suskunluğun dili

0 views
Skip to first unread message

hale yetiş

unread,
Sep 28, 2006, 2:51:49 PM9/28/06
to





Son zamanlarda sizi her zamankinden daha da suskun görüyorum.
Konuşmanın bir
yerinde susuyor ve sözünü ettiğimiz dünyadan tamamen kopuyorsunuz.
Âniden
sessizleşiyor ve tümüyle çekiyorsunuz kendinizi yanımızdan.
Bizler,
konuşmanın orta yerinde usulca pencerelerinizi kapatıvermenizi
görmezden
geliyor ve kaçıp gitmenizi hiç fark etmemiş gibi sözlerimizi
sürdürüyoruz.
Görünüşe göre bizim bu aldırışsız tavrımız, sizi pek
rahatsız da etmiyor.
Hatta, kendi içinize kapandıktan sonra, bizim varlığımızla en
ufak bir
ilginizin kalmadığı bile söylenebilir. Kapalı kaldığınız o
süre içinde, çok
muhtemeldir ki siz sadece kendinizle konuşuyorsunuz ve orada bir
ikinci
konuşmacıya da pek yer yok. Aslında ben sizi çok iyi anlıyorum.
Kendinizi
bir anda sürüp giden bütün bu kuru gürültünün içinden çekip
alabilme
yeteneğiniz, bende tarifi güç bir hayranlık duygusu uyandırıyor.
Doğrusunu
isterseniz, sizdeki bu inanılmaz yeteneğin bende de olmasını çok
isterdim.
Ama korkarım yok ve ben böyle bir yeteneği sonradan edinebilecek
kadar
heyecan dolu bir insan da değilim. Ben daha çok sözlerin
kalabalığında
gizlemeye çalışıyorum kendimi. İnanın en az sizin kadar
yoruluyorum
yaşamaktan ve en az sizin kadar istiyorum herşeyin kısa bir zaman
için bile
olsa biraz dışına çıkabilmeyi. Başarabildiğim kuşkulu... Ama
ben yine de
deneyip duruyorum. Sözlerin ençok sıradanlaştığı, anlamlarından
ençok
soyunduğu anlarda sahne alıyor ve dakikalar boyunca lafı kimseye
bırakmayarak konuşuyorum. Sanırım bunu yaparken pek de
zorlanmıyorum. Çünkü
benim bu konuşkan sessizliğimi inandırıcı buluyor herkes. Kimse
aslında o
anda orada olmayabileceğim ihtimalini aklına getirmiyor. Sizin suskun
firarlarınız nasıl görmezden geliniyorsa, benim bu gürültülü
kayboluşlarım
da o kadar gizlenebiliyor gözlerden. Aradaki tek fark, sizin umursamaz
asaletiniz... O kadar kendiniz gibi çekiliyorsunuz ki aramızdan;
içten içe
farketsek bile yokluğunuzu, bir şey koyamıyoruz yerinize. Oysa ben o
anlamsız tiradlarımı kestiğim anda, lafı alıp aynı çamurlu
yollardan
geçirecek birileri bulunuyor mutlaka. Hepimizin paçaları çamurlu
oluyor bu
yüzden. Bir tek siz bunun dışında kalıyorsunuz. Âni
kopuşlarınız ve ısrarla
görmezden gelinen o çok çarpıcı suskunluğunuz sizi ayırıyor
hepimizden.
Bütün bu hengame sona erdiğinde, aramızda sadece sizin gerçekten
söylenmiş
birkaç sözünüz olduğunu görecek ve muhtemelen acıyacağız bu
yüzden
kendimize. İçinizde neler oluyor, böyle dakikalar boyunca kendinizle
neler
konuşuyorsunuz, bilemiyorum. Ama gözlerinizdeki derinliğin her
geçen gün
biraz daha arttığına bakılırsa, her söylediğiniz yer ediyor
ruhunuzda.
Dilinizdeki sükunetin izlerini, dilinize oranla biraz daha konuşkan
bulduğum
gözlerinizde arıyorum ben bu yüzden. Göz kapaklarınız,
sözlerinizi
kilitleyen dudaklarınız kadar mahir değiller laf aramızda.
Ağzınızdan
kaçırmadığınız sözcüklerin bir kısmı gözlerinizden
kaçıveriyor. Sizin
hakkınızda söylediğim bunca şeyin altında, gözlerinizden
topladığım bu
ipuçları yatıyor anlayacağınız. Sizi doğru anlayıp
anlamadığımı bilmiyorum,
ama bu çok da önemli değil! Önemli olan insanların içinde
yaşayan bir
insanın, insanların dışında ve kendi içinde bir yerlerde daha
dönüp
durduğunu farkedebilmektir. Bunu farketmek, şunu söyleyebilmeye de
imkan
veriyor çünkü:
*Suskunluklar, yalanı olmayan konuşkanlıklardır. *

*GÖKHAN ÖZCAN*



--
***h@le***
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages