın Proje Yürütücüsü olarak her ay buradan 3-5000 Tl ücret aldığı iddia edilmektedir.
AÇIKLAMA: Tamamen asılsız olup İstanbul Üniversitesi Kurumsal Otomasyon Projesi çalışmaları ben daha bu kuruma gelmeden önce başlamış bir çalışmaydı. Hatta dışardan danışmanlık yaptığım sıralarda toplantılarına katıldığım konulardan biriydi ve o dönemde bu proje kapsamında kurum NOKTA Otomasyonunu almaya karar vermişti. O dönemde HAVELSAN ile de görüşmeler devam etmekte olup iş basamakları ve nasıl yapılacağı görüşmeleri yapılıyordu. Rektörlüğün Dış Danışmanı olarak tarafımdan Nokta Otomasyonu ve Havelsan yerlerinde incelenerek Rektörlüğe sözlü olarak görüşler bildirilmişti. Daha sonra kuruma geçtiğimde NOKTA ile olan sorunlarla uğraşmam sırasında kurum Havelsan ile birlikte MAKRO proje yapmaya karar vermiştir ve bu konuda Havelsan KnowHow larının kuruma ücretsiz devredileceği, sadece emek maliyetini Havelsanın talep edeceği konusunda görüşmeler tamamlanmış ve tarafımdan bunun projesi yazılarak BAP başvurusu yapılmıştır. Buralarda çalışanlar da daha öncede söylediğim gibi 375. Sayılı kanun hükmünde kararnamede devletin öngördüğü maaşların altında hesaplanmış ve istihdam yapılmıştır. Daha sonrada bu kişiler yetkiler alınarak sınavla kadroya geçmeye devam etmektedir.
Bu tür çalışmalardan para aldığım KÜLLİYEN YALAN olup hayatta en hassas olduğum noktalardandır. Hayatım boyunca çalıştığım kurumlarda BORDROMDA GÖRMEDİĞİM kuruşa el sürmemişimdir, bunu da alemde beni tanıyan herkes gayet iyi bilir. Ancak bu konuda başkalarının da bu tür gelir elde etmelerine engel olduğumdan TAKDİR BEKLERKEN bu kişiler tarafından İFTİRAYA UĞRAMAKTAYIM. Burada İSKOP Projesi İstanbul Üniversitesinin tarihi dönüşüm ve dijitalleşme projesi olup Havelsan taraından milyon dolarlar değerinde programlar ve bilgi birikimi Değerli Hocamız Prof.Dr. Sıddık YARMAN’ın katkılarıyla kuruma bedava getirilmiştir.
Proje daha da büyüyünce mızrak çuvala sığmamaya başlanmış Bilimsel Araştırma Fonu Yürütücüsü Prof. Dr. Sıddık Yarmanın kardeşi Faruk A. Yarman'ın genel müdürlüğünü yaptığı HAVELSAN ile bir protokol yapılmış bir gurup HAVELSAN personeli ile birlikte daha önceki fahiş ücretli gurup birleştirilmiş ve "Bilgi Teknolojileri Ofisi" adı verilen bu ofise yerleştirilmiştir.
Yine Alper Cihanın Döner Sermaye İşletmesi Müdürü Recep Öztürk yürütücülüğünde "Hastahneler Otomasyon Projesi" isimli projesi (3 600 000Tl)HAVELSAN la yapılan protokol bünyesine alınmış bu projeden de fahiş ücretli HAVELSAN personeli ve bir gurup döner sermayeden geçirilemeyen personel HAVELSAN üzerinden istihdam edilerek Bilgi Teknolojileri Ofisine yerleştirilmiştir.
AÇIKLAMA: Hastaneler Otomasyon Projesi kuruma değeri milyon dolarlar civarında olan ERP tabanlı bir hastane yazılımının kendilerine karşılıksız yaptığım bilgi desteğinden dolayı ÜCRETSİZ hibe edilmesi sebebiyle başlayan bir projedir. Projede firmaya KnowHow aktarılması amacıyla çalışanlarından bir kısmını danışman olarak kısa süreli çalıştırma dışında hiçbir ödeme yapılmamış ve kuruma çok ciddi bir katma değer sağlanmıştır. Program tamamen satış hakkı olmadan kurumun malı olup bilişimci kadro oluşturularak kuruma uyarlama ve geliştirme işlemleri İstanbul Üniversitesi tarafından yapılmaktadır. Proje Yürütücüsü Recep Öztürk hocamız değil başka bir hocamızdır. Projenin Havelsan ile hiçbir alaka ve beraberliği yoktur. Sadece Vatan Caddesinde çalışanlar aynı binanın farklı yerlerinde konuşlanmıştır.
Havelsanla yapıldığı iddia bu protokol usulüne uygun mudur? Ne kadar gerçektir? Bu protokole BAP para ödeyebilir mi?
AÇIKLAMA:Protokole hiçbir para ödenmemiştir. Protokolle devir alınan yazılım ve bilgi birikiminin uygulanması için Personel ve Danışmanlık Hizmet alımı yapılmış ve bunlarda çok sınırlı tutularak projede öngörülen maliyetlerin yarısından azı ile bitirilmiş ve yukarıda yazılan proje bütçelerinin yarısı bile harcanmamıştır.
Gerek Bilgi İşlem Daire Başkanlığı gerekse Bilgi İşlem Uygulama Araştırma Merkezinin buna sıcak bakmaması üzerine buraların yöneticileri tehdit edilmeye başlanmıştır.
AÇIKLAMA: Tamamen asılsız olup bu proje ben kuruma gelmeden önce planlamaya alınmış ve BUYAMER den bunları yapması istenmiştir. Bu dönemlerde üniveristede Bilgi İşlem Daire Başkanlığı bulunmayıp Sayın Rektörümüzün planlaması ile tarafımdan organize edilmiştir. İnaktif hale getirilmiş, Avcılarda oturmaya mahkum edilmiş ve hiçbir görüş, onay, imza ve yetki verilmeyen bir daire başkanından başka yapısı bulunmayan Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafımdan organize edilerek yasal hükmüne uygun haline getirilmiş ve yükümlülüğü dahilinde olan bütün işler kendilerine devredilmiştir. Bazı işleri almak istememelerine rağmen mevzuatsal gereklerin tümü uygulanmış ve görevler devredilmiştir. Ortada en ufak bir tehdit veya uyrı olmayıp görevlerini yapmaları istenmiştir. Kendi hazırladıkları şartname ve sözleşmede BUYAMER tarafından yapılır diye yazdığı halde görevini yapmayanlara bu durumlar hatırlatılmıştır.
Bu esnada Alper Cihan bekleme süresini tamamlayarak Profesör kadrosuna atanmış bu atanmanın üçüncü gününde de Rektör tarafından yayınlana bir genelgeyle bilgi işlemden sorumlu rektör yardımcısı olmuştur.
AÇIKLAMA: Tüm iyi niyetli davranış ve uyarılara rağmen görevlerin yerine getirilmemesi üzerine soruşturma başlatılmış, kusurlar tespit edilmiş ve görevler devredilmiştir. Maalesef ki kurumda kimse bu işlere sahip çıkmayıp boşluğu doldurma görevi bana verilmiştir. Yaklaşık 1,5 sene bu görevleri yürüttükten sonra da Bilgi İşlem Daire Başkanlığı kurulmuş, BUYAMER yeniden organize edilmiş, Bilişim Koordinasyon Kurulu kurulmuş ve tüm görevler devredilmiştir. Bu kadar görevi devretmem de kurumda tepki almış, bir çık siteme maruz kalmışımdır ama yaptığım zamanlarda ki takdir göz önğne alınırsa devretmekle usule ne kadar uygun gittiğim fark edilecektir. Hele bütün zamanımı verdiğim halde tek kuruş gelir almadan bir de alıyor diye ifitiraya uğramak bana bu kurumu yeniden düşündürüyor.
Bilimsel Araştırma Fonunun 2010-2011 dönemi en büyük projesi "Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri Network Alt Yapı Projesi" başlıklı projedir.
Adı geçen proje Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinin Network yapısının giderek büyümesi sebebiyle neredeyse durma durumuna gelmesi sonucu önce döner sermaye işletmesi üzerinden alımı yapılmaya çalışılan sonra KİK kanunu ve KİK den doğan zorluklar sebebiyle ve bütçesinin büyüklüğü sebebiyle vazgeçilen bu proje KİK'e tabi olmaması sebebiyle ve bütçesinin büyüklüğü göz önüne alınarak Bilimsel Araştırma Fonuna Güdümlü bir proje olarak sunulmuştur.
Proje yöneticileri Bilgisayar Bilimleri Uygulama Araştırma Merkezinin Yöneticilerinden seçilmiştir. Proje yöneticisi tarafından Bilgisayar Bilimleri Uygulama Araştırma Merkezinin uzmanlarına bir en yeni teknoloji ve gelecekte olabilecek gelişmelerde düşünülerek bir teknik şartname hazırlatılmış ve bu teknik şartnameyle sorumlu personel tarafından 5 farklı markayı temsil eden 5 farklı firmadan fiyat teklifleri alınmıştır. Ortalama beklene maliyetin 4-5 Milyon Tl olacağı beklenmektedir. İhalenin yapılabilmesi amacıyla BAP a teslim edilmiştir. İhale yapılması beklenirken proje yöneticisi kendine yapılan baskılardan yorularak proje yöneticiliği vazifesinden istifa etmiştir.
BAP birimi tarafından Proje Yürütücülüğüne Alper Cihan getirilmiş yeni bir şartname hazırlanmış bu şartnameyle ihaleye çıkılmış birinci ihaleye itirazlar olmuş ve ihale iptal edilmiştir.
Daha sonra ihale komisyonunun bir kısmı değiştirilmiş bir kısmı bunun üzerine istifa etmiş/ettirilmiş ve yeni bir ihale komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon karşılık oranlarını düşürmüş v.s. ihale PROLINE şirketine 12 milyon Tl den kalmıştır. Proline bu ihaleye daha sonra iişkilerin detaylı açıklanacağı Bilgi Sistemleri San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile konsorsiyum olarak girmiştir.
İki şirket gerek BAP birimine gerekse İ.Ü. Rektörlüğüne şartnamenin tek firma, tek marka, işaret ettiği, fahiş fiyatlama olduğu, ürünlerin bazılarının EOL (End of Life=Artık Üretilmeyen Depoda Kalmış) ürünler olduğunu söyleyerek itiraz etmişler fakat proje yürütücüsü Alper Cihan tarafından yazılan tam istene cihazlar olduğuna dair yazı ile cevap almışlardır. BAP birimi KİK'e tabi olmadığı için gidilebilecek başka makam kalmamıştır. Fakat bu iki firmanın ifadesine göre ihaleye fesat karıştırılmıştır. Bu belgeler Bilimsel Araştırma fonu yürütücü sekreterliğinden istene bilir.
AÇIKLAMA: Tamamen yalan olup her türlü yargı yolu açıktır. Keşke bu iftiraları atanlar mertçe ortaya çıkıp iddia etsede biz de biraz tazminat kazansak.
Devletin bilmsel araştırmaya ayırdığı 14 000 000 Tl alt yapı ve inşaat faaliyetleriyle buharlaşmıştır. Bu sebeple 2011-2012 senelerinde İstanbul Üniversitesinde bilimsel araştırmaya verilen destekler düşürülmüştür.
AÇIKLAMA: Bilimsel destek düşürülmesi yerine hastanelerimizde hayal olan ve hocalarımızın kendi çektikleri derme çatma hatlarla internete girdikleri kurumda ideal bir yapıya kavuşulmuştur. Aylık 5.000.000 TL dolaylarında işletme zararı olan kurumda network tamamlanması sonrası başlatılan İSKOP çalışması ile krurmsal verimlilik artırılacaktır. Hatların sağlıksız olduğu bir ortamda sağlıklı bir veri iletişim ve bilgi işlem programı çalıştırılamadığından kayıpların tespit edilmesi bile mümkün olmamaktadır.
5. Döner Sermaye İşletmesi
Döner sermaye işletmesi rektör yardımcısı Alper Cihan'a bağlı bir birimdir. Başında Müdür olarak Alper Cihan beraberce proje yürüttüğü Recep Öztürk bulunmaktadır.
Döner sermaye işletmesi üzerinden her sene temizlik ve güvenlik hizmet alımı başlığı altında. Bilgisayar Mühendisleri, Hizmetliler, Uzman Hekimler, Sekreterler v.s. başta olmak üzere güvenlik görevlisi ve temizlik hizmetlileri alınmaktadır.
İki Tıp fakültesi hastahanesinin bütün alımları ve hasta hizmetleri döner sermaye işletmesi üzerinden yapılmaktadır.
Döner sermayesi olan birimlerin işlemleri yine döner sermaye işletmesi üzerinden yapılmaktadır.
Gerek hastaneler personelinin, gerek uzaktan eğitim merkezinin gerekse döner sermayesi olan birimlerin personelinin döner sermaye ödemeleri de döner sermaye işletmesi üzerinden yapılmaktadır.
Anlaşılacağı üzere dev bir bütçesi vardır.
Döner sermaye işletmesinin ihale komisyonunun tamamının ellerinde belgelerle istifa ettikleri. Recep Öztürk ve Alper Cihan'ın firmalarla kol kola gezdiği ihale komisyonuna baskı yaparak ihaleye fesat karıştırmak istediği; malzeme alımlarının bir kısmının danışıklı dövüşle rektör danışmanı Arif Yavuz ve kardeşlerine ait firmalardan yapıldığı (eldiven, serum hortumu, v.s.) iddia edilmektedir.
AÇIKLAMA: Tamamen yalan olup tüm iddiaların yargıya taşınmasını rica ediyorum. Yıllardır harcama yetkililiği ve idarecilik yapan birisi olarak hata yapmaktan Allaha sığınırım. Hiçbir zaman mevzuatı zorlamam, yasaya aykırı iş yapmam ve yaptırmam. Kamunun bir kuruşuna göz dikmem, firmalarla çıkar ilişkisi kurmam. Objektif, şeffaf ve basiretli bir kurum yöneticisi olarak firmalarla mecburen ihtilaflar ve şeffaflık adına görüşme yaparım ama hiçbir zaman tek başıma yapmam. Mutlaka taraflarla veya komisyon olrak yaparım.
Görev yaptığım sürede Döner Sermaye İşletmesinde yaptığım yapısal düzenlemeler, çıkardığım yönerge ve yönetmelikler kurumda mevcuttur. Tüm ihale, itiraz ve gerekli belge ve bilgiler kurumda mevcuttur. Tamamen kayıtlı ve kurallı çalıştığımdan dolayı hiçbir zaman da belge tutmam ve saklamam. Çünkü bile bile yanlış yapmam, kamunun hakkı kutsaldır, bilmeden de yapıyorsam zaten bilmiyorumdur Allaha sığınırım.
İhale komisyonunun istifa ettiği doğrudur çünkü kararlarını harcama yetkilisi olarak onaylamadım. Beni şikayet ettiler kendime soruşturma açılması yazısını yazdım ve yargıya taşınmasını istedim. Çünkü ihale komisyonunun yaptıkları % 100 yanlış ve mevzuat dışı keyfi işlemlerdi. Hepsi belgeleriyle mevcuttur keşke resmen başvursalar da tazminat kazansam. Bu şekilde sadece ün kazanıyorum ve bu onları rahatsız etmiyorsa bile beni rahatsız ediyor.
Döner Sermaye İşletmesini analitik bütçe ve tek düzen muhasebeye geçirerek yıllarca analitik bütçe yapmamış İstanbul Üniversitesinin önceden karda mı, zararda mı olduğu bilinmeyen hesaplarını ortaya çıkardık. Bunun için sayısız düzenleme ve eğitim yaptık, iç hizmet yönergesi ile işlerin standardizasyonunu ve saydamlığını sağladık. Ödeme sıralamadaki karmaşayı çözmek için Ödeme Sıralama Yönegesini çıkardık. 42 adet birimden sadece 2 adetinin borçlıu olduğunu diğer 40 adetinin verimli olduğunu gördük. Peronele dayalı ihalalerde norm kadro ve usulune uygun ihale şartnamelerine döndük. Daha önceden sürekli muvazaaya düştüğümüz ihale tiplerinden kurtulduk ve ihalelerde eşit rekabeti sağladık.
6. Kadrolaşma:
Yukarıda da nakledildiği gibi Alper Cihan hemşire eşi, işsiz kardeşi, komşuları, eski çalışanları, bağcılar eğitim araştırma hastanesi, il sağlık müdürlüğü eski personeli gibi yüzlerce kişiyi BAP birimi, döner sermaye işletmesi, istanbul üniversitesi vakfı v.s. üzerinden fahiş ücretlerle işe almıştır.
AÇIKLAMA: Eşim de kardeşimde işsiz olmayıp kendileri yüksek öğrenim mezunu ve alanlarında yetkin insanlardır. Şu an yaptıkları işleri kurumda yapan ve başaran olmadığından tarafımdan kurumuma destek için getirilmiştir. Kişilerin gelmesi akrabalık ilişkisi ile değil alanlarındaki yetkinlikleri ve tecrübeleri doğrultusundadır. Kardeşim Cisco Eğitimcisi olup ulusal yetkiye sahip bir kişidir ve Serdil Bey le beraber Cisco dersleri vermektedir. İlgili dönemde kurumda Cisco ve Sistem, Network eğitimleri verebilme yetkisine sahip kimsenin olmadığı CİSCO kayıtlarından da teyid edilebilir. Bu kadar Dijital dönüşüm gerçekleştiren bir üniversitenin kendi içinde bunları açması ve eğitimli paydaş oranını artırması bir zorunluluktur. Eski hastanemden gelen çalışanlar ise tamamen iş bazlı tanışıklığım olan ve hepsi alanlarında Türkiye de uzman olan kişilerdir. Kişiler doğrudan benimle çalışmayıp hepsi kurum içinde ilgili birimlerinde ilgili idarecileri ile çalışmaktadır. Betonarme binadan Çelik Konstrüksiyon bir yapıya geçerken ortamda ne kadar çelik konstürksiyondan anlayan kişi varsa alacağınız gibi, İstanbul Üniversitesi Bilişim ve Süreç Yönetim Sistemine geçerken bu konuda çalışan uzmanları talep etmiştir. Elemanların büyük kısmı tarafımdan transfer edilmeyip işler geliştikçe alt birimlerde görülen ihtiyaçlar üzerine kademe kademe gelişmiştir. Buradaki dönüşüm ve yapılanma işlerimi tamamladıktan sonra tamamını devretmiş olduğumdan yaklaşık 1 yıldır İSUZEM dışında hiçbir eleman benimle çalışmamaktadır. Gerekli olmayan elemanları çıkarmak epeyce zamandır yapılabilirdi.
Bunlardan en çarpıcısı Bağcılar Eğitim Araştırma hastanesinden yolsuzluk sebebiyle sürüldüğü söylenen Vural Karakılıç İdari Mali İşler Daire Başkanı atanmış. İdari mali işler dairesinin yarısı tayinin istemiş diğer yarısı ise başka yerlere atanmıştır. Söz konusu Vural Dalkılıç bir yıl sonra aniden rektör tarafından görevden alınmıştır. Bunun sebebi de bir başka şaibedir. Yerine atanan memur sağlık kültür daire başkanlığında kızak bir görevde çalışırken aniden kısa sürelerle her aşamada memuriyette yükselme getiren görevler yaparak nihayet İdari Mali İşler Daire Başkanı atanmıştır.
AÇIKLAMA: Vural Bey değerli bir bürokrat olup Bağcılar Eğitim Araştırma Hastanesinin ilk inşaat ihalesini usule uygun olmadığı sebebiyle imzalamayarak İl Sağlık Müdürlüğü Görevinden onuru gereği istifa eden kişidir. Daha sonra Mahkemeler ve incelemeler sonrası ihalede idari hata yapıldığı belirlenerek haklı olduğu anlaşılmış ve hastane bitince bu hastaneye müdür olarak atanmıştır. Bu süreçlerde imzalamadığı ihale ilgli kendisine gelen bütün teklifleri de elinin tersi ile itmiş ve görevi bırkmıştır. Yaklaşık 3 sene Bağcılarda görev yaptığımız sürede en ufak bir şaibesi ve şüpheli işi olmamıştır. Bağcılar Maltepe arasında her gün makam kullanmayarak kendi aracı ile gidip gelirken yaptığı kazalar kendisinin evine yakın bir hastane istemesi sebeebiyle müdürlük tarafından uygun görülmüştür. Üniversitemizde de usule ve mevzuata aykırı en ufak bir şaibesi ve yanlışı olmamıştır. Üniversitenin mevzuat kargaşası ve yapısal işleyişi, kendisine Sağlık Bakanlığındaki gibi sadece sağlık idaresi bulunan bir kurumda çalışmaktan daha stres verici olmuş ve kendisinde şeker hastalığı oluşmuştur. Kendisinin ısrarı üzerine Rektörlük Muvaffakatını vererek Pendik Hastanesine Müdür olarak gitmişti.
Yerine atanan Dursun Bey de yılların bürokratı olup görevde yükselmeye ihtiyacı olmayan, her türlü idari ve mali konuda deneyime sahip olarak Üniversitemizin emektarı, bulunduğu makamlarda da en kıdemlilerinden biridir. Görev yaptığı yer ve alanlarda kendini çalışkanlığı ve dürüstlüğü konusunda ispatlamış olup idari mali işlerde her istediğini yaptıramayanların yıpratıcı eleştiirilerine maruz kalan her bürokrat gibi iftiraya uğramaktadır.
7. Firmalarla İlişkiler:
Geçmişte Bağcılar Devlet Hastanesinin tüm cihazlarını satmış olan "Bilgi Sistemleri San. ve Dış Tic. Ltd. Şti." İstanbul üniversitesine 1999 dan sonra neler satmıştır?
AÇIKLAMA: Bilgi Sistemleri Türkiyedeki entegrasyon firmaları içinde güçlü ve herkes tarafından bilinen bir firmadır. Bu firmanın İstanbul Üniversitesi satışlarını sadece ben bu üniversiteye geldikten sonra değil öncesiyle beraber incelemek gerekir. Ben bu üniversiteye gelmeden yapılan ciddi sunucu ve alt yapı ihalelerini de bu firma kazanmıştır. Tıpkı Bağcılara ilaç ve tıbbi malzeme veren bir çok büyük firmanın İstanbul Üniversitesine de vermesi gib bir çok firma sayabilirim. Bunları söylemekten çekinmem çünkü ne kadar objektif ve şeffaf işlemler yaptığımdan eminim. Bir firma açık ihalelerde ve rekabet şartlarında avantajlı durumda ise avantaja sahip olmayan babamın oğlu olsa benim için fark etmez ve çalıştığım ekipte tamemen bu şekildedir, işleri şeffaf yaparsanız böyle olmayan kimse de burada barınamaz. Ayrıca Bilgi Sistemleri üniversitemizde girdiği her ihaleyi kazanamamaktadır.
En önemli bilgi de yaklaşık 6 ay önce üniversitemizde girdikleri küçük bir ihalede yaptıkları hatadan dolayı kanun yasaklama gerektirdiğinden Bilgi Sistemleri Firmaası Tüm TÜRKİYE’DE 1 yıllığına yasaklanmış ve kamu ihalelerine girememektedir. Yukarıda şerefsizce isnad edilen karalamaları yapanlar bu cesareti gösteremezler.
Geçmişte Bağcılar Devlet Hastanesinin medula yazılımını satmış olan "ERGUVAN BILISIM SANAYI VE TICARET ANONIM SIRKETI" İstanbul üniversitesine 1999 dan sonra neler satmıştır?
Geçmişte Bağcılar Devlet Hastanesinin medula yazılımını satmış olan "4T SAGLIK VE BILGI ISLEM HIZMETLERI SANAYI VE TICARET LIMITED SIRKETI" istanbul üniversitesine 1999 dan sonra neler satmıştır?
Bu üç firmanın da adresinin "EKINCILER CAD.NO.22/5.KAT KAVACIK" olduğunu kimse farketmemişmidir?
AÇIKLAMA: Erguvan firması Bilişim Personel Kiralama ihalelerinden bir kaçını kazanmış, girdiği bazı ihaleleri de kazanamamıştır. Bunlar tamamen ihale kuralları çerçevesinde yapılıp kişiye veya firmaya göre karar verilmemiştir. 4T ve Erguvan hastane yazılımları ve hizmeetleri konusunda eş şirketlerdir. 4T firması Hastane otomasyon yazılımı geliştirmiş ve Erguvan da pazarlamas ve satışını sürdürmektedir. Ancak İstanbul Üniversitesi bu iki firmadan da bir yazılım satın almamış, geliştirilmiş yazılımlarını bizim geliştirip kullanmamız adına karşılıksız vermişlerdir. Kendilerine birkaç küçük personel istihdamı ihalesinden başka ücret ödenmemiştir. Hepsi resmi kayıtlarda mevcuttur.
HAVELSAN'ın Genel Müdürü Faruk A. Yarman BAP birimi başkanı Prof. Dr. Sıddık YARMAN'ın kardeşidir.
AÇIKLAMA: Sıddık Bey Sayesinde Havelsan Kuruma ciddi bir bilgi birikimi aktarmıştır ve karşılıksız vermiştir.
"Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri Network Alt Yapı Projesi" nin ihalesini alan Proline, Bu ihale için Bilgi Sistemleri San. ve Dış Tic. 'le ortaklık yapmış mıdır?
Alım satım dönemlerinde gerek firmaların gerekse Alper Cihan ve diğer ilgililerin banka hesaplarına bir oynama olmuş mudur?
AÇIKLAMA: Kesinlikle incelenmelidir. Bu şekilde iftira at çamuru tutmaz ise izi kalır davranışı çok aşağılık bir davranıştır. Hiçbir şekilde parasal ve çıkar ilişkilerine girmeyeceğimi beni tanıyan herkes bilir.
8. Dağ Fare Doğurdu:
İki yıl içinde yüzlerce kişinin fahiş fiyattan istihdam edildiği İstanbul Üniversitesi Otomasyon Sistemi hiç bir ürün ortaya koyamamıştır. HAVELSAN'ın bu projeyi gözden çıkardığı konuşulmaktadır. Fahiş fiyatlı ve yeteneksiz personel değil İstanbul Üniversitesi Otomasyon Sistemi yazmak, zaten işler durumda kendilerine teslim edilen hatta cebren ve hile ile Kaynak Kodlarına (Source Code=Programın Yazılımı) dahi ulaşılan öğrenci ve personel otomasyonlarını (OPUS ltd. Nokta Öğrenci Otomasyonu) dahi çalıştırmakta sıkıntılar yaşamıştır. Bütün bunlar gayret israfı ve kamu kaynaklarını kötüye kullanmaktır. Üniversite dört yıldı çiftlik gibi yönetilmektedir.
AÇIKLAMA: Neler yapıldığını bilmeyenler ve anlayamayanlar için bunları söylemek kolaydır. Bu süreçte yapılanlar tüm kayıtlarda mevcuttur, burada yazmakla bitirilemeyecek kadar iş vardır. Dağ fare doğurdu lafı dağdan sıra dağlar çıktığını halka göstermemek için bu iftiraları atanların çabasıdır.
İSKOP Projesinde yaklaşık 1 yılımı tamamen Öğrenci işleri ve Uzaktan eğitim sistemleri almıştır.
Bu sırada döner sermaye işletmesinin acil yapısal dönüşümü ve düzenlenmesi yapılmış, döner sermaye illetme kültürü değiştirilmiştir.
Ayrıntılı harcama planları ve analitik bütçelere geçilmiştir.
Tüm harcama birimlerine eğitimler verilmiş düzenlemelr yapılmış ve sonunda da İSKOP finans sistemi üzerine kurularak bu dönüşümün bile tek başına yeteceği bir proje sonucuna ulaşılmıştır.
Personel sistemi baştan sona analiz ve tasraımları yapılarak entegre merkezi yönetimli bir sisteme İSKOP ERP içinde geçilmiştir. Personel sisteminde eski kopuk maaş bordro sistemi eRP içine alınmıştır.
Doküman yönetim sistemi ile elektronik imza sistemi kurulmuş ve devreye alınmış ancak devir alan ekip tarafından ötelenmiştir.
Taşınır Mal Yönetiminde tüm sistem alışkanlıklar ile beraber değiştirilmiş yepyeni bir lojistik sistemine geçilmiştir. Yazılımdan ziyade öncelikle kültür ve yapılanma değiştirilmiş üzerine de yazılım kurulmuş ancak adaptasyon çalışmaları sırasında devredilen ekip hızlı ilerleyememiştir.
ERP tabanlı satınalma sistemi entegre sistemleri tamamlanmadığı için devreye alınmayı beklemektedir.
Taşınmaz kaynak yönetim sistemi tamamlanmış ancak henüz devreye alınmamıştır.
İSKOP kapsamında sayısız ara ve küçük uygulamalar geliştirilmiş isuzem.com sitesinde devreye alınarak, adaptasyon, eğitim, geçiş ve tasarım amaçlı hazırlık veya dönüşüm sonrası kapatılacak projeler tamamlanmıştır.
Bu kapsamda Türkiuyedeki yaklaşık 40 Üniversite ile beraber İstanbul Üniversitesi hastnelerinin performans sistemi tasarlanmış eğitimler verilmiş uygulamalar yapılmış ve yazılımlar geliştirilmiştir. Sadece bu bir katma değer açısından tüm projeyi takdire değer bir başarıdır.
Kalite ymnetim ve denetim sistemleri geliştirilmiş ve sürekli denetim kültürü oluşturulmuştuır. Her ne kadar denetlenenler bundan hoşnut olmasa da bu bir otokontrol sistemi olarak zayıf noktalarımızı tespit edip geliştirme projesidir.
Bunların dışında birçok araştırma geliştirme faaliyeti yapıldığı ve bazılarından vaz geçildiğide projede üretilen hizmet ve ürünlerin genişliği ve çeşitliliğinin ispatıdır.
TÜM BU İDDİALARA VERDİĞİMİZ CEVAPLARDAN SONRA ŞU SÖZÜ HATIRLIYORUM.
Bu ülkede birine madalya takmak için gerçekten büyük bir şey yapması gerekmez. Yine bir kişiyi bu ülkede asmak için suçlu olması da gerekmez.
Kurumsal hafızamız zayıf olduğundan eminim kurumdaki birçok kişi bu kadar yapılan işi, bu yazıyı okuduktan sonra unutmuş olduğunu hatırlayacaktır.
Bana faydalı olmak uğruna bu fırsatları sağlayan ve güvenen Sayın REKTÖRÜME sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bu durumlar görevden almamdan yaklaşık 1 sene önce görüp rektör yardımcılığını bırakmam istememi kabul etmediğinden 1 sene daha göreve devam ettim ama sonunda kendisi de bana hak verdi ki görevden ayrılmama rıza gösterdi. Görevden ayrılmam ve yürüttüğüm işleri devretmem dolayısı ile bana gönül koyan tüm dostlardan da bunları okuyarak ayrılmak istememde bana sonradan hak vereceklerini düşünüyorum.